Davranış; bireyin herhangi bir durum karşısındaki tepkileridir. Davranış kapsamındaki hareket ve etkinlikler iki başlık altında toplanmaktadır


Kültürün bir takım unsurları bulunmaktadır. Bu unsurların başlıcalar aşağıda sıralandığı şekildedir



Yüklə 446 b.
səhifə17/17
tarix17.09.2017
ölçüsü446 b.
1   ...   9   10   11   12   13   14   15   16   17

Kültürün bir takım unsurları bulunmaktadır. Bu unsurların başlıcalar aşağıda sıralandığı şekildedir:

  • 1. Tarih 8. Ekonomi ve teknoloji

  • 2. Aile 9. Politik ve siyasi hayat

  • 3. Dil 10. Bilim ve sanat

  • 4.. Ahlâk 11. Gelenek ve görenekler

  • 5. Eğitim süreci 12. Mimari eserler

  • 6. İnanç ve tutumlar 13. Hukuk

  • 7. Estetik 14. Din ve devlet



  • Kültürlerin toplulukları farklı davranış biçimlerine yönelttikleri, farklı kültürlerde yaşayan insanların benzer konulara aynı koşullar altında farklı tepkiler verdikleri gerçeği aşikârdır. Bu gerçeği açıklamada rol oynayan temel nokta “kültürel boyutlardır”. Hofstede tarafından yapılan “kültürel boyutlara” ilişkin sınıflandırma bu alanda temel sınıflandırmalardan birisidir. Hofstede kültürün boyutlarını dört başlık altında toplamaktadır.

    • Kültürlerin toplulukları farklı davranış biçimlerine yönelttikleri, farklı kültürlerde yaşayan insanların benzer konulara aynı koşullar altında farklı tepkiler verdikleri gerçeği aşikârdır. Bu gerçeği açıklamada rol oynayan temel nokta “kültürel boyutlardır”. Hofstede tarafından yapılan “kültürel boyutlara” ilişkin sınıflandırma bu alanda temel sınıflandırmalardan birisidir. Hofstede kültürün boyutlarını dört başlık altında toplamaktadır.



    Bu boyut; Toplumdaki güç dengesizlikleri ve otorite ilişkileriyle ilgilenir.Gücün toplumun üyeleri arasında neden olduğu mesafe, o toplumun değerleri ölçüsünde gerçekleşmekte ve güç düzeyinde mevcut olan farklılıklar zamanla benimsenmektedir. Toplumlara göre; yaş, eğitim, makam ve aile gibi faktörlerin bireylere güç verdiği ve güç dengesinin dağılımının toplumdan topluma değiştiği bilinmektedir.

    • Bu boyut; Toplumdaki güç dengesizlikleri ve otorite ilişkileriyle ilgilenir.Gücün toplumun üyeleri arasında neden olduğu mesafe, o toplumun değerleri ölçüsünde gerçekleşmekte ve güç düzeyinde mevcut olan farklılıklar zamanla benimsenmektedir. Toplumlara göre; yaş, eğitim, makam ve aile gibi faktörlerin bireylere güç verdiği ve güç dengesinin dağılımının toplumdan topluma değiştiği bilinmektedir.



    Bazı toplumlarda ve kültürlerde gücü az olan insanlar, gücün eşit olarak dağıtılmadığını yani, bireyler arasındaki güç mesafesinin fazla olduğunu kabullenmişlerdir. Bir kültür veya topluluk gücün sebep olduğu mesafeyi azaltmaya çalışıyorsa; “düşük güç mesafesinden”; gücün sebep olduğu mesafeyi artırmaya çalışıyorsa “yüksek güç mesafesinden” söz edilmektedir.

    • Bazı toplumlarda ve kültürlerde gücü az olan insanlar, gücün eşit olarak dağıtılmadığını yani, bireyler arasındaki güç mesafesinin fazla olduğunu kabullenmişlerdir. Bir kültür veya topluluk gücün sebep olduğu mesafeyi azaltmaya çalışıyorsa; “düşük güç mesafesinden”; gücün sebep olduğu mesafeyi artırmaya çalışıyorsa “yüksek güç mesafesinden” söz edilmektedir.



    Düşük Güç Mesafesinde;

    • Düşük Güç Mesafesinde;

    • Toplumun eşitlik seviyesi yüksektir.

    • Güç kullanmak yasaldır.

    • Güçlüler ile güçsüzler uyum halindedir.

    • Güçsüzler işbirliği yaparlar.

    • Ayrıcalıklar ön plana çıkarılmaz.



    Yüksek Güç Mesafesinde;

    • Yüksek Güç Mesafesinde;

    • Güçlülerin ayrıcalıkları belirgindir.

    • Güçsüzler güçlülere bağımlıdır.

    • Doğruyu ve yanlışı güçlü olan belirler.

    • Güçlüler ile güçsüzler çatışma halindedir.

    • Güçsüzler düşük seviyede işbirliği yaparlar.

    • Ayrıcalıklar sürekli vurgulanır.



    Belirsizlikten kaçınma boyutu; toplumların, bilginin yetersiz olduğu, açık olmadığı veya hiç olmadığı; değişimin hızının ve boyutunun öngörülemediği durumlardan duydukları tedirginlik düzeyi ile ilgilidir. İnsanların belirsizlik içeren ortamlarda, uyum sorunları yaşadıkları bilinmektedir. Çevresel uyarıların yoğun olduğu ve bilgi yükünün hızla arttığı ortamlar bu duruma örnek verilebilir. Bireyler böyle ortamlarda etkin olabilmek için farklılaşabilirler.

    • Belirsizlikten kaçınma boyutu; toplumların, bilginin yetersiz olduğu, açık olmadığı veya hiç olmadığı; değişimin hızının ve boyutunun öngörülemediği durumlardan duydukları tedirginlik düzeyi ile ilgilidir. İnsanların belirsizlik içeren ortamlarda, uyum sorunları yaşadıkları bilinmektedir. Çevresel uyarıların yoğun olduğu ve bilgi yükünün hızla arttığı ortamlar bu duruma örnek verilebilir. Bireyler böyle ortamlarda etkin olabilmek için farklılaşabilirler.



    Bir toplumun üyelerinin belirsizlikten kaçınma eğilimleri yüksek ise; yaşamlarını garantiye almak için biçimsel ve yazılı kuralları artırma, farklı düşüncelere karşı çıkma ve kesin doğruları arama faaliyetlerini gerçekleştirmeleri kaçınılmazdır. Belirsizlik toleransı yüksek olanlar enformasyona eğilimlidirler, ipuçlarını yorumlamaya çalışırlar ve enformasyon iletme becerileri yüksektir. Böyleleri, diğer insanlara karşı da duyarlıdırlar. Ayrıca belirsizlikten kaçınma eğilimi yüksek olan insanların duygusallık seviyeleri, stres seviyeleri yüksek iken süper egoları zayıftır.

    • Bir toplumun üyelerinin belirsizlikten kaçınma eğilimleri yüksek ise; yaşamlarını garantiye almak için biçimsel ve yazılı kuralları artırma, farklı düşüncelere karşı çıkma ve kesin doğruları arama faaliyetlerini gerçekleştirmeleri kaçınılmazdır. Belirsizlik toleransı yüksek olanlar enformasyona eğilimlidirler, ipuçlarını yorumlamaya çalışırlar ve enformasyon iletme becerileri yüksektir. Böyleleri, diğer insanlara karşı da duyarlıdırlar. Ayrıca belirsizlikten kaçınma eğilimi yüksek olan insanların duygusallık seviyeleri, stres seviyeleri yüksek iken süper egoları zayıftır.



    Belirsizlikten Kaçınmanın Düşük Olması Halinde;

    • Belirsizlikten Kaçınmanın Düşük Olması Halinde;

    • Farklı olanlara karşı merak vardır.

    • Tartışmaya ve öğrenmeye dönüktür.

    • Dakiklik ve titizlik öğrenilmelidir.

    • Birden fazla doğru olabilir.

    • Törensel davranışlar azdır.



    Belirsizlikten Kaçınmanın Yüksek Olması Halinde;

    • Belirsizlikten Kaçınmanın Yüksek Olması Halinde;

    • Belirsizlik tehlikeli olarak görülür.

    • Duyguların gizlenmesi gerektiğine inanılır.

    • Kurallar katı olmalıdır.

      • Devamlı meşguliyet durumu vardır.
    • Doğru bir tanedir.

    • Törensel davranışlar çoktur.



    Hofstede’e göre, bir toplumda atılganlık ve materyalist değerler öne çıkıyorlarsa, insana verilen önem arka planda ise bu topluma erkek kültür hakimdir. Erkek kültürlerin insanlarının öz güven duyguları egemen unsur iken dişi kültürlerin insanlarında alçak gönüllülük egemen unsurdur. Öz güvenin yüksekliği nedeniyle erkek kültürlerin insanları daha gerçekçi olmaktadırlar. Erkek kültürlerde çalışmak için yaşamak ilkesi temel felsefe olduğu halde dişi kültürlerin temel felsefesi ise yaşamak için çalışmaktır.

    • Hofstede’e göre, bir toplumda atılganlık ve materyalist değerler öne çıkıyorlarsa, insana verilen önem arka planda ise bu topluma erkek kültür hakimdir. Erkek kültürlerin insanlarının öz güven duyguları egemen unsur iken dişi kültürlerin insanlarında alçak gönüllülük egemen unsurdur. Öz güvenin yüksekliği nedeniyle erkek kültürlerin insanları daha gerçekçi olmaktadırlar. Erkek kültürlerde çalışmak için yaşamak ilkesi temel felsefe olduğu halde dişi kültürlerin temel felsefesi ise yaşamak için çalışmaktır.



    Eril Kültürün hakim olduğu toplumlarda hakim olan değerler;

    • Eril Kültürün hakim olduğu toplumlarda hakim olan değerler;

    • Saldırganlık

    • Yükselme tutkusu

    • Dediğim dedik

    • Yarışmacı

    • Egemen ve baskıcı

    • Kendine güvenli

    • Bağımsız

    • Tavır koyucu



    Dişi Kültürün hakim olduğu toplumlarda hakim olan değerler;

    • Dişi Kültürün hakim olduğu toplumlarda hakim olan değerler;

    • Şefkat ve Merhamet

    • Nazik

    • Sadık

    • Başkalarına karşı duyarlı

    • Halden anlar

    • Anlayışlı



    Toplumsalcılık sıkı toplumsal çerçeveleri ifade eder. İnsanlar kendi grupları ile diğerlerini ayrı tutarlar. İçinde etkinlik gösterilen gruplar diğerlerinden farklılaştırılır.Toplulukçuluğun etkin olduğu toplumlarda ise insanlar; kendilerinden önce bağlı oldukları grubu düşünürler ve de kendilerini tanıtırken önce bağlı oldukları grubu ifade ederler.

    • Toplumsalcılık sıkı toplumsal çerçeveleri ifade eder. İnsanlar kendi grupları ile diğerlerini ayrı tutarlar. İçinde etkinlik gösterilen gruplar diğerlerinden farklılaştırılır.Toplulukçuluğun etkin olduğu toplumlarda ise insanlar; kendilerinden önce bağlı oldukları grubu düşünürler ve de kendilerini tanıtırken önce bağlı oldukları grubu ifade ederler.

    • Bireycilik de; insanların kendi ihtiyaçlarına mı yoksa grubun ihtiyaçlarına mı önem verdiği ile ilgilidir. Bireycilik eğilimi yüksek olan insanlar; kendilerinin bağlı oldukları gruptan daha önemli olduklarını düşünürler, bağımsızdırlar ve kendi ayakları üzerinde durmaya çalışırlar.



    Yapılan çalışmalar bakıldığında bireyci toplulukların yaratıcılığın bir gerekliliği olarak kabul edilen özgürlüğe daha çok önem vermeleri ve buluşçuluğun gerektirdiği dışa dönüklük ve örgüte sadakatsizlik gerektirebilecek davranışlara daha yatkın olabilmeleri sebebiyle toplulukçu kültürlere göre daha buluşçu olmalarının beklendiği görülebilir. Ayrıca bağımsızlık, basarı odaklılık, dışa dönüklük ve normlara uyumsuzluk gibi yenilikçiliği desteklediği düşünülen bazı psikolojik karakter özelliklerinin bireyci topluluklarda rastlanma sıklığı da daha yüksektir.

    • Yapılan çalışmalar bakıldığında bireyci toplulukların yaratıcılığın bir gerekliliği olarak kabul edilen özgürlüğe daha çok önem vermeleri ve buluşçuluğun gerektirdiği dışa dönüklük ve örgüte sadakatsizlik gerektirebilecek davranışlara daha yatkın olabilmeleri sebebiyle toplulukçu kültürlere göre daha buluşçu olmalarının beklendiği görülebilir. Ayrıca bağımsızlık, basarı odaklılık, dışa dönüklük ve normlara uyumsuzluk gibi yenilikçiliği desteklediği düşünülen bazı psikolojik karakter özelliklerinin bireyci topluluklarda rastlanma sıklığı da daha yüksektir.



    Toplulukçu Kültürün hakim olduğu toplumlarda bireyler;

    • Toplulukçu Kültürün hakim olduğu toplumlarda bireyler;

    • Diğerleri ile bağımlıdırlar

    • Aynı kaynakları kullanırlar

    • Çözümleme birimi olarak grubu kabul ederler

    • Toplumsal davranışın nedenlerini normlar,

    • görevler ve sorumluluklar olarak kabul ederler

    • Koşulsuz ilişkili olma üzerine yoğunlaşırlar

    • Yarar sağlamasa dahi ilişkileri ve başkalarının ihtiyaçlarını öncelikli sayarlar



    Bireyci Kültürün hakim olduğu toplumlarda bireyler;

    • Bireyci Kültürün hakim olduğu toplumlarda bireyler;

    • Gruba dayalı olmazlar ve bağımsızdırlar

    • Çözümleme birimini grup olarak kabul ederler

    • Amaçları grubun amaçlarından farklıdır

    • Toplumsal davranışın nedenlerini tavırlar, kişisel ihtiyaçlar, algılanan haklar ve sözleşmeler olarak kabul ederler

    • Akılcılık üzerine yoğunlaşır; Maliyet/Yarar oranını önde tutarlar



    Literatürde “Firma Kültürü” şeklinde de yer alan bu kavrama ilişkin tanımlar, konuyla ilgilenen araştırmacının çalışma alanına göre farklı bakış açıları kazanmakta ve kavrama farklı işlevler yüklenmektedir. Ancak özellikle 1980’lerin başından itibaren örgütsel kültür, örgütsel davranışın ve yönetim kavramının önemli bir boyutu haline gelmiştir.

    • Literatürde “Firma Kültürü” şeklinde de yer alan bu kavrama ilişkin tanımlar, konuyla ilgilenen araştırmacının çalışma alanına göre farklı bakış açıları kazanmakta ve kavrama farklı işlevler yüklenmektedir. Ancak özellikle 1980’lerin başından itibaren örgütsel kültür, örgütsel davranışın ve yönetim kavramının önemli bir boyutu haline gelmiştir.



    Örgüt kültürü kısaca; “çalışanlar arasında paylaşılan değerler sistemi bir örgütü diğer bir örgütten ayıran temel özellikler” ya da “bir organizasyona yeni katılanların doğru olarak kabul ettikleri ve bunlar arasında paylaşılan inançların kılavuzu” olarak tanımlanabilmektedir.

    • Örgüt kültürü kısaca; “çalışanlar arasında paylaşılan değerler sistemi bir örgütü diğer bir örgütten ayıran temel özellikler” ya da “bir organizasyona yeni katılanların doğru olarak kabul ettikleri ve bunlar arasında paylaşılan inançların kılavuzu” olarak tanımlanabilmektedir.



    Bazı yazarlar örgüt kültürünü 3 kısma ayırmıştır.

    • Bazı yazarlar örgüt kültürünü 3 kısma ayırmıştır.

    • 1. Giysi çeşitleri, davranış biçimleri, fiziksel semboller, örgütsel törenler ve ofis düzeni gibi örgüt üyelerinin izleyerek görebileceği, duyabileceği ve gözlemleyebileceği görülebilir unsurlar.

    • 2. Görülemeyen fakat çalışanların yaptıklarından ve açıklamalarından fark edilebilen vurgulanmış değerler ve inançlar. Burada değerler, örgüt üyelerinin anlattığı hikayeler, kullandığı ifadeler ve semboller yardımıyla yorumlanabilir.

    • 3. Kültürün içine derinden yerleşmiş değerler. Bunlar ana temeli oluşturan varsayımlar ve inançlar olup; bilinçaltında davranışlara ve kararlara rehberlik eder.



    Örgütlerde baskın kültür, çalışanların çoğunluğu tarafından paylaşılan temel değerlerdir. Örneğin, bir firma çalışanlarının çoğu, disiplinli çalışma, işletmeye bağlılık ve müşteriye hizmet gibi değerleri onaylamakta ve benimsemektedirler. Belirtilen işletme çalışanlarınca benimsenen bu değerler, aslında onların örgütsel davranışını belirleyen baskın kültürü oluşturmaktadır. Buradan da anlaşılacağı üzere, bir örgütün kültüründen söz edildiğinde, aslında o örgütün baskın kültürü ifade edilmektedir

    • Örgütlerde baskın kültür, çalışanların çoğunluğu tarafından paylaşılan temel değerlerdir. Örneğin, bir firma çalışanlarının çoğu, disiplinli çalışma, işletmeye bağlılık ve müşteriye hizmet gibi değerleri onaylamakta ve benimsemektedirler. Belirtilen işletme çalışanlarınca benimsenen bu değerler, aslında onların örgütsel davranışını belirleyen baskın kültürü oluşturmaktadır. Buradan da anlaşılacağı üzere, bir örgütün kültüründen söz edildiğinde, aslında o örgütün baskın kültürü ifade edilmektedir



    Alt kültür ise, örgüt çalışanları arasında sadece belli bir grup tarafından paylaşılan değerleri temsil etmektedir. Bir örgütte alt kültürler örgüt içi bölumler, örgüte yeni katılımlar, teknolojik yenilikler, ideolojik ve coğrafi farklılıklar gibi etkenlere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.

    • Alt kültür ise, örgüt çalışanları arasında sadece belli bir grup tarafından paylaşılan değerleri temsil etmektedir. Bir örgütte alt kültürler örgüt içi bölumler, örgüte yeni katılımlar, teknolojik yenilikler, ideolojik ve coğrafi farklılıklar gibi etkenlere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.



    Güçlü kültür, örgütler tarafından açıkça düzenlenmiş ve paylaşılmış değerledir. Güçlü örgütlerde çalışanlar, kültürün temel değerlere sıkı sıkıya bağlanmışlardır. Bütün çalışanlar, örgütün amacını bilmekte ve onun için çalışmaktadırlar.

    • Güçlü kültür, örgütler tarafından açıkça düzenlenmiş ve paylaşılmış değerledir. Güçlü örgütlerde çalışanlar, kültürün temel değerlere sıkı sıkıya bağlanmışlardır. Bütün çalışanlar, örgütün amacını bilmekte ve onun için çalışmaktadırlar.

    • Zayıf kültürlerde ise tam tersi bir durum söz konusudur. Çalışanlar örgütün temel değerleri üzerinde tam bir uzlaşma sağlayamamışlardır. Zayıf örgüt kültürünün olduğu örgütlerde, çalışanlar arasındaki bağ oldukça gevşektir



    1.Değerler: Örneğin, "açık kapı politikasının uygulandığı“ örgütlerde iletişim önemli bir değerdir.

    • 1.Değerler: Örneğin, "açık kapı politikasının uygulandığı“ örgütlerde iletişim önemli bir değerdir.

    • 2.Normlar: Yazılı kurallar şeklinde (açık) olabildiği gibi, Örneğin, “kötü haberi veren sen olma” şeklinde ifade edilen ve örgüt içindeki davranışların nasıl olması gerektiği konusunda bilgiler ileten imalar (kapalı) şeklinde de olabilir

    • 3.Varsayımlar : Çalışanların örgütsel yaşama ilişkin taşıdıkları doğru-yanlış, anlamlı-anlamsız, olanaklı-olanaksız gibi ön kabullerini oluşturan tartışmasız doğrulardır

    • 4.Seremoniler ve Törenler: Seremoniler özel olaylardır. Örneğin; emeklilik Yemekleri, ödül törenleri, açılışlar, piknikler.

    • 5.Adetler (ritüeller): Bunlar genellikle yazılı değildir. Bazı şirketlerde çalışanların birbirlerine "Hanım" "Bey“ ifadelerini kullanarak hitap etmesi istenirken, bazı firmalarda “ağabey” “abla” “ ifadelerini kullanarak hitap etmesi istenebilmektedir.



    6.Hikayeler: Hikayeler ve efsaneler, örgütün geçmişi ve bugünkü durumu arasında köprü görevini yerine getirir. Örneğin Patron hikayeleri; kovulma hikayeleri; terfi hikayeleri gibi.

    • 6.Hikayeler: Hikayeler ve efsaneler, örgütün geçmişi ve bugünkü durumu arasında köprü görevini yerine getirir. Örneğin Patron hikayeleri; kovulma hikayeleri; terfi hikayeleri gibi.

    • 7.Mitler: kişilere ilişkin ilginç olaylar ve öyküler zamanla belirli bir anlamı taşıyan

    • mesaja dönüşerek mitleşir. Örnek informel grup liderleri.

    • 8.Kahramanlar: Kahramanlar geçmişte, firmaya yararlı hizmetlerde bulunmuş ve bu hizmetleri nedeniyle, firmayı zafere ulaştırmış kişilerdir.

    • 9.Semboller: Logolar, rozetler ve statü sembolleri gibi.

    • 10.Dil: Bazı örgütlerin kendilerine özgü bir dili vardır. Örneğin argo ifadeler, deyimler, şakalar mecazlar, metaforlar, sloganlar ve sözel semboller gibi.





    Dostları ilə paylaş:
    1   ...   9   10   11   12   13   14   15   16   17


    Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2019
    rəhbərliyinə müraciət

        Ana səhifə