T. C. İStanbul cumhuriyet başsavciliğI (cmk'nın 250. Maddesi İle Yetkili)


- KCK Yapılanmasının Faaliyet Alanları ve Yapılanma Biçimi



Yüklə 14.1 Mb.
səhifə9/278
tarix14.09.2018
ölçüsü14.1 Mb.
1   ...   5   6   7   8   9   10   11   12   ...   278

3- KCK Yapılanmasının Faaliyet Alanları ve Yapılanma Biçimi
KCK yapılanmasında faaliyet alanlarının Yürütme Konseyi altında, Alan Merkezleri adı altında ve altı (6) farklı faaliyet alanını (ideolojik, siyasi, sosyal, halk savunma, ekonomik alanlar ve önderlik komitesi) içerecek biçimde oluşturulması planlanmıştır. Sözleşmede Alan Merkezlerinin “7-13 üyeden oluşacağı, her Alan Merkezinin üç kişilik koordinasyonla yönetileceği, bu merkezlerin Yürütme Konseyine aylık raporlar sunacakları, KCK kararlarını ve Yürütme Konseyi genelgelerini uygulayacakları, ihtiyaca binaen alt komiteleri örgütleyebilecekleri” gibi hususlar düzenlenmiştir.
a) - İdeolojik Alan Merkezi KCK sisteminin tüm ideolojik çalışmalarının örgütlendirilerek yürütülmesinden sorumlu olan birimdir. Sözleşmede bu merkezin “Önderlik çizgisi temelinde gereken teorik çalışma ve ideolojik mücadelenin yürütülmesinden, kadro ve halk eğitiminin sürdürülmesinden, kültür, sanat-edebiyat çalışmalarının geliştirilmesinden, propaganda-ajitasyon çalışmalarının yürütülmesinden ve süreklileştirilmesinden sorumlu” olduğu belirtilmiştir. Adı geçen merkezin görevlerini daha etkin ve başarılı yürütmesi için Bilim-Aydınlanma Komitesi, Kültür Komitesi ve Basın Komitesi adı altında alt birimlerin örgütlenmesi de öngörülmüştür.
b) - Siyasi Alan Merkezi KCK’nın “siyasi politikasının belirlenip uygulanmasından, siyasi çalışmaların örgütlenmesinden, bölge halkları arasındaki ittifakın sağlanmasından, demokratik ekolojik toplumun kurulması çalışmalarından, demokratik örgütlenme ve hukuk sisteminin oluşturulmasından sorumlu” birimi Siyasi Alan Merkezidir. Bahse konu merkezin çalışmalarını Siyasi Komite, Ekoloji ve Yerel Yönetimler Akademisi, Hukuk Komitesi, Dış İlişkiler Komitesi ve Azınlıklar ve İnanç Grupları Komitesi adlı alt birimler aracılığıyla yürütmesi planlanmıştır.
c) - Sosyal Alan Merkezi cinsiyetçi ve sınıflı toplum sisteminin alternatifi olan demokratik ve ekolojik toplum sisteminin kurulmasına yönelik politikalardan ve uygulamalardan sorumlu alan merkezidir. Sosyal Komite, Halk Sağlığı Komitesi, Dil ve Eğitim Komitesi, Emekçiler Komitesi, Komalen Ciwanen Koordinasyonu (Gençlik yapılanmasına yönelik faaliyetler), YJA (Özgür Kadınlar Birliği), Özgür Yurttaşlık Koordinasyonu kendi alanlarında karar alma ve uygulama birimleri olarak Sosyal Alan Merkezi altında yapılandırılmışlardır.
d) - Halk Savunma Alan Merkezi Sözleşmeye göre sözde “Kürdistan halkının temel hak ve özgürlüklerinin korunması, KCK Önderliğinin yaşamının ve özgürlüğünün güvence altına alınması, genel demokratik kazanımların korunması, meşru savunma çizgisi doğrultusunda halkın savunma bilincinin ve örgütlülüğünün geliştirilmesi, halk savunma kuvvetlerinin örgütlendirilip yeterli kılınmasından sorumlu olunması” gibi hususlar Halk Savunma Alan Merkezi’nin görev alanını oluşturmaktadır. Bu merkezin ayrıca, “savunma politikalarının oluşturulmasına öncülük etmesi, KCK sistemi içinde özerk konumda olan Halk Savunma Kuvvetleriyle KCK sistemi içindeki diğer örgüt ve organlarla arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi” gibi görevleri bulunmaktadır. Uygulamada terör örgütünün silahlı aparatı HPG’nin faaliyetlerinin Halk Savunma Alan Merkezi altında yürütülmesi planlanmıştır.
e) - Ekonomik Alan Merkezi KCK bünyesinde maliye ve ekonomi politikasının geliştirilmesi ve uygulanmasıyla sorumlu birim Ekonomik Alan Merkezi olarak tanımlanmıştır. Sözleşmede “toplumun ihtiyaç duyduğu ekonomik ve mali örgütlenmelere gidilmesi, kaynak-yatırım-istihdam amaçlı projelerin geliştirilmesi, ekonomik sorunlara çözümler üretilmesi” gibi hususlar da bu merkezin görev alanı içerisinde belirtilmiştir.
f) - Önderlik Komitesi KCK Yürütme Konseyi altındaki son faaliyet alanı Önderlik Komitesidir ve “sağlığı, güvenliği, özgürlüğü ve hukuki sorunları başta olmak üzere Önderliğin uluslararası alanda tanıtılması için diplomatik faaliyet geliştirmek” göreviyle sorumlu tutulmuştur. Bu komitenin “Önderliği Sahiplenme Komite ve Komisyonlarını örgütlemesi, Önderliğin kitaplarının tercüme edilmesi ve konferans çalışmalarının yürütülmesi” gibi görevleri de bulunmaktadır.
KCK Sözleşmesinde tüm bu faaliyetlerin yürütülmesine ilişkin yapılanmanın Parça Örgütlenmesi, Eyalet-Bölge Örgütlenmesi, Şehir Mahalle ve Kasaba Örgütlenmesi, Köy ve Sokak Örgütlenmesi olarak dört ana bölümde gerçekleştirilmesi öngörülmüştür.
(1) Parça Örgütlenmesi ülke bazında yapılanmayı ifade edip, Halk Meclisi, Demokratik Ekolojik Toplum Yürütmesi, Yurtdışı Alanları ve Azınlık ve Kültürel Federasyonlar olarak dört ayrı alanda örgütlenmesi öngörülmüştür.
- Halk Meclisi coğrafi büyüklüğe, nüfus yoğunluğuna ve komünal örgütlülük durumuna göre 100-250 üyeden oluşan, iç örgütlenmesinde KCK sistemini esas alan ve bünyesinde Halk Meclisi Divanı ile Demokratik Ekolojik Toplum Yürütmesini içeren karar organını ifade etmektedir.
- Demokratik Ekolojik Toplum Yürütmesi temel icra organı olup Kongra Gel ve Halk Meclislerinin kararları ile Yürütme Konseyinin genelgelerini hayata geçirmekle görevlidir.
- Yurtdışı Alanları, benzer yapılanmanın Yurtdışı Alanları adı altında ve Avrupa ile BDT alanlarında yaşayan Kürt toplumunu esas alarak gerçekleştirileceği belirtilmiştir.
- Azınlık ve Kültürel Federasyonlar yapılanması da “azınlık veya etnik-kültürel–inanç kesiminin kendi özgünlüğü içerisinde demokratik özgür örgütlülüğünü geliştirerek kendi kendini yöneten ve aynı zamanda demokratik toplum konfederalizmi içerisinde temsilini bulan” bir yapılanma olarak Sözleşmede belirtilmiştir.
KCK faaliyetlerinin yürütülmesinde ikinci yapılanma sözde (2) Eyalet-Bölge Örgütlenmesidir. Bu yapılanmada,
- Eyalet-Bölge Meclisleri coğrafi ve etnik-kültürel özelliklere göre bir ayrışımın üzerine kurulu, çalışma düzeninde KCK ve Halk Meclisi sistemlerini esas alan bir örgütlenmeyi ve bu bölgedeki karar organı sıfatını ifade etmektedir.
- Eyalet-Bölge Yürütmesi bahse konu eyaletlerdeki temel icra organıdır.
(3) Şehir, Kasaba ve Mahalle Örgütlenmesi KCK faaliyetlerinin daha küçük yerleşim alanlarında yürütülmesine ilişkin yapılanmayı ifade etmektedir.
- Özgür Toplum Meclisleri yerleşim birimlerinin ortak yürütme organı olup kendi yerleşim alanlarına ilişkin politikaların üretilmesinden sorumludur.

- Şehir, Kasaba ve Mahalle Yürütmeleri ilgili yerleşim alanlarında halkın demokratik işlerini yürüten, KCK, Halk Meclisi ve Özgür Toplum Meclisi’nin kararlarıyla Yürütme Konseyi ve Eyalet-Bölge Yürütmesi’nin genelgelerini hayata geçiren birim olarak planlanmıştır.


(4) KCK faaliyetlerinin yürütülmesinde en küçük yapılanma Köy ve Sokak Örgütlenmesi olarak tanımlanmıştır.
- Komün Köy ya da sokaktaki halkın örgütlü duruşu olarak tanımlanan Komün çeşitli çalışma ve iş sahalarında örgütlenmeleri de içerecek biçimde halkın ihtiyaç duyduğu anlarda toplanarak karar alan bir mekanizmadır. Komün yaşamının etkin kılınması amacıyla, ihtiyaç duyulan alanlarda (tarım, ticaret, sağlık vb.) komisyonların örgütlendirilmesi öngörülmüştür.
- Ocak Köy ve Sokak Örgütlenmesinin ikinci ayağı Ocak yapılanmasıdır. Sözleşmeye göre ocaklar “demokratik toplumsal kültürün, manevi değerlerinin demokrasi ve özgürlük ilkeleri temelinde üretildiği, topluma ve özgür bireylerine de aktarıldığı örgütlenme alanları olup, demokrasi okulları niteliği taşımakta ve komünal toplumsallaşmanın merkezlerini teşkil etmektedir.”
4- . KCK/TM Yapılanması ve Faaliyetleri
Terör örgütü, Nisan 2002’den itibaren yaptığı isim değişikliklerine paralel olarak yapılanmasında da bazı değişikliklere gitmiştir. KCK/TM yapılanması da, KCK faaliyetlerine paralel olarak ve özellikle teröristbaşının yakalanmasından sonraki süreçteki stratejik ve yapısal değişimlerin sonucu ortaya çıkmıştır. Temel amaç terör örgütünün ayakta tutulması, terör örgütünün eylemlerinin ve faaliyetlerinin tek merkezden yönetilmesi ve nihai olarak da Birleşik Bağımsız bir Kürdistan Devleti kurulmasına yönelik sürecin örgüt tarafından yönetilmesidir.
Teröristbaşının 1999 yılı Şubat ayı ortasında yakalanmasından KCK yapılanmasına geçişe kadar ki süreçte örgütün strateji değişiklikleri ve pragmatist tutumu, KADEK ve KCK isim değişikliklerinin yanı sıra özellikle siyasallaşma faaliyetlerinden hareketle ve 2000 yılından itibaren Irak/DOLE KOGE kampında yapılan çalışmalar sonucu bazı oluşumları beraberinde getirmiştir. Bu oluşumlar sırasıyla: Türkiye Çalışma Grupları (TÇM/2001), Türkiye Demokratik Ekolojik Toplum Koordinasyonu (TÜDEK/2004), Demokratik Kuruluş Birliği (PRD-DKB/2005), Kürdistan Demokratik Konfederalizmi (KKK/2005), Kürdistan Demokratik Konfederalizmi/Türkiye Koordinasyonu (KKK/TK-2006…daha sonra KKK/TM) olarak faaliyetler yürütmüşlerdir. KKK Mayıs 2007 yılında KCK’ya dönüştürülmüştür. Yine bu dönemde Ülkemiz içindeki faaliyetlerin KCK Sözleşmesi esas alınarak KCK/TM tarafından yürütülmesi kararı alınmış ve KCK/TM’nin başına Sabri Ok getirilmiştir.
KCK/TM’nin, terör örgütünün kitlesel eylemlerini, şiddet eylemlerini ve propaganda faaliyetlerini yürütecek, örgütsel talepleri kamuoyunda yayacak, Konfederal bir devlet sisteminin oluşturulması amacı ile müzahir tüm kurum/kuruluşları bir araya toplayacak, bu amaçlara ulaşmak için de kampanyaları ön planda tutarak kitlesel kanunsuz eylemleri organize edecek temel çatı yapılanması olması hedeflenmiştir.
KCK/TM yapılanması KCK yapılanmasına bağlı ve paralel biçimde örgütlenmiş ve terör örgütünün Türkiye’deki faaliyetlerini yürütmekle görevlendirilmiştir. Ancak, KCK yapılanmasından hareketle KCK/TM yapılanma modelinin bir anda KCK’in yerini almasını beklemek doğru olmayacaktır. Bunun yerine daha yavaş bir geçişle ve hâlihazırda işleyen sistematikteki bazı isimleri değiştirmek yoluyla KCK/TM’nin, KCK üzerinde ve sözde bir Devlet yapılanması olarak yerini alması planlanmaktadır.
Bu çerçevede KCK/TM, gençlik yapılanması başta olmak üzere, bölücü örgüt adına ülke genelinde tüm yasadışı eylem ve faaliyetleri yönetmekte; çeşitli illegal toplantı ve etkinliklerle, halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve teşvik ederek, eylemci grupları organize etmekte; örgüte gelir temin etmek amacıyla çeşitli kişi ve kurumlardan zorla ya da gönüllü para toplamakta; kırsal faaliyetlere lojistik destek sağlamakta; bölücü örgüte para transfer etmek için yerel yönetimlerde yolsuzluk ve usulsüzlükleri organize etmekte; bölgeye yönelik yapılan yatırım ve hizmetlere, demokratikleşme çabalarına karşı çıkarak, vatandaşlarımızın menfaatine yönelik tüm çalışmaları korku ve baskıyla engellemeye çalışmakta; Demokratik Özerklik ve KCK sözleşmesindeki hedeflerine yönelik olarak teröristbaşının ve örgütün üst düzey kadrolarının talimatlarını yerine getirme faaliyetlerini yürütmüştür.
Örgütün basın yayın organları tarafından verilen haberlerden de anlaşılacağı üzere, örgütün üst düzey yönetimi ve müzahir oluşumları faaliyetlerini ve açıklamalarını PKK/KCK yerine KCK adı altında yapmaktadırlar.
5- KCK/TM Yapılanması Üzerinden Demokratik Özerklik Stratejisi
Terör örgütü 31 Mayıs 2010 tarihinden itibaren Dördüncü Dönem olarak adlandırdığı, ve Topyekûn Savunma adını verdiği ve dayanak noktasını ise Demokratik Özerkliğin teşkil ettiği bir strateji izlemektedir. Örgüt lideri tarafından Demokratik Özerklik “yerel birimlerin daha güçlü hale getirilmesini, idari yapıda özerk yönetim birimleri olarak yapılandırılacak bölgesel meclislerin kurulmasını, tüm yerel birimlerde, meclis sistemini esas alan bir modelin geliştirilmesini, bölgede emniyet ve adalet hizmetlerinin ortak yürütülmesini” içeren bir politik-idari yapılanma modeli olarak ifade edilmektedir. Hâlbuki bahse konu modelin ilk anda özerk, uzun vadede de Birleşik Bağımsız Kürdistan hedefinin alt yapısı olduğu açıktır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Yürütme başlıklı ikinci bölümünde İdarenin kuruluşuna (madde 126 ve 127), yerel yönetim sisteminin işletimine ve kamu hizmetinin sunulmasına ilişkin hususlar düzenlenmiş ve Üniter Devlet sisteminde yerel otoritenin iş ve işlemlerine imkân verilmiştir. Yerel yönetim sisteminde karşılaşılan sorunların bu maddeler üzerinden ve Meclis iradesiyle giderilmesi yolu demokratik sistemde zaten mümkündür ve değişiklikler için özerklik talebini dile getirmek daha farklı bir planlamanın sonucudur.
Bu plan çerçevesinde terör örgütü, Devletin idari yapılanmalarına paralel örgütlenmeler ve kent meclisi yapılanmaları oluşturmayı hedeflemekte; BDP yöneticileri ve belediye başkanları aracılığıyla Demokratik Özerklik kavramını yandaş kitleye anlatmaya çalışmakta; bazı illerde belediyeler tarafından, Yerel Yönetimler Akademisi - Demokratik Siyaset Akademisi gibi isimler altında Demokratik Özerkliğe ilişkin eğitimler vermektedir.
31 Mayıs 2010 tarihinden itibaren örgüt yanlısı basın yayın organlarında örgütün üst düzey kadrolarına dayanarak “yakın bir zamanda demokratik özerkliğin ilan edileceği” haberlerine yer verilmiş ve bu yönde şiddet ve kitlesel eylemlerin tırmandırılması amaçlanmıştır. Terör örgütünün eylemleri, örgüte müzahir yapılanmaların faaliyetleri de örgütün bu yöndeki çabalarını doğrulamıştır. Son olarak Demokratik Toplum Kongresi tarafından 07-08 Ağustos 2010 tarihinde Diyarbakır’da gerçekleştirilen Kongrede Demokratik Özerkliğin ilan edildiğine dair ifadelere yer verilmiştir.
Demokratik Özerklik stratejisinin hayata geçirilmesinde KCK/TM, BDP, DTK, DYG-M ve DÖKH aktif faaliyetler yürütmektedir.
Demokratik Özerklik çalışmaları kapsamında, 07-08 Ağustos 2010 tarihlerinde Diyarbakır’da örgüte müzahir Demokratik Toplum Kongresi’nin 4.Konferansı - aralarında BDP’li Milletvekilleri, İl ve İlçe Yöneticileri, Belediye Başkanları ile kapatılan DTP eski milletvekilleri Ahmet TÜRK ve Aysel TUĞLUK’un da bulunduğu 600 kişinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir.
Konferans öncesinde “Demokratik Özerkliğin ilan edileceği” şeklinde kamuoyu oluşturulmaya çalışılmış, konferans esnasında Demokratik Özerklik lehinde konuşmalar yapılmış, “Demokratik Özerkliği Selamlıyoruz” ibareli pankartlar açılmış ve sloganlar atılmıştır.
ÖZETLE DEMOKRATİK ÖZERKLİK, TERÖR ÖRGÜTÜNÜN BİRLEŞİK BAĞIMSIZ KÜRDİSTAN KURMA HEDEFİNE YÖNELİK STRATEJİSİNİN GÜNÜMÜZE YANSIMASIDIR. “Yerel birimlerin güçlendirilmesi ve idari yapıda özerk yönetimlerin tesisi, bölgede emniyet ve adalet hizmetlerinin ortak olarak yürütülmesi vb.” taleplerin arka planında önce özerk daha sonra Birleşik Bağımsız Kürdistan’ın kurulması hedefi açıkça görülmektedir.
Terör örgütü açısından Demokratik Özerkliğin sürekli olarak gündemde tutulması, örgüt üst yönetimi tarafından ilan edileceği vb. açıklamaların yapılması, BDP ve bazı gruplarca masumane politik talepler gibi sunulması, özellikle müzahir kitlelerin zihni hazırlığı ve kamuoyunun meseleyi içselleştirmesi açısından önem arz etmekte, bu nedenle sürekli olarak kamuoyu meşgul edilmektedir.
Terör örgütünün son dönemdeki stratejisi, eylemleri, hedefleri ve örgütün potansiyeli dikkate alındığında:
18 Ağustos 2010 tarihinde, örgüte müzahir Fırat Haber Ajansı’nın internet sitesinde Öcalan’ın avukatlarıyla yaptığı görüşmenin notları yayınlanmıştır. Teröristbaşının değerlendirmesinde: “Demokratik Özerkliğin Kürtlerin çözüm projesi olduğu; siyasi, hukuki, ekonomik, kültürel, öz savunma ve diplomasi boyutu bulunduğu; Demokratik Özerklik için topyekun bir seferberlik başlatılması gerektiği; Demokratik çalışmaların DTK’nın alanı olduğu ve bu nedenle de DTK’nın seçimlere kadar bu konuda somutlaştırıcı adımlar atması gerektiği; Demokratik Özerkliğin ekmek su kadar lazım olduğu bu nedenle ibadet eder gibi gece gündüz çalışmaların yürütülmesi gerektiği” gibi hususlara yer verilmiştir.
Sonuç olarak;
KCK (KOMA CİVAKEN KÜRDİSTAN) TERÖR ÖRGÜTÜ PKK’NIN GÜNÜMÜZE YANSIYAN VE BİRLEŞİK BAĞIMSIZ BİR KÜRDİSTAN DEVLETİ KURMA HEDEFİNE ULAŞMADA SON DÖNEM YAPILANMA MODELİDİR.
KCK/TM ise terör örgütünün nihai hedefine ulaşmada Ülkemizde yürüteceği faaliyetleri organize etmekle görevli kısmıdır.
Bu çerçevede KCK yapılanmasının ideolojik temelleri KCK Sözleşmesinde belirtilmiş olup, birleşik bağımsız kürdistan devleti nihai hedefine yönelik yeni bir Toplum ve yeni bir Devlet inşasını içermektedir. Bu ideolojik temel terör örgütü PKK’nın kurulduğu günden itibaren yürüttüğü faaliyetlerle ve hedeflerle paralellik göstermektedir.
KCK Sözleşmesi ise KCK yapılanmasının organlarını ve rollerini detaylıca açıklamaktadır. Sözleşme Önderlik, Yasama, Yürütme ve Yargı sacayakları üzerine kurgulanmış bir politik idari ve adli yapılanma modeli öngörmektedir.
KCK yapılanmasının faaliyet alanları Yürütme organı tarafından icra edilmekte ve alan merkezleri olarak adlandırılan idari yapılanmalar üzerinden sistemin işletilmesi amaçlanmaktadır.
KCK/TM’nin yapılanması ise KCK’nın ana çatı yapılanmasına paralel olarak kurgulanmıştır ve bölücü örgüt adına ülke genelinde tüm yasadışı eylem ve faaliyetleri yönetmektedir. Son dönemde de özellikle Demokratik Özerklik stratejisi KCK/TM’nin başlıca faaliyet alanını oluşturmaktadır.
Terör örgütü PKK/KCK Haziran ayı başından itibaren topyekûn savunma olarak adlandırdığı bir süreci başlatmış ve hem şiddet eylemlerinde, hem kitlesel eylemlerinde hem de siyasallaşma faaliyetlerinde zirveye ulaşmayı hedeflemiştir.
KCK YAPILANMASIYLA BİRLİKTE ÖRGÜT DÖRT ÜLKE TOPRAKLARI ÜZERİNDE İNŞA ETMEYİ HEDEFLEDİĞİ (TÜRKİYE, IRAK, SURİYE VE İRAN) BİRLEŞİK BAĞIMSIZ KÜRDİSTAN TALEBİNDEN VAZGEÇMEMİŞTİR VE ÜLKEMİZ TOPRAKLARI ÜZERİNDEKİ FAALİYETLERİNİ DE KCK/TM YAPILANMASI ÜZERİNDEN YÜRÜTMEYE ÇALIŞMAKTADIR.
Burada üzerinde durulması gereken hususlardan biri de terör örgütünün bu şekilde isim değişikliklerine ve yapılanmalara neden gerek duyduğu hususudur. Yukarıda da kısmen izah edildiği üzere; PKK’nın Uluslararası camiada terör örgütleri listesine alınmasından sonra hareket alanı ve gündem oluşturma kapasitesi azalmış, siyasi anlamda bir hamle yapması imkânsız hale gelmiştir. Kaldı ki ülkemiz içerisinde de gerçekleştirdiği kanlı terör eylemleri nedeniyle toplumda muhatap bulmakta zorlanır hale gelmiştir. PKK’nın bu atmosferde kuruluşundan beri hedeflediği etnik unsura dayalı birleşik bağımsız kürdistan isimli devleti kurabilmesi ve bu amaçla toplum tabanına inebilmesi için başka adlarla kurulmuş, ama aslında terör örgütünün parçası olan sivil örgüt görünümlü yapılanmalara ihtiyacı olmuştur. PKK işte kendi adıyla yapamadığı bu işi KCK’yla uygulamaya koymuştur. Nitekim bu hususta kısmen başarılı olduğu da kamuoyunda KCK’ya yönelik olarak oluşan kafa karışıklığından anlaşılmaktadır. Oysa yukarıda verilen toplantı ses kaydı dökümlerinden açıkça anlaşılmaktadır ki, PKK eşittir KCK’dır. KCK denilen yapılanma PKK’nın da içerisinde yer aldığı holdingin adıdır. Hedef aynı ancak yöntem biraz farklı ve daha da tehlikelidir. Bugün PKK’nın bu adla yerleşim birimlerinde örneğin İstanbul’da her hangi bir faaliyette bulunması söz konusu değildir. Ama aynı işler KCK adı altında rahatlıkla yapılabilmektedir. Demokratik Toplum Kongresi’de özerkliğe ve Kürt devletine gidişin önemli bir kilometre taşıdır. Sivil görünümlü bu organizasyonlarla, kamuoyu oluşturulmaya özellikle halk tabanına inilmeye ve Uluslararası desteğe kavuşmaya çalışılmaktadır. Yoksa KCK’nın da DTK’nın da söyledikleri PKK’nın söylemlerinin barışçıl bir bohçaya sarılmak suretiyle üzeri örtülmüş bölücü taleplerinden başkası değildir. Bu husus her türlü izahtan varestedir. Çünkü KCK’nın başı kanlı terör örgütünün bugün itibariyle bir numarası olan Murat Karayılan’dır. Murat Karayılan’ın demokratik siyasi bir hareketin başı olduğunu iddia etmek ise her halde akıl ve mantığı çöpe atmakla eşdeğerdir. Gerek KCK ve gerekse DTK, ülkemizdeki terör olaylarıyla hiçbir ilgisi bulunmayan bir kısım dış ülkelerin dahi “terör örgütü” listesine aldıkları PKK için bu tanımlamayı yapmamışlardır. Dolayısıyla bu yapıların terörden bağımsız bir faaliyet olduklarının izahı mümkün değildir.
KCK (KOMA CİWAKEN KÜRDİSTAN-KÜRDİSTAN TOPLULUKLAR BİRLİĞİ
SÖZLEŞMESİNİN KABULÜ VE YAPISI 16-22.05.2007;
KCK terör örgütünün sözde yasama meclisi olarak kabul ettiği KONGRA/GEL’in 17 Mayıs 2005 tarihinde amaçlarının gerçekleştirilmesi hususunda sözde örgütün anayasası gibi değerlendirdiği KCK sözleşmesini Ortadoğu (4 parça) ve Avrupa’dan katılan sözde 213 delegenin katılımı ile kabul ettiği,

(KCK Sözleşmesinin 14.Bölüm Ek Maddeler kısmının Ek Madde 2’de Kabul Ediliş Tarihi olarak KONGRA GEL Genel Kurulunun 17 Mayıs 2005 tarihli oturumunda kabul edilmiş denilmiştir. Bu tarihsel çelişki örgütün KKK sözleşme tarihini esas almasından kaynaklandığı ve KKK sözleşmesinde ki maddelerin değiştirilmesi sonrası KCK sözleşmesinin KKK sözleşmesinin devamı iması açısından yapıldığı ayrıca 17 Mayıs 2005 tarihinde KCK oluşumu söz konusu değildir)

KCK sözleşmesinin örgütü bir devlet sistemi gibi yapılandırma amacı taşıyıp terör örgütünün birimleri ve örgüt üyelerini sistematik bir yapıya oluşturmayı amaç edindiği,

Bu yapının önceki yapıdan farklı olarak sadece Kürt kökenlileri değil bu bölgede yaşayan “diğer azınlıkları” da hedeflediği,

Kendi ifadelerine göre; KCK’nın “demokratik toplumcu -konfederal bir sistem olduğu”. Üye kabul eden, yargılayan, silahlı mücadele yapan, mahalli ve merkezi teşkilatları olan, özellikle yerel yönetimler üzerinde söz sahibi olmaya çalışan fakat her şekilde Abdullah ÖCALAN’ın önderliğini dikte eden bir yapıya sahip olduğu,

KCK sözleşmesinin 37. Maddesinde PKK’dan bahsederek “KCK SİSTEMİ İÇERİSİNDEKİ HER KADRO İDEOLOJİK, AHLAKİ, FELSEFİK ÖLÇÜLER AÇISINDAN PKK YAPILANMASINA BAĞLIDIR. AYNI ZAMANDA HER KADRO YER ALDIĞI ÇALIŞMANIN, ÇALIŞMA İLKELERİ İLEDE FAALİYET YÜRÜTÜR” şeklinde düzenleme yaptığı,

Yine KCK sözleşmesinin 36. maddesinin PKK için ayrıldığı ve “PKK’NIN KCK SİSTEMİNİN İDEOLOJİK GÜCÜ OLDUĞUNU, ÖNDERLİK FELSEFE VE İDEOLOJİSİNİN HAYATA GEÇİRİLMESİNDEN SORUMLU OLDUĞU VE KCK SİSTEMİ İÇERİSİNDE HER ÇALIŞANIN PKK NIN İDEOLOJİK VE AHLAKİ ÖLÇÜLERİNİ ESAS ALDIĞININ BELİRTİLDİĞİ,”
Bu tarihten itibaren PKK/KCK örgüt yapısının KCK sözleşmesine uygun bir hale getirilerek yeniden düzenlendiği,
Internet ortamında da yayımlanan KCK sözleşmesinin tam metnine baktığımızda;


KOMA CİVAKÊN KURDİSTAN SÖZLEŞMESİ
Önsöz

Başlangıç

Birinci Bölüm : GENEL ESASLAR

İkinci Bölüm : TEMEL HAKLAR, ÖZGÜRLÜKLER VE GÖREVLER

Üçüncü Bölüm : GENEL ORGANLAR

Dördüncü Bölüm : PARÇA ÖRGÜTLENMESİ

Beşinci Bölüm : EYALET-BÖLGE ÖRGÜTLENMESİ

Altıncı Bölüm : ŞEHİR, KASABA VE MAHALLE ÖRGÜTLENMESİ

Yedinci Bölüm : KÖY VE SOKAK ÖRGÜTLENMESİ

Sekizinci Bölüm : YARGI

Dokuzuncu Bölüm : MEŞRU SAVUNMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Onuncu Bölüm : DEMOKRATİK EYLEM

On Birinci Bölüm : EKONOMİK VE MALİ SİSTEM

On İkinci Bölüm : DEMOKRATİK ÖRGÜTLENME SİSTEMİ

On Üçüncü Bölüm : ORTAK HÜKÜMLER

On Dördüncü Bölüm : EK MADDELER


Önsöz
Tarihin insanlık için büyük gelişme imkanları ile ciddi tehlikeleri iç içe barındırdığı, Ortadoğu da Üçüncü Dünya Savaşı olarak adlandırılan ciddi bir kaos ve çatışma durumunun yaşandığı, Kürdistan’ın ise bu çelişki ve çatışmanın merkezinde yer aldığı kritik bir sürecinden geçiyoruz. Eski siyasal statükonun kısmi direncine rağmen, küresel sermaye güçleri bu kaostan kendi çıkarları doğrultusunda bir çıkış arayışını sürdürürken, halklar da özgürlüklere dayalı kendi demokratik sistemlerini geliştirerek kaos durumunu aşmaya çalışıyorlar. Bu durumun kısa tespitini genel hatlarıyla şöyle yapmak mümkündür:

1. İnsanlık Zagros ekosisteminde gerçekleşen tarım devrimi temelinde 19. yüzyıl başlarına kadar gelmiştir. 19. yüzyıl başlarında ikinci büyük devrim olan sanayi devrimi gerçekleşmiştir. Bu ikinci devrim ulus-devletin oluşmasında önemli rol oynamıştır. Ulus-devlet sistemi ise yirminci yüzyılın sonlarına doğru toplumsal gelişmenin, demokrasi ve özgürlüklerin önünde en ciddi engel durumuna gelmiştir.

2. Yirminci yüz yılın başında geliştirilen ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı ilkesi, devlet kurma hakkı olarak anlaşılmıştır. Bu temelde oluşan ulus-devletler günümüzde gelişme önünde ciddi engel durumundadırlar. Ulus-devlete dayalı Birleşmiş Milletler modeli yürümemektedir. Körfez savaşı ve Irak’taki durum bunun kanıtı olmaktadır.




Dostları ilə paylaş:
1   ...   5   6   7   8   9   10   11   12   ...   278


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə