"Sosyal Bilimlerdeki Temel Kavram ve İlkelerle Düşünme Gücü" ile ilgilidir



Yüklə 127,61 Kb.
tarix18.06.2018
ölçüsü127,61 Kb.










SÖZEL BÖLÜM
Eşit Ağırlıklı ÖSS puanınızın yüksek olmasını istiyorsanız Sözel Bölüme 90 dakika ayırmanız yararınıza olabilir. Sözel Ağırlıklı ÖSS puanınızın yüksek olmasını istiyorsanız Sözel Bölüme biraz daha fazla zaman ayırabilirsiniz.

Bu bölümdeki sorularla ilgili cevaplarınızı, cevap kâğıdınızdaki “SÖZEL BÖLÜM”e işaretleyiniz.

“Sosyal Bilimlerdeki Temel Kavram ve İlkelerle Düşünme Gücü” ile ilgilidir.

Son 45 Soru

“Türkçeyi Kullanma Gücü”,



İlk 45 Soru

DİKKAT! BU BÖLÜMDE CEVAPLAYACAĞINIZ TOPLAM SORU SAYISI 90’DIR.

  1. Aşağıdaki cümlelerin hangisindeki altı çizili söz- cükler anlamca birbirine en yakındır?





    1. Bir süre sonra kendisi de bu akımın, bu tartışmanın içinde yer almıştı.




    1. Bu kitapları, belirlediğiniz ölçütlere göre seçin, ayırın.




    1. Kendisine yapılan bu haksızlığı, bu saygısızlığı içine sindiremiyordu.




    1. Bütün bunları, kendisinin yerine, önüne geçmek isteyenler düzenliyordu.




    1. Bu makineler ötekilere göre daha kullanışlı, da- ha pahalıdır.



  1. Aşağıdakilerin hangisinde, “barınmak” sözcüğü- nün anlamıyla kullanımı birbirine uymamaktadır?


Anlam Kullanım


    1. Bir yerde yaşamak, Burası, yılın her mev- yaşamını sürdürmek. siminde gemilerin barı-

nabileceği bir yerdi.

    1. Çevresiyle uyumlu, Çalıştığı yerlerin hiç- dirlik içinde yaşamak. birinde barınamadı.




    1. Bir yerde etkili olmak, Çağdışı anlayışların gelişecek ortam bulmak. burada barınamayaca-

ğını görmüştü.

    1. Doğa etkilerinden korun- Soğuk havalarda ba- masını sağlayacak bir rınmak için kendine yere sığınmak. kuytu bir yer arıyordu.




    1. Yerleşmek için uygun Koskoca kentte bir yer koşullar bularak oturmak. bulup barınamadılar.

  1. Sözünü dinletmeyi sever, bunu başaramadığında si- nirlenip hırçınlaşırdı. Bunun için, hemen her zaman, hem çevresindekilerin kendisine, hem de kendisinin çevresindekilere karşı davranışlarında ipleri kendi istediği gerginlikte tutmayı başarırdı.

Yukarıda geçen “ipleri kendi istediği gerginlikte tut- mayı başarmak” sözüyle anlatılmak istenen aşağı- dakilerden hangisidir?


    1. Çevresindekilere, kendi görüşlerinin doğruluğu- nu kanıtlamak




    1. İsteklerinin gerçekleşmesi için her yola başvur- mak

    2. Her konuda kendisini bilgili ve yeterli görmek

    3. İnsanlarla olan ilişkilerini, kendi ölçütlerine göre yönlendirmek




    1. Kendini, olduğundan daha güçlü göstermeye çalışmak


  1. Ailede tüm yükümlülükleri üzerlerine alan, çocuklarını her türlü sorumluluktan uzak tutan anne babalar ---- bireyler yetiştirirler.

Yukarıdaki cümlede boş bırakılan yere aşağıdaki- lerden hangisi getirilebilir?


    1. her bakımdan kendilerine benzeyen

    2. işini seven, görevlerinin bilincinde olan

    3. bulundukları her ortama kolayca uyum sağlayan

    4. karşılaştıkları güçlükleri yenmek için her türlü yola başvuran

    5. yaşamını biçimlendiremeyen, başkaları tarafın- dan yönetilmeyi bekleyen





Diğer sayfaya geçiniz.

1





  1. Birçok sanatçının sanat dünyasından silinip gitmesi- nin nedeni ----.

Bu cümle, düşüncenin akışına göre aşağıdakiler- den hangisiyle sürdürülemez?





    1. gelişme ve değişmelere uyum sağlayamama- sıdır

    2. her geçen gün yeni sanatçıların ortaya çıkma- sıdır




    1. kendisini sanatına bütünüyle vermemiş olma- sıdır

    2. yeni ve özgün yapıtlar ortaya koyamamasıdır

    3. çağın gereklerine ayak uyduramamasıdır




  1. Tiyatro eleştirmeni, izlediği oyunun en çarpıcı, en be- lirleyici yönlerini yakalayıp belgeler.

Aşağıdakilerden hangisi, bu cümleye anlamca en yakındır?





    1. Tiyatro eleştirisi yazma, öteki eleştiri türlerinden daha güçtür.

    2. Tiyatro eleştirmeni, bir oyunu her izleyişinde oyunun farklı bir özelliğini yakalar.




    1. Tiyatro eleştirisi, oyunun ayırıcı ve etkileyici yanlarına yönelik düşünceler içerir.

    2. Tiyatro eleştirisi, belirli ölçütlere bağlı kalmayı gerektirir.




    1. Tiyatro eleştirisi yazmak için oyunu birkaç kez izlemek gerekir.



  1. Halk şiiri doğal ve içtenlikli bir anlatım üzerine temel- lenir.

Aşağıdakilerden hangisi, bu cümleye anlamca en yakındır?





    1. Halk şairi, sözünü şiire dönüştürürken içinden geldiği gibi söyler.




    1. Aşk, halk şiirinde en çok işlenen konulardan bi- ridir.




    1. Halk şiirinin sazla, sözle, daha doğrusu müzikle sıkı bir kan bağı vardır.




    1. Halk şiiri, halkın içinde bulunduğu somut koşul- ların ürünüdür.




    1. Halk şairi, şiirlerinde, halkın acılarını, çilelerini yansıtır.

  1. (I) Roman yazarken konuşmalara yer vermek çoğun- lukla kaçınılmazdır. (II) Hatta salt konuşmalardan olu- şan romanlar bile vardır. (III) Bu romanlarda herhalde amaç, tip yaratmaktır. (IV) İki satırlık bir konuşma, bir karakteri on sayfalık bir betimlemeden daha başarılı bir biçimde çizebilir. (V) Bunun başarılı örneklerine M.Ş. Esendal’ın Ayaşlı ve Kiracıları adlı yapıtında rastlıyoruz.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisin- de “karşılaştırma” yapılmıştır?


    1. I. B) II. C) III. D) IV. E) V.




  1. (I) Hiçbir şey ak ya da kara diye ayrılmaz onun ro- manında. (II) Mutluluklar, hüzünler, sevinçler, acılar iç içe yaşanır. (III) Bunları anlatırken mekanik kurgu- lardan, neden-sonuç ilişkilerinden özellikle kaçınır.

(IV) İzlediği bu yol, okurun, olaylara romancının gö- züyle bakmasını sağlar. (V) Roman boyunca, roman kişileriyle yazar arasında bir çatışma olmaz. (VI) Bu da kişilerin inandırıcılığını artırır büyük ölçüde.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangisi I. cümlede belirtilen görüşü destekleyici nitelikte- dir?

A) II. B) III. C) IV. D) V. E) VI.




  1. (I) Üç adasıyla Malta, Sicilya’nın güneyinde, Akde- niz’in ortasında. (II) Malta’nın üç adasından biri olan Gozo, ilginç kayalıkları, mağaraları ile birçok doğal güzelliğe sahip. (III) Adada ağaç olmadığı ve tarih boyunca dışarıdan getirildiği için, evlerin neredeyse tamamı taştan yapılmış. (IV) Zengin kireçtaşı yatak- ları, burada taş işçiliğinin gelişmesinin en önemli ne- deni. (V) Her köyün, kusursuz işçiliğe sahip kiliseleri, mimaride taşa mahkûm olmanın yansıması olarak yorumlanabilir.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde olumlu bir durum olumsuz bir ifadeyle anlatılmak- tadır?





    1. I. B) II. C) III. D) IV. E) V.




  1. (I) Geçen yıl yitirdiğimiz ressam ve dokuma sanatçı- sının eserleri, bu ayın sonuna değin İstanbul Sanat Galerisi’nde sergileniyor. (II) Bunlar, büyük bir sabır, beceri ve ileri bir teknikle oluşturulmuş. (III) Dokuma- larını adeta bir yağlıboya tuvaline dönüştüren sanat- çının esin kaynaklarını, kurumuş yapraklar, ağaç ka- bukları ve parşömen kâğıdı oluşturuyor. (IV) Tüm bu dokuların, renklerin ve tonlarının değişik anlamları var; sanatçı bunlarla hem gelişmeyi, hem de yaşa- mın sürekliliğini ve gelip geçiciliğini vurgulamak isti- yor. (V) Yapıtlarında yansıttığı yaşam kimi yönleriyle bugünün insanını da kuşatıyor.



Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden hangisi sözü edilen sanatçının, yaşama yönelik görüşünü içermektedir?


    1. I. B) II. C) III. D) IV. E) V.



  1. (I) Yaşamöyküsü yazma, birtakım ön çalışmalar yap- mayı gerektirir. (II) İlkin, yaşamöyküsü yazılacak ki- şiyle ilgili kaynaklar, belgeler saptanır; bunlar değer- lendirilir. (III) Bu yönden belgesel boyutludur ya- şamöyküleri. (IV) Kişinin mektuplarından, günlükle- rinden, anılarından yararlanılır. (V) Ayrıca, o kişinin eşinden, dostundan, onu tanıyanlardan bilgi alınır.

(VI) Bunlar yapılmadan oluşturulacak bir yaşamöy- küsü hem ilgi çekici olmaz, hem de kişinin yaşam serüvenini tüm boyutlarıyla kuşatmaz.

Bu parçanın I numaralı cümlesinde belirtilen dü-


şüncenin nedeni, kaçıncı cümlede açıklanmıştır?

A) II. B) III. C) IV. D) V. E) VI.



15. Sanatçının uzun süre yaşadığı bu ev (,) çocukları

I

tarafından müzeye dönüştürülmüş. Odalardan birinin



duvarlarında yer alan fotoğraflarla sanki bir soyağacı oluşturulmuş (.) Bir başka odada onunla bütünleşmiş

II
eşyalar sergilenmiş (:) küçük el radyosu, fotoğraf

III
makinesi, daktilosu, gözlüğü (...) Hastalığında ve

IV
ölümünden sonra gelen mektuplar ve telgraflarla (, )

V


  1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?





    1. Nasıl oldu da beni hatırlayamadı, bir türlü anla- yamadım.

    2. O kadar çok çalıştı ki havanın karardığını fark etmedi.

    3. Bugün sinemaya gidelim, yarında size geliriz.




    1. Yarınki toplantıya kimlerin katılacağı belli değil henüz.

    2. Geçmişte yaşanan tatsızlıkların unutulmasını istiyordu artık.




  1. Bir konuşmamızda ona, şiiri nasıl yazdığını sormuş- tum (I) Sorumu şöyle yanıtladı (II) “Önce bir rüzgârın taşıdığı tohum gibi küçücük bir şey düşer aklıma (III) Bu bir anlamdır, bir gerçektir, yaşam ilişkilerimizde öz denebilecek bir durumdur (IV) Yani esin denilen şeydir bu (V)”

Yukarıdaki parçada numaralanmış yerlerden han- gisine ötekilerden farklı bir noktalama işareti ge- tirilmelidir?


    1. I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

kitapları da camekânlı dolaplarda saklanıyor.

Yukarıdaki parçada, numaralanmış noktalama işaretlerinden hangisi gereksiz kullanılmıştır?

A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.


  1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “zor” sözcüğü, sözcük türü bakımından ötekilerden farklıdır?





    1. Zor işleri hep bana yaptırıyorsun, diye yakını- yordu.

    2. İstemeden zor bir çalışmanın içine girmişti.

    3. Terlemiş, çok yorulmuştu, zor yürüyordu.




    1. Öğretmenliğin zor bir meslek olduğunu anlamış- tı.

    2. Zor günler geride kaldı; rahat edeceğiz artık, di- yordu.



  1. Yeryüzünde İstanbul kadar güzel bir kent bulmak çok güç.

Bu cümle ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?





    1. Ad cümlesidir.

    2. Bileşik sözcük kullanılmıştır.

    3. Adeyleme yer verilmiştir.

    4. Belgisiz sıfat kullanılmıştır.

    5. Bağlaç vardır.



  1. Aşağıdaki cümlelerden hangisi özne ve yüklem- den oluşmuştur?





    1. Yazınsal türlerin birbirine benzeyen ve birbirin- den ayrılan yönlerini belirlemek zordur.




    1. Her yazı ya da yazınsal yaratı, insanoğlunun düşünce ve duygu evrenini zenginleştirir.

    2. Dilsel ürünlerin amacına ulaşması doğru algı- lanmalarını gerektirir.




    1. Her yazıda, dil ve anlatım yönünden bir bütün- lük olmalıdır.




    1. Yazınsal türlerin, donmuş, kalıplaşmış bir yapı- ları olduğunu kimse söyleyemez.


  1. Ozan, düşünceyi duygu haline dönüştürünceye kadar yoğurur.

Aşağıdakilerin hangisinde, öğelerin sıralanışı bu cümledekiyle aynıdır?





    1. Eleştirmenler, dilciler, şiirde sözcüklerin gerçek anlamlarından çok, yan anlamlarının kullanıl- dığını söylerler.

    2. Şiir, duyguları etkileyerek akıl gücünü baskı altına alır.

    3. Şiir, duyular aracılığıyla dünyayı okura tanıtır.

    4. Her çağ, kendi şiirini, ikinci bir dil yaratarak oluşturur.




    1. Şairler, sözcüklerin anlam alanını genişletmeye çalışırlar.




  1. Önce baygın bir iniltiydi yamaçtan duyulan, Sonra bir gölge belirmişti kuş uçmaz yoldan; Köyümün titreterek bağrı yanık toprağını İnliyor, baktım, uzaktan görünen bir kağnı...

Bu dizelerde aşağıda verilen ses olaylarından hangisi yoktur?





    1. Ünlü düşmesi B) Ünsüz düşmesi

C) Sert ünsüz yumuşaması D) Ünlü daralması

E) Ünsüz benzeşmesi


  1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bo- zukluğu vardır?





    1. Uzun süre ayakta kalabilmesi için bu yapı, ne- me dayanıklı cam, kireç ve tuğla tozundan olu- şan harçla yapılmıştır.




    1. Bir kamu kuruluşuna ait sevimli konukevinin önünde fotoğraf çektirdikten sonra oradan ay- rıldık.




    1. Oraya gitmeye karar verirseniz, bu gezi için en az iki gün ayırmanız gerekir.




    1. Her sabah erkenden kalkarak açık havada yü- rüyüş yapmanın kalp sağlığını olumlu yönde et- kilediğini öğrendik.




    1. Adaylar yirmi beş yaşından büyük olmalı ve sağlık kontrolünden geçmiş olması gerektiğini söyledi.


  1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bo- zukluğu vardır?





    1. İlk karşılaşmamızda bana bu kadar yakınlık göstermesine çok şaşırmıştım.




    1. Bu kadar yetenekli bir çocuğu, sanata yönlen- dirmekle çok iyi bir iş yaptığını düşünüyorum.




    1. Geçirdiğim rahatsızlığı, büyük bir başarıyla ameliyat ederek sağlığıma kavuşturdu.




    1. Bu aşamada, olayları doğal akışına bırakmanın doğru olacağı kanısındaydı.




    1. Aralarındaki sorunların görüş farklılıklarından kaynaklandığını biliyordu.



  1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bo- zukluğu vardır?


    1. Takımlardan biri, ötekinin bitmek bilmeyen kar-

şılıklı saldırılarına daha fazla dayanamadı.

    1. Maçlarda, taraftarların çıkardığı olaylar spora gölge düşürüyor.




    1. Sağlıklı kalabilmenin temel koşullarından biri de spor yapmaktır.




    1. Son yıllarda kimi takımlar, Avrupa takımlarıyla yaptıkları maçlarda yüzümüzü ağartıyor.

    2. Ancak düzenli olarak yapılan spor yararlı olur.



  1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bo- zukluğu vardır?





    1. Bu anlaşmazlıkların giderilmesi için zamana ge- rek var.




    1. Bu konunun, öncelikle ve ayrıntılı bir biçimde ele alınması gerekiyor.

    2. Üyeler, onunla ilgili görüşlerini daha sonra açık- layacaklarını belirttiler.




    1. Mimar ya da mimarlıkla ilgileniyorsanız bu kitabı okuyun.




    1. Herkesin yaşamında birtakım sorunlar olduğunu hepimiz biliriz.



  1. (I) Mektup on altıncı yüzyıla kadar salt haberleşme amacıyla kullanılıyor, bu anlamda bir tür gazete görevi de yapıyordu. (II) On altıncı yüzyıldan son- ra ise söz konusu görevinin yanı sıra, duygu ve düşünceler de mektuplar aracılığıyla paylaşılma- ya başlandı. (III) Goethe’nin ciltler dolusu özel mektupları, Schiller’in yazışmaları, Gogol, Puşkin, Byron’ın unutulmaz mektupları bunlar arasında sayılmaya değer niteliktedir. (IV) Candide yazarı Voltaire’in yazdığı mektuplar öğüt vermek, danış- mak, bilgi almak, yapıtlarını tanıtmak gibi değişik amaçlar içerir. (V) Bu büyük ustanın en başarılı mektuplarıysa, duygularını paylaşmak için yazdığı mektuplardır. (VI) Bunlar, özentiye kaçmadan, ya- paylığa düşmeden, içten geldiği gibi yazılmış mek- tuplardır.

Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragrafın kaçıncı cümleyle başlaması uygun olur?





    1. II. B) III. C) IV. D) V. E) VI.




  1. (I) Sonbahar, kendisinden sonra gelecek kış mevsi- minin gizli telaşını yaşatıyor doğaya. (II) Amasra’da bir Roma yapıtı olan Kuşkayası Yol Anıtı sarı bir ör- tüyle kaplanıyor. (III) Hasankeyf’teki Artukoğulları za- manından kalma cami, minaresindeki son leyleği yol- cu ediyor. (IV) Kaçkarlarda yağmur fazla mesai yap- maya başlıyor. (V) Bolu Dağları’nda, Istrancalarda gezinirken yerlerde ağaç gövdelerinin hüzünlü yüzle- rini, acılı bakışlarını görüyoruz.

Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde insana özgü bir nitelik doğaya aktarılmamıştır?





    1. I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

  1. (I) O, yaşamı yaşayarak öğrenmiş bir yazar. (II) De- neyimlerini ve gözlemlerini herkesle paylaşmış.

(III) Kendi kendine öğrendiği üç yabancı dili de iyi derecede konuşabilecek düzeye erişmiş. (IV) Öğret- menlik yapmış, siyasetle uğraşmış, yurtiçi ve yurtdı- şında birçok yeri görmüş. (V) Kimi roman ve öyküleri ancak ölümünden sonra yayımlanabilmiş. (VI) Gezdi- ği, gördüğü yerlerin yöresel renklerini büyük bir usta- lıkla yapıtlarına yansıtmış.

Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?


A) II. B) III. C) IV. D) V. E) VI.

  1. Yazın değeri taşıyan bir roman, bir öykü, bir oyun, yaşam çevremizi genişletir; içinde bulunduğumuz gerçek dünyanın dışına çıkarır bizi. ---- Tam tersine gerçekleri değişik bir gözle görmemizi, olaylara farklı açılardan bakmamızı sağlar.

Bu parçada boş bırakılan yere, düşüncenin akışı- na göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?





    1. Bu, elbette, bir kaçış ya da kendi gerçeklerimiz- den kopuş değildir.




    1. İç gerilimlerimizden, sıkıntı ve bunalımlarımız- dan büyük ölçüde kurtarır.

    2. Okuma, insanı her türlü tutkudan kurtararak özgürleştirir.




    1. Okuyan bir kişi, bütün bilgi eksikliklerini gide- rebilir.




    1. Okunan her kitap, iç zenginliğini artırır, duygu- ları harekete geçirir.



  1. Bence resmin farklı bir sunuluşunun olması gereki- yor. Daha geniş çevrelerce izlenebilmesi için bugün- kü koşulların düzeltilmesi, ayrıca daha sık sergiler açılması gibi öneriler geliyor aklıma.

Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisinin yanıtı olabilir?





    1. Resim piyasasında çok yüksek ücretler söz ko- nusu; bunun nedenini açıklayabilir misiniz?

    2. Sergilerde en iyi parçalar satılıyor; geriye kalan- lar için nasıl bir değerlendirme yapabilirsiniz?




    1. Resimlerin, ilginç olduğu ölçüde izleyici topla- dığı söyleniyor; sizce bu doğru mudur?

    2. Bir ressamın başarılı olmasının ölçüsü, resimle- rinin çok satılması mıdır?




    1. Günümüzde, resimlerin yalnızca müze benzeri yerlerde sergilenmesini nasıl karşılıyorsunuz?




  1. “Gençliğimde okuduğum kitapları yeniden okuyacak yaşa geldim.” demiş bir yazar. Ne kadar doğru! On ya da yirmi yıl önce okuduğumuz bir kitabı yeniden eli- mize aldığımızda ya da eski bir filmi tekrar izlediği- mizde ne kadar değişik izlenimler ediniyor, nasıl da farklı yorumlara varabiliyoruz! Aynı durum, kuşkusuz, tiyatro için de geçerli. On yıl önce izlediğimiz bir oyu- nu, aynı yönetmenin on yıl sonraki yorumuyla seyre- derken, bu gerçeği daha iyi algılıyoruz.

Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakiler- den hangisidir?





    1. Değişik sanat yapıtları temelde benzer nitelikler taşır.




    1. Tiyatro yönetmenleri aynı oyunu zaman zaman farklı yorumlarla sunarlar.




    1. Yazarlar yaşlandıkça yaratma güçleri artmakta- dır.




    1. İnsanların bakış açıları, değerlendirme ölçütleri yaşla birlikte değişmektedir.




    1. Tiyatro yapıtları, değişik biçimlerde yansıtılma- ya uygundur.



  1. Akşam yemeğinde sessizlik vardı. Büyükler, yemek yer gibi görünüyorlardı; ama pek bir şey yedikleri yok- tu. Biz çocuklara, bir an önce yemeğimizi bitirip ma- sadan kalkmamız söylendi. O günden sonra yaşamı- mız değişmişti. Babaannemin eğlenceli tekerlemeler söylediği, annemin zarafet ve güzellikle renklendir- diği, lezzetli yemeklerin sohbet ve kahkaha ile yendiği o akşamlar nerede kalmıştı?

Bu parçada anlatılan aile üyelerinin içinde bulun- duğu durum, aşağıdakilerden hangisiyle nitelen- dirilebilir?


    1. içekapanık – gururlu B) kırgın – görgülü

C) tedirgin – sıkıntılı D) huysuz – kaderci

E) saygılı – utangaç



  1. Yazı dediğimiz büyülü şekiller, önceleri taşın, kilin, kemiğin, ipeğin, bambunun üzerinde binlerce yıl oya- landı. Sonra papirüsün, parşömenin, derinin üzerinde epeyce konakladı. Daha sonra asıl büyük birikimini sağladığı kâğıt üzerinde ışıltılarla dolaştı. Günümüz- den otuz kırk yıl önce, elektronik devreler arasında gözle görülmez küçücük mekânlarda istiflendi. Böy- lece, aynı anda dünyanın bir başka köşesinde görü- lebilen bir nitelik kazandı.

Bu parçada, yazıyla ilgili olarak vurgulanmak iste- nen aşağıdakilerden hangisidir?


    1. Ne gibi değişmeler geçirdiği

    2. Uygarlığın gelişmesini sağladığı

    3. Hangi gereksinimler sonucunda ortaya çıktığı

    4. Kâğıdın bulunuşundan nasıl etkilendiği

    5. Günümüzde önemli bir iletişim aracı olduğu



  1. Roman yazarı, romanındaki kişilerin düşüncelerine, duyarlıklarına ortak olmalı, onlar gibi düşünmeli, onlar gibi duyumsamalıdır yazarken. Özellikle bizim toplu- mumuz için geçerli bir yöntemdir bu; çünkü Anadolu insanının yüzyıllardan beri süzülüp gelen bir yaşam biçimi; doğaya, insana, topluma, kendine özgü bir bakışı vardır. Bunun bütün yönleriyle romanlaştırıl- masının, açık, anlaşılır, özlü bir anlatımla okura ulaş- tırılmasının gereğine inanıyorum. İşte romanlarımda yapmaya çalıştığım, budur bir bakıma.

Bu parçadan, romancılarla ilgili olarak aşağıdaki yargıların hangisi çıkarılabilir?


    1. İçinde bulunduğu toplumu yönlendirmelidir.

    2. Kendisini roman kişileriyle özdeşleştirmelidir.

    3. Okurun düzeyini iyi belirlemelidir.




    1. Her romanında, farklı yaşam biçimlerini yansıt- malıdır.

    2. Toplumun tarihsel gelişimini göstermelidir.




  1. Öykülerimdeki anlatıcıyı ben olarak düşünmeseniz iyi olur. Bir öyküdeki sevgili, ille de yazarın sevgilisi de- ğildir. Elbette bir küçük yaşantıdan, yaşanmış, gerçek anlardan da yola çıkarak öyküler, romanlar yazılabili- yor; ama yazarın çizdiği görüntülerin ille de yaşan- mış olması gerekmez. Önemli olan, okuru, bu görün- tülerin gerçekliğine inandırması, onu bu görüntülerin içine çekmesidir.

Bu parçaya göre, öykünün en önemli niteliği aşa-


ğıdakilerden hangisidir?


    1. Yazarın, başından geçenleri, başkalarının öykü- süymüş gibi anlatması




    1. Yaşanmış olaylardan bir seçme yapılarak bun- ların anlatılması

    2. Yazarın, yaşadıklarını değiştirerek vermesi




    1. Gerçek olayların, gerçek olmadığı izlenimi bıra- kacak biçimde yansıtılması




    1. Olayların, okuyucuda, yaşanmışlık duygusunu uyandıracak biçimde anlatılması




  1. Gençlere, kendi kalıplarımıza göre düşünmeyi öğret- mek, yalnız onlar için değil, bütün toplum için zararlı bir tutum. Şunu unutmamak gerekir: Birtakım temel kavramları verirken onlara kendi değer yargılarımızı da benimsetmeye çalışırsak belki söz dinleyen bir kuşak yaratabiliriz; kendi değerlerimize göre yetiştir- diğimiz gençleri kurulu düzenin savunucuları olarak görebiliriz. Fakat düşünmeyi öğrenmeden yetişen genç, günü gelir, öğretilenlerin dışında, yeni durum- larla karşılaştığında şaşırır, kendine güvenemez ve yaşamın akışı içinde bir yandan öte yana savrulur durur.

Bu parçada, gençlerle ilgili olarak anlatılmak iste- nen aşağıdakilerden hangisidir?





    1. Büyükleri örnek almalarının sorun yarattığı

    2. Yanlış yapa yapa doğruya ulaşacakları

    3. Değişik görüşler öne sürmelerinin kuşak çatış- masını ortaya çıkaracağı




    1. Düşünce ve davranışlarında özgür olacak bi- çimde eğitilmeleri gerektiği

    2. Üzerlerindeki baskının, her şeye karşı koyan kişiler olmalarına yol açtığı

  1. Dört beş yaşlarında bir çocuk ağaca tırmanıyor. Onu izleyen annesi, çocuğa: “Dikkat et, in, düşersin.” de- miyor. “Ağaçtan düşersen ne olabileceğini düşünüyor musun?” diyor.

Yukarıda sözü edilen annenin yapmak istediği aşağıdakilerden hangisidir?


    1. Çocuğu korkutmaktan kaçınmak




    1. Ağaçtan düşüp, çocuğun bundan ders almasını sağlamak




    1. Çocuğu, durum üzerinde düşündürerek ona doğruyu buldurmak

    2. Söz dinlemesi gerektiğini çocuğa anlatmak

    3. Kendine güvenmesinin önemli olduğunu çocuğa anlatmaya çalışmak



  1. Bir paragrafı anlayarak okumak, bir matematik prob- lemini çözmeye benzer. Bir problemi çözmek için onu oluşturan öğeleri değerlerine göre kullanmak, arala- rındaki bağlantıyı doğru kurmak bir zorunluluktur. Bu- nun gibi bir paragrafı anlamak için de onu oluşturan sözcüklerin anlamını doğru algılamak, birbirleriyle bağlantılarını bulmak gerekir. Ayrıca, yansıttıkları dü- şünceyi ve düşünsel düzeni görmek de bir gereklilik- tir.

Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?





    1. Düşünceler sözcükler aracılığıyla dile getirilir.

    2. Okunanların anlaşılmasında sözcüklerin yeri ve bunlar arasındaki ilişki önemlidir.




    1. Matematik problemlerinin çözümünde temel olan, okuduğunu anlamadır.




    1. Duygu ve düşüncelerin eksiksizce anlatımı, bunlara uygun sözcükler bulmayı gerektirir.




    1. Her alanın, kendine özgü anlamlar içeren söz- cükleri ve kuralları vardır.




  1. Anadili, onu kullanan bireyler arasında köklü sevgi bağları oluşturur. Bilinçaltına dek uzanarak kişinin iç varlığını kuşatan bu bağlar, toplumsal yaşamda çok gerekli olan güven duygusunun da kaynağıdır; çünkü birbirini sevip sayan, birbirine güven duyan bireylerin oluşturduğu bir toplumda, bireylerin gelecek korkusu olmaz.

Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?





    1. Anadilinin, ortak duygular oluşturmada çok önemli bir işlevi olduğu

    2. Kişilerin yetiştikleri ortamla benlikleri arasında sıkı bir ilişki bulunduğu




    1. Anadilindeki ses özelliğinin kişilerin düşünce ve duygularını etkilediği

    2. Aynı dili kullanan kişilerin, aynı doğrultuda dü-

şünebileceği

    1. Anadili eğitimine ağırlık vererek ulusal duyguları pekiştirmek gerektiği



  1. Evimin penceresini tümüyle kapatan kiraz ağacı, ön- ceki sabah birden duvağını takıp pencereden içeri uzandı. Ak çiçekleriyle el öpmeye geldi sanki. Neden- dir bilmem, her yıl içimde bahar sevinçleri tutuşturan kiraz ağacı, bu yıl beni yalnızca kederlendiriyor, yal- nızca hüzün veriyor bana. Duvak takmış kiraz ağacı- na gülümsemek nedense bir türlü gelmiyor içimden.



Bu parçadan, kiraz ağacıyla ilgili olarak nasıl bir sonuç çıkarılabilir?





    1. Bu yıl daha erken, daha çok çiçek açmıştır.

    2. Duyguları etkileme gücü azalmıştır.

    3. Çiçeklerindeki renk zenginliği şaşırtıcıdır.

    4. Evin dış dünyayla bağlantısını engellemektedir.

    5. Olumsuz çağrışımlar uyandırmaktadır.

  1. Bilim dili, nesnel bir dildir; çünkü terimlerle kurulur, te- rimlerle oluşur. Terimlerin de açık, anlaşılır, aydınlık olması gerekir. Bunun da baş koşulu, terimlerin, an- lamları herkesçe bilinen sözcüklerden yapılmasıdır. Böyle olmazsa bilim dili, anlaşılmaz; karmaşık bir gö- rünüm alır. Bu yüzden, bilim adamları arasında tam bir anlaşma olmaz. Ayrıca, bilim ürünlerini geniş halk yığınlarına iletmek de olanaksızlaşır.

Bu parçada, terimlerle ilgili olarak aşağıdakiler- den hangisine değinilmemiştir?





    1. Anlamlarının kişiden kişiye değişmemesine

    2. Dilin sık kullanılan sözcüklerinden oluşturulma- sına

    3. Bilimsel iletişimi sağlamasına

    4. Bilimsel çalışmaları geliştirip hızlandırmasına

    5. Güç anlaşılan bir yapıda olmamasına




  1. Bir edebiyatçı değil, bir toplumbilimciydi. Toplumbili- min bilim olarak yeni yeni oluşmaya başladığı bir dö- nemde yaşamıştı. Bir müzisyenin çelişkili dünyasını inceleyerek ilginç bir yapıt oluşturdu: “Mozart: Bir Da- hinin Sosyolojisi Üzerine”. Bu yapıtında, müzisyeni, toplumbilimin kendine özgü yöntemleriyle anlatmaya çalışıyor. Yer yer bir bilimsel belge niteliği taşıyan ki- tap, bir dahinin insana özgü, değişik durumlarını yan- sıtıyor. Ayrıca, bir insanın çaresizliğini dile getirerek, bunu yaşanmış örneklerle zenginleştiriyor.

Bu parçada tanıtılan yazarla ilgili olarak aşağıda- kilerin hangisinden söz edilmemiştir?





    1. Nesnel, kanıtlanabilir bilgiler verdiğinden

    2. Yapıtının etkileyici nitelikler taşıdığından

    3. Bütün yapıtlarını aynı yöntemle oluşturduğun- dan

    4. Anlattıklarının gerçeklere dayandığından

    5. Ele aldığı kişiyi, farklı özellikleriyle yansıttığın- dan




  1. Yazar, öykülerinde, insanın insanla, insanın gelenek- lerle çatışmasını, günlük yaşamın akışı içinde, abar- tısız ve sevecen bir yaklaşımla ele alır. Anlattıkları, olağanüstü olaylar, olgular, durumlar değildir. Dün- yanın herhangi bir ülkesinin bir yöresinde, bu öyküler- dekine benzer yaşamlar hâlâ vardır. Basit halk inanç- ları, etkili bir biçimde öykülerinin atardamarını oluştu- rur. Geçim derdi, biten sevgiler, öykülerden fışkıran renkli tablolardır.

Aşağıdakilerden hangisi, bu parçada sözü edilen öykücünün bir özelliği değildir?


    1. Ders vermeyi amaçlama

    2. Anlatımda doğallığı benimseme

    3. Sıradan öğeleri çarpıcı kılma

    4. Karşıtlıklardan yararlanma

    5. Folklorik öğelere yer verme




  1. Bana sorarsanız şiir ne yerdedir ne göktedir; insanın yaratıcılığındadır; çünkü otlar da, gökyüzü de birer araçtır ozan için. Nedenine gelince, ozan keşfetmez, icat da etmez; değiştirir, olabileceği tasarlar, olmaya- cağı dile getirir. Dahası, görüleni, görülmeyenle yeni- den kurar. Kurduğu bu dünyanın işe yarayıp yarama- yacağını hiç hesaba katmaz. O, yalnızca kendine öz- gü bir dille duygu ve düşüncelerini şiirleştirir.



Bu parçaya göre şair, şiirini yazarken aşağıdaki- lerin hangisine başvurmaz?





    1. Varlıkları farklı biçimlerde algılamaya

    2. Okuyucuyu bir düşünceye yönlendirmeye

    3. Alışılmış anlatım biçimlerinden kaçınmaya

    4. Gördüklerini düş gücüyle biçimlendirmeye

    5. Şiirlerini oluştururken doğadan yararlanmaya

  1. Edebiyatçı olmaya heveslenen gençlerin sayısı her geçen yıl artıyor. Bu gençler, hemen üne kavuşmak istiyorlar. Çalışarak beklemeyi göze alanların sayısı çok az. Öte yandan ülkemizde eleştirmenlerin sayısı da oldukça sınırlı. Bu yüzden onların bunca şairle, öykücüyle, romancıyla ilgilenebilmesi olanaksız. O zaman da kitaplarından söz edilmeyen, umdukları ilgiyi göremeyen genç yazarlar: “Eleştiri öldü; bizde eleştirmen yok!” diye yakınıyorlar. Aslında eleştiri ölmedi; ama bu gidişle ölecek!

Bu parçada sözü edilen gençlerle ilgili olarak aşa-


ğıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

    1. Herkesçe tanınmak istediklerine

    2. Eleştirmenleri suçladıklarına

    3. Sabırsız olduklarına

    4. Yapıtlarının düzeysiz olduğuna

    5. Edebiyata, giderek daha çok gencin ilgi duydu-

ğuna


  1. Bizim yazınımızda deneme türü oldukça cılızdır. Bu durum, dünya yazını için de geçerlidir. Hemen belirte- lim ki denememizin cılızlığı nicelikseldir. Yani dene- mecimiz az, deneme türünde yazılmış yapıtların sa- yısı sınırlıdır. Buna karşılık nitelik bakımından dünya yazınındaki seçkin deneme örnekleriyle rahatça boy ölçüşebilecek yetkinliktedir. Konu yönünden de in- sanoğlunu bütünüyle kuşatan bir çeşitlilik gösterir. Aynı şeyi, öteki yazın türleri için, örneğin roman için, tiyatro için söyleyemem.

Bu parçada, yazınımızdaki deneme türünün hangi yönü üzerinde durulmamıştır?





    1. Yazılanların sayıca azlığı

    2. İçerik yönünden zenginliği

    3. Başka türlere oranla daha ileri bir düzeyde ol- duğu




    1. Dünyadaki örnekleriyle yarışabilecek nitelikte olduğu

    2. Dil ve yöntem bakımından, yazılışının güçlüğü



Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə