Yılında Azerbaycan’da doğdu. 1984 yılında Azerbaycan Yabancı



Yüklə 119,78 Kb.

tarix22.07.2018
ölçüsü119,78 Kb.


M

ItolojIye

 G

IrIş


Prof. Dr. Fuzuli Bayat


F

uzul


I

  B


ayat

;

 



1958  yılında  Azerbaycan’da  doğdu.  1984  yılında  Azerbaycan  Yabancı 

Diller Enstitüsü Fransız-Ingiliz Dili Bölümünü üstün başarıyla ve yüksek lisans de-

recesi alarak bitirdi. 1990 yılında Özbekistan Bilimler Akademisi’nin Dil ve Edebiyat 

Enstitüsü’nde doktora tezini savunarak “Doctor of Philosophie” unvanını aldı. 1990-

1992 yılları arasında Azerbaycan Bilimler Akademisi’nin Edebiyat Enstitüsü’nde ilmî 

araştırmacı olarak çalıştı. 1993-1995 yıllarında Ortak Türk Edebiyatı Bölüm başkanlı-

ğı görevini yaptı. 1993-1997 yıllarında baş ilmî işçi (doçent) unvanı ile çalıştı. 1995-

1999 yılları arasında ise Dede Korkut Ansiklopedisi hazırlama kurulunda başkan yardım-

cılığı ve yazarlık görevlerini yaptı. Yapmış olduğu çalışmalardan dolayı 1997 yılında 

Azerbaycan Yazarlar Birliği’nin üyesi seçildi ve halen de Yazarlar Birliği’nin üyesidir. 

1997 yılında üst aşama doktora tezini savunarak Filoloji Ilimler Doktoru, “Doctor of 

Sciences” (Profesör) unvanını aldı. Evli ve 3 çocuk babasıdır. 

150’den fazla makalesi (kitaplarda, hakemli dergilerde, ansiklopedilerde) bulun-

maktadır.

Bugüne kadar yurt içi ve yurt dışında yayımlanmış 33 kitabı:

 

1.  Oğuz Epik Ananesi ve Oğuz Kağan Destanı, Sabah, Bakü, 1993



2.  Şaman Efsaneleri ve Söylemeleri, Yazıcı, Bakü, 1993 (C. Memmedov’la birlik-

te)


3.  Zaman Zaman İçinde, Yazıcı, Bakü, 1993

4.  Ali Şir Nevai Hakkında Rivayetler, Yazıcı, Bakü, 1994

5.  Şah Abbasın Arvadı, Yazıcı, 1996

6.  Hoca Ahmed Yesevi ve Halk Sufizminin Bazı Problemleri, Ağrıdağ, Bakü, 1997

7.  H.  Koroğlu,  Oğuz  Kahramanlık  Eposu,  Yurd,  Bakü,  1999  (Tercüme  A. 

Emrahoğlu, P. Alioğlu, Ş. Ahmedova birlikte)

8.  Korkut Ata. Mitolojiden Gerçekliğe Dede Korkut, Karam, Ankara, 2003

9.  Köroğlu. Şamandan Aşıka, Alptan Erene, Akçağ, Ankara, 2003

10.  Türk Dili Tarihi. (Geçmişten Günümüze Türk Dili), Ankara, 2003

11.  Türk Şaman Metinleri. Efsaneler ve Memoratlar, Piramit, Ankara, 2004

12.  Mitolojiye Giriş, KaraM, Çorum, 2005

13.  Ay Kültünün Dini-Mitolojik Sisteminde Türk Boy Adları Etimolojisi, 3ok, Ankara, 

2005


14.  Ana Hatlarıyla Türk Şamanlığı, Ötüken, Istanbul, 2006

15.  Oğuz  Destan  Dünyası.  Oğuznamelerin  Tarihi,  Mitolojik  Kökenleri  ve  Teşekkülü

Ötüken, Istanbul, 2006



16.  Türk Mitolojik Sistemi. Ontolojik ve Epistemolojik Bağlamda Türk Mitolojisi, Cilt: 

1, Ötüken, Istanbul, 2007



17.  Türk Mitolojik Sistemi. Kutsal Dişi – Mitolojik Ana, Umay Paradigmasında İlkel 

Mitolojik Kate goriler – İyeler ve Demonoloji, Cilt: 2, Ötü ken, Istanbul, 2007

18.  Eski Türkçe Sözlük, Yalın Yayıncılık, Istanbul, 2008 (M.Esen Aliyeva ile bir-

likte)


19.  Orta Türkçe Sözlük, Yalın Yayıncılık, Istanbul, 2008

20.  Büyük Türk Bilgini ve Ansiklopedisti Kaşgarlı Mahmud, Ötüken, Istanbul, 2008


21.  Türk Destancılık Tarihi Bağlamında Köroğlu Destanı (Türk Dünyasının Köroğlu 

Fenomenolojisi), Ötüken, Istanbul, 2009



22.  Türk  Kültüründe  Kadın  Şaman,  Ötüken,  Istanbul,  2010,  2.  Baskı  Ötüken, 

Istanbul, 2012



23.  Folklor Hakkında Yazılar (Teorik meseleler), Elm ve tahsil, Bakü, 2010

24.  D

ər  Amadi  bər  Osturaşinasi  (Ostureşinaseyi  Torkan),  (Mutercim  Kazım 

Abbasî), Yaran, T

əbriz, 1390 (2011)

25.  Zahireddin Muhammed Babur, Baburname, Avrasiya Press, Bakü, 2011

26.  Türk Tekke (Tasavvuf) Edebiyatı, Elm ve tahsil, Bakü, 2011

27.  “Koroğlu” Destanının Menşeyi, Elm ve tahsil, Bakü, 2012 (Hatire Beşirli ile 

birlikte)

28.  Folklor Dersleri, Elm ve tahsil, Bakü, 2012

29.  Evliya Menkabeleri ve ya Türk Dervişlerinin Kerametleri, Elm ve tahsil, Bakü, 

2013


30.  Masallı Folklor Örnekleri, Elm ve tahsil, Bakü, 2013

31.  Masallı folklor örn

əkləri, 2-ci kitab, Nurlan, B., 2013 (Toplama, tərtib və giriş 

m

əqaləsi)



32.  Az

ərbaycan folkloru və yazılı ədəbiyyat, Elm ve tahsil, B., 2013 (Hatire Beşirli 

ile birlikte) 

33.  Charles  Perrault  (Şarl  Perro),  Sadedil  anamın  nağılları,  Nurlan,  B.,  2013 

(Tercüme ve giriş makalesi)




İçindekiler

Kitap Hakkında .............................................................................................................................9



B

I

r

I

nc

I

 B

ölüm

D

eğerler

 P

araD

I

gmasınDa

 m

I

t

 a

nlayışı

1. 1. Ýlkel Bilim ve Eğitim Kaynağı Olarak Mit ............................................................................11

1. 2. Mitlerin Sınıflandırılması ....................................................................................................15

İ

k

I

nc

I

 B

ölüm

t

ürk

 m

I

toloj

I

s

I

n

I

n

 Ö

ğren

I

lmes

I

 t

ar

I

h

I

2. 1. Türk Mitolojisinin Öğrenilmesini Zorlaştıran Sebepler ......................................................19

2. 2. Türk Mitolojisinin Araştırılma Tarihine Kısa Bakış ............................................................22

ü

çüncü

 B

ölüm

m

I

toloj

I

k

 D

üşünce

 t

ar

I

h

I

ne

 G

I

r

I

ş

 (Mitolojinin Folklor Düşüncesindeki Yeri) / 30

3. 1. Mitolojinin Gelişimi ve Incelenme Tarihi ............................................................................35

3. 2. Mitlerin Öğrenilmesinde Yapısalcılık ..................................................................................48

3. 3. Rusya’da Mitolojik Mektepler .............................................................................................50



D

örDüncü

 B

ölüm

m

I

toloj

I

n

I

n

 D

I

ğer

 İ

lkel

 İ

nanç

 s

I

stemlerı

 

I

le

 B

ağlantısı

4. 1. Kısa Giriş .............................................................................................................................55 

4. 2. Mitolojide Fetiş ve Fetişizm Problemi .................................................................................56

4. 3. Mitolojide Totem Görüşleri .................................................................................................58



4. 4. Mitolojik Düşüncenin Animizm Merhalesi .........................................................................62


B



I

nc

I

  B

ölüm

m

I

tler

 s

Özlü

 

ve

 y

azılı

 e

DeB

I

yatın

 k

aynağı

 g

I

B

I

 / 73

a

ltıncı

  B

Ölüm

m

I

t

, D

I

n

 

ve

 r

I

tüel

 İ

l

I

şk

I

s

I

 / 81

y

eD

I

nc

I

 B

ölüm

m

I

t

 

ve

 m

asal

 (Onları Farklılaştıran Özelliklerin Tasnifi Hakkında)/ 90

s

ek

I

z

I

nc

I

 B

ölüm

e

P

I

k

 k

ural

 ç

erçeves

I

nDe

 D

estan

 

ve

 m

I

t

/ 103

D

okuzuncu

 B

Ölüm

e

fsane

, r

I

vayet

, m

enkıBe

 

ve

 m

I

t

 İ

l

I

şk

I

s

I

 / 114

o

nuncu

 B

Ölüm

ç

ağDaş

 B

I

l

I

m

-s

anat

 D

ünyası

 

ve

 m

I

toloj

I

 

10. 1. Avrupa Merkezcilik Bağlamında Mitolojiye Bakış ...........................................................125

10. 2. Mitlerin Yeniden Doğuşu veya Küreselleşen Dünyada Yeniden Kurgulanan

          Mitolojik Tasarımlar…. ....................................................................................................128

Bitirirken ...................................................................................................................................136

Kaynakça ...................................................................................................................................138

Dizin ..........................................................................................................................................144



K

I

tap



 H

aKKında


M

I

lletler



I

 millet yapan bir dizi etmenin başında mitolojinin gelmesi, onun gizil ve ilk 

bilgi kaynağı, eski insanın düşünce ve hayat tarzı olmasından ve kendini yaşadığı dünyada 

bulmasından dolayıdır. Mitolojik şuurun ürünü olan mitler; her kavmin millî kültürünün 

temeli, millî bilincinin özüdür. Bu bağlamda mitolojik öğeler zamanla değişir, başka form-

larda kendini gösterir ve hiçbir zaman kaybolup gitmez. 

Bu bilincin farkında olmayan Batı dünyası uzun zaman mitolojiyi yalnız Yunan-Roma 

mitolojisi bağlamında düşünmüş, kendi kültür çevresini bu mitolojik sistem dahilinde kur-

muştur. Bu da medenî dünya ve vahşi dünya ayırımına; kültürlerin yüksek ve aşağı diye 

ikiye ayrılmasına neden olmuş, doğal olarak mitoloji bir dizi kültürel öğe gibi yalnız medenî 

dünyaya, yüksek kültür taşıyıcılarına ait olarak görülmüştür. Teoriler de bunu desteklemiş, 

medenî dünyanın dışındaki kavimlerin mitolojik olguları hiçe sayılmıştır.

Oysa  Batı  Uygarlığı  denilen  şeyin  dışında  kalan  geniş  dünyanın  bir  köşesinde  hâlâ 

miti yaşayan bir şey olarak kabul eden veya mitle, ritüelle yaşayan toplumlar vardır. Bu 

toplumlara göre bizi çevreleyen dünyaların (bitki, hayvan vs.) kendi dili, kendi gizli âlemi 

vardır. Mit ve ritüel bu gizli dili ve dolayısıyla dünyayı açık kılmak, onu anlamak, onunla 

ilişki kurabilmek içindir. Mit, hem eski hem de bugün onu yaşayan insanların dış dünyaları 

ile iç dünyalarını armonik kılmak için vardır. Her ne kadar mitoloji, Batı Uygarlığı denilen 

dünyanın gözünde süslenmiş birer hikâyeler gibi kabul edilse, de onu yaşayanlar için as-

lında bir iletişim aracıdır. 

Türk mitolojisi de uzun zaman bâkir bir alan olarak kalmış, yalnız 20. yy’ın ikinci ya-

rısından sonra araştırma konusu olmuştur. Ne yazık ki Türk mitolojisini görmezden gelme 

bugün de devam etmektedir. Oysa yazılı belgelerin kısıtlı olmasına bakmaksızın Türklerin 

hâlâ, canlı olan mitolojik olguları vardır ki, Batı dünyası bunu çoktan kaybetmiştir. Folklor 

düşüncesinde varlığını sürdüren ve Şamanist öğelerde mevcut olan Türk mitolojisi, özelliği 

ve zenginliği ile diğer halkların mitolojilerinden ayrılmaktadır. 




10 

 

M



I

toloj


I

ye

 G



I

r

I



ş

Bir bilgi kaynağı olan mitlerin çağdaşlaşmasında ve sanat-bilim dünyasına yansımasın-

da esas olgu insanın geriye, kökene dönüşü ve başlangıcı tekrar yaşamasıdır. Bilinmeyenleri 

bilenlerle bağdaştırmak ve kökende olan ilk mitolojik düşünceleri bir kez daha çağa uydu-

rarak  yaşatma  isteği;  özellikle  20.  yy’ın  teknolojik  gelişmelerinden  sonra  hızla  artmıştır. 

Bunalımın hızla arttığı, insanî değerlerin bozulduğu bir zamanda eski çağlara, ilklere dönüp 

bakmak bir moda halini almıştır. 

Mitolojiye Giriş; mitolojik şuuru oluşturan etmenler, ilkel dinî ve inançla ilgili düşün-

celer, mitolojinin folklor bağlamında metinleşmesi, çağdaş mitolojik teoriler ve ekoller ve 

bu ekollerin özellikleri hakkında bilgi içermektedir. Ayrıca değişen dünya konjonktüründe 

ulusal kimlik meselelerinin başında gelen kültür ekolojisinin temel taşı olan mitolojimizin 

önünde duran problemler ve onların çözüm yolları da bu kitapta gösterilmeye çalışıldı. Her 

ne kadar geç de olsa Türk mitolojisinin çağdaş bilimin ışığında ve çağdaş yöntemlerle araş-

tırılması  gerekmektedir.  Bugün  Türk  mitolojisinin  sıkıntısı  malzeme  eksikliğinden  ziyade 

teorik alt yapının olmamasından dolayıdır. Nitekim, dağınık ve birbirinden uzak olan mito-

lojik belgeleri bir araya getirmek işin yalnızca bir kısmıdır; diğer önemli kısmı, bu belgelerin 

senkron dizilişini oluşturmak ve sistemi ortaya koyabilmektir.

Artık  Türk  mitolojisini  bilimsel  ve  sistemli  incelemelerle  dünyaya  tanıtmanın  zamanı 

gelmiş ve geçmiştir de. Bu bakımdan iki ciltlik Türk Mitolojik Sistemi kitabında biz kültü-

rümüzün mihenk taşı olan mitolojimizi ontolojik ve epistemolojik bağlamda araştırmaya 

çalıştık.  

Kitabın üçüncü baskısında gerekli bazı değişiklikler ve ilâveler yapılmıştır. Bu mütevazı 

eserin üçüncü baskının külfetini üzerine alan Ötüken Neşriyat A.Ş. çalışanlarına teşekkürü 

bir borç bilirim. 

Prof. Dr. Fuzuli Bayat 

Bakü, 12 Eylül 2010



B

IrIncI

 

Bölüm

D

eğerler



 P

araD


I

GMasında


M

I

t



 a

nlayışı


1. 1. Ýlkel Bilim ve Eğitim Kaynağı Olarak Mit

Ontolojik ve epistemolojik, etnogenez (millî kök) ve etimolojik, millî şuur 

ve edebiyat, ideoloji, siyaset kaynağı bakımından araştırılan mitler her mil-

letin, millî tefekkürünün, millî psikolojisinin, kendine has özelliklerinin ilk 

kaynağı niteliğindedir. Geniş mânada mitoloji, dünyayı algılama sistemi olup 

bu  algılamayı  modelleştiren  dünya  görüşüdür.  Başka  bir  şekilde  söylemek 

gerekirse mit, bütün olarak algılanan paradigmanın, sentagmada değişikliği 

(metin ve içtimaî enstitüler vs.) gerçekleştirmesidir. 

Mit; değerler paradigmasında dünyayı algılama, şekillendirme, sembolleş-

tirme, kısaca ifade etmek gerekirse hayatın ve olayların genelleştirilmiş mo-

delidir. Anlam paradigmasına göre mit, bir düşünce tarzı, bir şuur ve bilinç 

nevidir. Şu hâlde mit, dünya hakkındaki gerçekliğin ta kendisidir ve diyalektik 

mantığın sonucu olarak meydana çıkar. 

Sentagmada  mit,  dünya  ve  çevre  hakkındaki  tasavvurların  dil  veya  gös-

teri aracılığıyla yapısal elemanlarda – kaya üzerine yapılmış resimlerde, tak-

vimlerde, kozmogonik ve türeyiş hikâyelerinde – gerçekleşmesidir, yani mit 

olayları tasvir eden metindir. Mitolojik sistem, anlam paradigmasında Dünya 

Modeli’nin tarihî ananede sentagmatik sıralarda (yani metinlerde) görünüşü-

dür. Kısaca söylemek gerekirse mit, düşünce unsurunun tahkiye unsuruyla 

birleşmesinin sonunda ortaya çıkmış olur. Mitolojik zamanda hayatın bütün 

gerçekleri benzeri şekilde, yani mitolojik şuurla algılanır. Bu mânada mitoloji, 

objektif  olan  mitler  medeniyetinin  eski  şekillerinin  ilk  ilmî  teşebbüslerini, 

dinî  itikatlarını,  siyasî  hususlarını,  güzel  sanatların  çeşitli  türlerini,  felsefî 

bilgileri  ve  tam  manâsıyla  etnik  medeniyetin  bütün  katmanlarını  kendinde 




12 

 

M



I

toloj


I

ye

 G



I

r

I



ş

toplayabilmiş bir sistemdir. Bununla beraber belli bir maksatla oluşturulmuş 

mitler de vardır ki, bunlar da şu veya bu hâdiseyi izâh etmekle yükümlüdür. 

Orta Çağ ve son devir âlimlerinin bir çoğu mitleri, bir nevi sembollerin şerhi 

olarak algılamaktaydılar. Bu algılamanın özünde mitlerin izâh, şerh karakte-

rinde  olması,  gerçekliğin  ölçüsünü  ve  yönlerini  sembollerle  takdim  etmesi 

vardı. Gizli bilgiler, mitolojik simgelere dönüşmüş şekli ile kuşaktan kuşağa 

aktarılmış, anlaşılması zor olan nesneler simgelerin dili ile açıklanmak isten-

miştir. Şunu da belirtelim ki mit, yalnız eski insanı çevreleyen bir bilim dalı 

değildir. Aynı zamanda çevreyi, içerisinde yaşadığımız cemiyeti, insanın ken-

disini ve davranışlarını kontrol eden, Tanrı’ya ve koruyucu ruhlara bakışların 

toplamı olan ilk bilim dalıdır. Hem de mükemmel olanın göstergesidir.

Mitoloji, ilkel veya arkaik ilmî düşüncelerin ilk denemelerini, sözlü kül-

tür dahilinde bile olsa kuşaktan kuşağa aktarmaya çalıştığından ilk bilimdir, 

kozmik bilgilerin sembolleşmiş kaynağıdır, denilebilir. Toplumda kutsal ola-

rak nitelendirilen güçlerle ilişkiyi sağlayacak bir düzen oluşturduğu için aynı 

zamanda  mitoloji  ilk  ideolojidir.  Sosyo-kültürel  açıdan  insanın  iyi  ve  kötü 

olarak sınıflandırılan unsurlar çerçevesinde en az zarar görmesini, dahası ev-

renin düzeninde kendine özgü bir yer edinmesini denediği için mitoloji ilk 

siyaset bilimidir de.  

Mitoloji, gerçekleri aklın alamayacağı bir biçimde yansıtan dil ve düşün-

cenin bütün imkânlarını bir araya getirmekle varlığın oluşumunun, ilkel top-

lumların bu varoluş sürecinde yerinin ve kaosu kozmosa dönüştüren mutlak 

gücün öyküsüdür. Düşünce donuk olmadığı gibi dildeki ifade şekilleri de ye-

nileşmeye, değişmeye, zenginleşmeye açıktır. Dolayısıyla mitoloji dinamik bir 

yapılanmaya sahiptir ve diyalektik bir yaşantı içerisindedir. Ýşte bu nedenle 

mitoloji bilinen en eski süregelen kolektif bilimdir. Bu diyalektik bilim dilde, 

ritüelde, deyimde, tek kelimeyle metinde kodlaşmıştır. Yöntem ve metodolo-

jiler bu kodları açmak içindir. Açılan kodlar makro-kozmos olarak betimlenen 

evrenin ve mikro-kozmos olarak değerlendirilen insanın binlerce yıl boyunca 

algılanma  şeklini,  yani  bilimini  sergilemektedir.  Mitolojinin  sosyo-kültürel 

temelinde insan neslinin bin yıllar boyu yapmış olduğu deneyimlerinin, mü-

cadelelerinin somut şekli dilde simgeye çevrilir, kavram soyutlaştıkça gizem-

lilik boyutu artar, evren ve evreni oluşturan her şey sınıflandırmaya, anlam-

landırmaya tâbi tutulur. 

Mitoloji eski insanın eğitim sistemidir. Dünya ve çevredeki olaylar insanı 

eğiten, onu yaşama hazırlayan birer felsefî kanıt rolündedir. Bu anlamda mito-

loji gerçekliğin yansıması gibi, anlam bildiren mitolojik bilgiye dönüşmüştür. 




M

I

toloj



I

ye

 G



I

r

I



ş

 

 13



Aslında mitoloji olayları değil, olayların ortaya çıkma sebeplerini açıklar, ger-

çek dünyanın resmini çizmez; bu âlemin sembollerle kavranılmasını sağlar.

Mit herhangi bir şeyin veya varlığın sebep ve sonuç açısından varoluşu-

nu  anlatmakla  birlikte  işlevini  de  önemser.  Bu  açıdan  baktığımızda  mitler 

bir mantık sistemidir, çünkü olayları her ne kadar doğaüstü ve kutsal olarak 

değerlendirmiş olsa da gerçekçi bir mantığa bağlamaya çalışır. Buradan da mi-

tolojinin bir idrak mekanizması olduğu ortaya çıkmış olur. Nitekim mitoloji 

kozmosun ortaya çıkışını, düzeninin sebebini, varoluş ideolojisini, insanı çev-

releyen canlı ve cansız, görülen ve görülmeyen, olağanüstü ve sıradan, maddî 

ve manevî her şeyin kavranılabilmesi veya bunun bir çabasıdır.

Tabiî  ki  mitoloji,  kozmogonik  takvim  ve  türeyiş  tasavvurlarını  yaşatan, 

türü  belli  olmayan  (Daha  doğrusu  mit  tür  değildir.)  hikâye,  gösterme  şek-

lidir. Yani mit mani, masal, destan, efsane, rivayet vs. şekillerde çeşitlendiği 

gibi ritlerin ve festivallerin de baş konusunu oluşturur. Bu anlamda ünik bir 

mit yoktur. Aksine birbirinden farklılaşan mit varyantları mevcuttur. Yapısal 

plânda bazı mitolojik unsurlar genel mite zaman zaman ilâve olunur veya ge-

nel mitten kopar. Değişmeyen, yalnız mitin vermiş olduğu genelleştirici bil-

gilerdir. Mitler sadece sözde değil, hareket, ritüel ve ayinlerde de yaşar. Başka 

şekilde ifâde edecek olursak, mitin sözlü olması hiç de esas şart değildir. Bir 

kısım kavimlerde, özellikle ilkel kabilelerde mitler, şüphesiz ritüellerde koru-

nup sağlanmıştır. 

Mit, karışık işaretli, senkretik ve simgesel olduğundan onu şiir, dil, mûsiki 

ve ritimle aynileştirenler de vardır (Vico, Herder, Müller vb. bilim adamları). 

Bir grup araştırmacı miti izâh eden bir tür tahkiye şekli olarak algılar (Bacon 

vb.). Miti geniş anlamda animizmle (Taylor), dinle (Lang) bağdaştıran araş-

tırıcılar da vardır. Mitleri arkaik ritüellerin tasvirî yansıması, daha doğrusu 

sihrin sonucu gibi değerlendirenlerin (J. Frazer) fikirlerini, sonradan ritüelist 

ekolün üyeleri (B. Malinowski) daha da geliştirdiler. 20. yüzyılın son büyük 

mitologia âlimleri mitolojiyi vacip hayat şartlarının sembolik ve mitolojik şe-

kilde kavranılması gibi değerlendirirler (C. Levi-Strauss vb.) 

Türk  halklarının  zengin  manevî  serveti  olan  mitler  söz  sanatlarının  bi-

çimlenmesinde önemli rol oynamıştır. Hem ideolojik hem bediî hem de ik-

tisadî-siyasî  görüşlerin  temelinde  yer  alan  mitolojik  başlangıç,  ilk  şuurun 

şekillenmesi (yapılanması) gibi Türk halklarının edebî, estetik yaratıcılığına 

kaynak olmuştur. Bu kaynaklık açık bir şekilde folklor materyallerinde, güzel 

sanatlarda, destanlarda, efsane ve masallarda kendini göstermektedir.    




14 

 

M



I

toloj


I

ye

 G



I

r

I



ş

Mit, herhangi bir noktada insanı çevreleyen hayatın gerçekleriyle karşıla-

şarak onu kendisine has bir şekilde izâh eder. Bu manâda toplanmış mitolojik 

metinler en üniversal kaos-kozmos, tabiat-cemiyet, hayat-ölüm, ışık-karanlık 

karşılaştırmalarından tutun da, basit mitolojik ifâdelere kadar bütün evreni 

kapsar. Kısacası mitoloji bin yıllar boyunca halkların ve milletlerin, soyların 

ve kabilelerin etnik-medenî sisteminde hakim olmuştur. Tabiî ki, mit genel 

düşünce karakteri taşıyor dersek yanlış olmaz. Ýlk dinî sistemler, inançlarla 

ilgili metinleri bulunduran mitler ayrı ayrı fertlerin şuurunda yaratılan ifâde-

ler değil, kolektifin arzu ve isteği, siyasî, ideolojik, ahlakî ve estetik görüşler 

ile yoğrulmuş senkretik bir hâdisedir. Onda açık şekilde belirlenmeyen şuu-

ra has yönlerin olması bu bakımdan çok doğal görünüyor. Doğal olarak, ilk 

mitlerde ayin, merasim, ritüel teşkil eden unsurlar çok güçlüdür. Demek ki 

mit, yalnız sözlü anlatım olmayıp, aynı zamanda gösteridir, hatta bir bakıma 

kutsalın tecessümü ve terennümüdür. 

Mit ilk insanın inandığı, kutsal bildiği değerler sistemi ve bu sistemin bi-

çimlenmiş ve metne dökülmüş şeklidir. Kısacası mit kozmik bilgilerin sem-

bolik bir üslupla takdimi, gizli bilimlerin ve dillerin ifasıdır. Bununla birlikte 

halk  edebiyatının  ayrı  ayrı  bölümlerinde,  özellikle  masallarda,  destanlarda, 

efsane ve rivayetlerde de kozmik sıranın astral mitlerine, ecdat (atalar) mitle-

rine, tanrısal, trikister (kahramanın zıt kutbu) karakterli mitlere de rastlanı-

yor. Bütün bunlara, bir bütün hâlinde Türk mitolojik sisteminde ve sistemin 

yansıması olan halk edebiyatı ve folklor türlerinde rastlanmaktadır. 

Birçok araştırmacı, folklor örneklerinin, güzel sanatların, dinin, edebiyatın 

menşeini  tümüyle  mite  bağlamaya  çalışırlar  (V.  Propp,  M.  Meletinskiy,  N. 

Braginskiy vb.). Bu şekilde olmasa da bütün eski medeniyetlerin kökeninde 

mitolojinin olduğu inkâr edilemez. 

Bilim dünyasında mitolojinin bir disiplin olarak öğrenilmesi 19. yy.’a te-

sadüf eder. Bu devirde mitoloji ile meşgul olan birçok mektep vardır. Ancak 

bu  mekteplerin  birçoğu  mit  ve  din  meselesinin  halli,  mitin  tarihî  olaylarla 

karşılaştırılması konularında yanlış fikirler öne sürmüşlerdir. Hem de 19.yy.’a 

kadar mitoloji dendiğinde Batı dünyası yalnız Yunan Mitolojisini bilmekteydi. 

Oysa araştırmalar ilerledikçe bütün dünya halklarının mitolojisi olduğu orta-

ya çıktı. 20. yy.da mitolojik teorilerin oluşturulması ve mitoloji sistemlerinin 

öğrenilmesi hız kazandı. Doğal olarak, dünya bilim çevrelerinde mitolojinin 

öğrenilmesi gitgide yaygınlık kazanmağa başladı.




M

I

toloj



I

ye

 G



I

r

I



ş

 

 15



1. 2. Mitlerin Sınıflandırılması

Mitolojik  araştırmalar  ilerledikçe  mitlerin  sınıflandırılması  da  gündeme 

geldi. Zira ilmin en önemli meselelerinden biri sistemli değerlendirmeyse, di-

ğeri de tasniftir. Bu bağlamda mitleri genel olarak iki kategoride tasnif etmek 

ve incelemek mümkündür: 

A. Genel kategoriler 

B. Özel kategoriler

Genel kategoriler ,dünyanın hemen hemen bütün millet ve halklarında gö-

rülen mitlerdir. Tipolojik bağlamda bu silsileler birbirinin varyantı ve tamam-

layıcısı niteliğindedir. Bu mitleri dört ana başlıkta incelemek mümkündür:



A.  1.  Kozmogonik  mitler:  Dünyanın  yaratılması  ve  evrenin  oluşumu  hak-

kında olan mitler bu kategoriye girer. Evrenin oluşması çeşitli varyantlarda; 

kaostan, yumurtadan, sudan, Tanrı’nın vücudundan vs. anlatılsa da maksat 

bu oluşuma kaynaklık yapan mutlak gücün övgüsüdür. Kozmogonik mitler  

insanla, düzenin ve dengenin sebepleri hakkındaki düşüncelerinin mitlerde 

sembolleşmesi sonucunda ortaya çıkmıştır.



A. 2. Ýlk insanın yaratılması mitleri: Ýlk insanın yaratılması övgü almaktadır. 

Kozmosun yaratılmasından sonra silsile şeklinde gök, yer, dağlar, ormanlar, 

bitki, hayvan ve en sonunda da insan yaratılır. Mit, ilk insanın yaratılmasını 

Tanrı veya demiurg (tanrısal özelliğe sahip olup, kültürel nesne ve olguların 

ilk kurucuları) adına bağlar. Ýlk insanın yaratılması miti kozmogonik mitin 

tabiattan cemiyete geçişini simgeler ve kozmogonik dilin sosyal dile aktarıl-

masını sağlar.

A. 3. Türeyiş mitleri: Ýlk insanın yaratılması insan topluklarının, kabilelerin, 

soyların, boyların ortaya çıkışıyla genişler. Her kabilenin, boyun kendi kurucu 

atası vardır. Kabile veya boy, adını o atadan almıştır. Türeyiş mitleri, kozmik 

mitin boyların türemesi diline çevrilmesi şeklinde sosyal grupların farklılık-

larını bir bakıma izah eder mahiyette olup kutsal ataların ve onların boyları-

nın ortaya çıkmasını anlatır. Bazı halkların mitolojisinde çok zengin olmasına 

karşın bazı halklarda fazla gelişmemiştir.

A. 4. Takvim mitleri: Belki de kozmik mitin ilk dönüşümü niteliğinde olan 

takvim mitleri, evrenin yaratılmasıyla zamanın oluşmasının kodlaşmış anla-

tımıdır.  Mekân  zamanın  hareketi  bağlamında  mevcuttur.  O  halde  kozmos,  

zaman dahilinde mevcuttur. Zamanın ölçülmesi, ilk zaman ve onların ortaya 

çıkmasını sembolik bir dille anlatan hikâyeler veya kaya üstü tasvirler, takvim 

mitlerini oluşturur.




16 

 

M



I

toloj


I

ye

 G



I

r

I



ş

B. Özel kategoriler olarak adlandırdığımız mitler, dünyanın her halkında 

bulunmayan veya birinde mevcut olmasına rağmen bir başkasında görülme-

yen mitolojik kategorilerdir. Nitekim coğrafî şartlar, gelişim süreci, tarihî-kül-

türel özellikler özel mitolojik kategoriler oluşturmuştur. Bunların baş lı ca la rı 

aşağıdakilerdir:



B. 1. Tanrılar hakkında (teogoni) mitler: Mitolojik zamanı çabuk aşıp tarihî 

zamana dahil olan halklarda görülen tanrılara ilişkin mitler, ilkel yaşam şart-

larında bulunan kavimlerde görülmez. Aslında kozmogonik mitle bağlantılı 

olan tanrılar hakkındaki mitler, yaygın olarak evrenin yaratılma sında tanrı-

ların rolünü öne çıkarmakla beraber şu veya bu işlevle sınırlı olan tanrıların 

veya  Türk  mitolojisinde  olduğu  gibi  yüksek  dereceli  ruhların  ortaya  çıkma 

sebeplerini açıklar, evrende görülen veya görülmeyen bütün nesnelerin bir sa-

hibi olduğu inancına dayanır. Tanrılar hakkındaki mitlerin klasik şekli Yunan 

mitlerinde  görülür.  Nitekim  M.Ö.  8.  yy.da  Hesiodos,  Theogoni  adlı  eseriyle 

Yunan tanrılarının doğumu ve görevlerini bir bütün halinde işle yerek yazılı 

edebiyata dönüştürmüştür.

B. 2. Köken (etiolojik) mitleri: Aslında mitoloji insanın kafasında oluş tur du-

ğu sorulara cevap verecek bir düzeyde oluşturulmuştur. Bu bağlamda mi to-

lojinin bir görevi de soyut ve somut kavramların alegorik izahını vermektir. 

Ýşte bu tip mitlere köken veya izah edici mitler denmiştir. Mitolojik inanç larla 

yaşayan  iptidai  kavimlerde  etiolojik  mitler  çok  gelişmiştir.  Ancak  etiolojik 

mitlerin  kalıntılarına  hemen  hemen  dünyanın  bütün  halklarında  rastlamak 

mümkündür. Aslında köken mitleri bu yönüyle genel kategoriye giren mitlere 

daha çok yakındır.



B. 3. Dünyanın sonu (eskatoloji) hakkında mitler: Tarihî şuurun ortaya çıkması 

ve dinî inançların güçlenmesiyle dünyanın sonu, kıyamet anlayışı da ağırlık 

kazanmaya başlar. Özellikle monoteist dinlerin baskısıyla kıyamet, onu ha-

zırlayan sebepler, ön belirtiler vs. hakkında bir dizi hikâye anlatılmaktadır ki 

bunlar da eskatolojik mitleri oluşturmaktadır. Bazı ilkel kavimlerde dünyanın 

sonu düşüncesine yer verilmediği halde tufanla veya dünyayı tahrip edecek 

kozmik kazayla ilgili mitler mevcuttur. Dünyanın sonu hakkındaki mitler ge-

leceğe yönelmiş kehanetler niteliğinde olduğu için kozmik bilgilerin simge-

selleştirilmiş şekliyle karakteristik özellik oluşturur.

B. 4. Totem mitleri: Kavimlerin, boyların bir hayvan, bitki, veya cansız bir 

nesneye bağlanması, ecdat-tanrı ilişkisinin bir olguda birleşmesi, yani ecda-

dın aynı zamanda kabilenin tanrısı olması telakkisinin öne çekildiği mitler,  

totem mitleri olarak bilinir. Totemle ilgili görüşler daha çok ilkel yaşam sür-

düren ve geçimlerini derleme ve avcılıkla sürdüren toplumlarda ortaya çıkar. 



M

I

toloj



I

ye

 G



I

r

I



ş

 

 17



Başlıca özelliklerinden biri, kan veya kemik akrabalığı değil totem akrabalığı-

na dayanmasıdır. Afrika ve Avustralya yerlilerinin anlatıları totem mitlere bi-

rer örnek oluşturur. Ancak hayvanlarla ilgili bütün anlatıları totem mit olarak 

kabul etmek de doğru değildir. Nitekim, totemizm ayrıca bir mer hale gibi bir 

dünya görüşüne dayanır. 

B. 5. Kahramanlık mitleri: Bu tür mitler, özel bir kategori olarak bazı halklar-

da genişçe yayılmışlardır. Türk mitolojisindeki kurtarıcı kahramanlar za man la 

destanlara mal olmuş ve arkaik destan kahramanları olarak şekil lenmişlerdir. 

Büyük bir misyon ile kahramanlığa koyulan bu tipler toplumun beklentileri-

ni  gerçekleştirmekle ferdî  karakterlerinden  uzaklaşır.  Ancak  Yunan  mitolo-

jisinde bunun tersi görülür. Nitekim Yunan kahra manları tıpkı tanrılar gibi 

kendine has ferdî özelliklere de sahiptir. Onların da insanlar gibi olumlu ve 

olumsuz tarafları vardır. Oysa Türk kahramanlar idealleş tirilmiş tipler olarak 

karşımıza çıkar. 

Burada Avrupamerkezci görüşlerin sonraki araştırmaları, özellikle de Türk 

araştırmacılarını nasıl etkilediği konusuna da değinmekte yarar var. Ýnsanın 

şekillenmesinde,  toplumun  sosyo-ekonomik  dokusunun  ortaya  çık ma sında 

Avrupamerkezci  bilim  adamlarının  söylediği  gibi  toplayıcılık,  bitkicilik,  av-

cılık, çobanlık ve tarımcılık olarak nitelendirilen ekonomik sistemler birbi-

rinin yerini tutmamış, sadece coğrafî bölge özelliğiyle biçim lenmiştir. Bugün 

dağlık ve ormanlık bölgelerde yaşayan Türkler, avcılık yaptıkları ve ren geyiği 

besledikleri halde, bozkırda yaşayanların arasında hayvancılık, ovalık yerlerde 

yaşayanlarda ise tarımcılık gelişmiştir. Durum tarihin derinliklerine indikçe 

de böyledir. 

M.Ö. 3000-2500 yılları arasında Türklerin bir kısmı bozkırda hayvan cılıkla 

uğraşıyorken, bir kısmı da Maveraünnehir’de tarımla uğraşmaktaydı. Dağlık 

ve ormanlık yerlerde yaşayanlar ise avcılık ve toplayıcılıkla geçimlerini sağ-

lıyorlardı. Mitoloji de bu sosyo-ekonomik ortamda şekilleniyor, aynı şekilde 

bu coğrafî ortam da dünya görüşünün oluşumunda etkili oluyordu. Zamanla 

toplumun yerleşmiş oldukları bölgelerden yeni bölgelere göç etmesi, doğal 

olarak ekonomik sistemin de değişmesine neden oluyordu. Ancak bu, kro-

nolojik olarak yukarıda sıralanan sistemlerin birbirini takip etmesi anlamına 

gelmemelidir. Kısaca belirtmek gerekirse geçmişin mutlak şekilde şöyle veya 

böyle olduğu savı; eski insanların yaşamını, tarihini, sosyo-kültürel varlığını 

zorla şu veya bu biçimde, bir öngörü tasarımına indirgemek anlamına gelir. 

Bu sıralanan sosyo-ekonomik sistemlerden herhangi birinin gelişmiş ola-

rak gösterilmesi ve sistemin ortaya koyduğu mitolojinin de gelişmiş bir mi-




18 

 

M



I

toloj


I

ye

 G



I

r

I



ş

toloji  olarak  değerlendirilmesi,  Avrupamerkezci  görüşün  yansıtılmasından 

başka bir şey değildir. 

Türk mitolojisinin öğrenilmesinde karşılaşılan bir yanlışlık da sosyolog-

lara  ilişkindir.  Din  tarihçileri  ve  din  sosyologlarına  göre  orman  avcılarıyla 

bozkır  çobanlarının  mitolojik  uygulamaları,  tasavvurları  ayrı  ayrı  değerlen-

dirilmelidir. Oysa mitoloji, hayatı her ne kadar yansıtmaya çalışsa da kozmik 

bilgilerin sembolik bir üslupla hikâyesi, eski ideolojinin kendisi olduğundan 

etnik medenî sistem dahilindedir. Ekonomik sistem bilgi kaynağı olan mito-

lojik şuuru ve düşünceyi kısmen etkilese de, çok büyük ölçüde etkileyemez 



veya yönlendiremez. 



Dostları ilə paylaş:


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə