ÜSTÜn yetenekli Çocuklar biLDİRİler kitabi



Yüklə 2,17 Mb.
səhifə10/37
tarix20.09.2017
ölçüsü2,17 Mb.
1   ...   6   7   8   9   10   11   12   13   ...   37

Çoklu Zekâ Teori’sine göre kendini ifade edebilme, etkin dinleme ve etkili konuşma becerileri ve iletişim kurma yeteneği sözel-dilsel zekâ ile; diğer insanların duygularına karşı duyarlı olma, diğer insanları konuşmaları ile etkileme, sözel ve bedensel dili etkili kullanma ve empati kurabilme kişilerarası-sosyal zekâ ile; kendi duygu ve düşüncelerinin farkında olma, kendi duygularına karşı duyarlı olma ise kişisel-içsel zekâ ile ilgili becerilerdir. Çoklu Zekâ Teori’si içinde yer alan kişisel ve sosyal zekâların ikisine birden bilim adamları duygusal zekâ adını vermişlerdir. Duygusal zekâ, duyguların kontrol edilebilmesi, sağlıklı ve uyumlu sosyal ilişkiler kurabilmesi ve mutlu yaşam sürebilmesi için kazanılması gereken bütün yetenekler olarak tanımlanmaktadır (Yavuz, 2001; Güneysu, 2003). Gander ve Gardiner (1998), artmış iletişim becerilerinin, bilişsel yeteneğin gelişimi üzerine kurulduğunu ifade etmişlerdir. Vygotsky’e göre kültürel gelişim boyunca her işlem önce sosyal sonra da psikolojik boyutlarda ortaya çıkar. Sosyal boyutta ortaya çıkan bir işlem kişilerarasında olur. Daha sonra bu işlem içselleştirilir ve psikolojik boyutta görülür. Sosyal ilişkiler genetik olarak tüm yüksek zihinsel işlemlerin altında yatmaktadır (Akt:Oktay, 1999). Yavuzer (1998)’e göre çocukların toplumsallaşma yolunda gelişim gösterebilmeleri, davranışlarıyla sosyal kabul arasında ilişkiyi kurabilecek düzeyde zihinsel yeteneğe sahip olup olmamalarına bağlıdır. Bilir ve ark. (1998)’na göre çocuğun dış dünyadaki nesne ve olayları dil yolu ile uygun olarak temsil edip edememesi, çocuğun zihinsel gelişim düzeyi ile paralel bir gelişme göstermektedir. Çünkü dil, aynı zamanda düşünme, bellek, muhakeme, problem çözme ve planlama gibi bilişsel süreçleri de içermektedir (Yavuzer, 1998). Bu nedenle çocuk, bilişsel kavramları kazandıkça dilin anlamsal yönü de zenginleşmektedir (Bilir ve ark., 1998).

Duyguları anlama ve duyguları ifade etmenin yanı sıra uzmanlar dinlemenin de, zihinsel gelişimden etkilenen bir beceri olduğunu ifade etmektedirler. Ergin ve Birol (2000)’a göre kulağımızla işitir, zihnimizle dinleriz. Dinleme, mesajları etkili bir biçimde alma ve yorumlama sürecidir. Algılama, kavrama gibi zihinsel süreçleri içerir. Dinleme, aynı zamanda, konuşmada ileri sürülen düşünceleri anlamak, değerlendirmek, organize etmek, aralarındaki ilişkileri saptamak, bu düşünceler içinden belleğimizde saklanmaya değer bulduklarımızı seçip ayırmak demektir.

Araştırmanın sonucunda, zekâ düzeyi ile iletişim becerileri arasındaki ilişkinin anlamlı çıkması; dikkat, işitsel algı, görsel algı, planlama, eleştirel düşünme, hafıza gibi zihinsel süreçlerin dinleme, göz kontağı kurma, duyguları anlama ve duyguları ifade etme gibi iletişim becerilerini etkilemesine bağlanabilir. Çünkü zihinsel süreçleri gelişmiş olan çocukların, iletişim becerilerinin de daha fazla gelişebileceği söylenebilir. Bunun yanı sıra zekâ düzeyi ile iletişim becerileri arasındaki ilişkinin anlamlı çıkması; iletişim becerilerinin gelişimi, sözel becerilerin gelişimi, dil gelişimi ve zihinsel gelişim alanlarının birbirini etkilemesine bağlanabilir. Çünkü zekâ düzeyi yükseldikçe, dil gelişimi artmakta, dil gelişimine bağlı olarak da sözel beceriler gelişmekte buna bağlı olarak da iletişim becerilerinin geliştiği düşünülmektedir. Ayrıca zekâ ile iletişim becerileri arasındaki ilişkinin anlamlı çıkması, Çoklu Zekâ Teorisi’na göre iletişim becerilerinin sözel-dilsel zekâ, kişilerarası-sosyal zekâ ve kişisel-içsel zekâ’ya bağlı olarak gelişmesi ile de açıklanabilir.

Duyguları ifade etme becerisi ile zekâ düzeyi arasındaki ilişkinin anlamlı çıkmaması ise bu becerinin, zekâdan çok dil gelişiminden etkilenen bir beceri olması ile açıklanabilir. Dil gelişimi, hem zekâ düzeyine bağlı olarak hem de yaş ile birlikte gelişmektedir. Bu durumda duyguları ifade etme, zekâ düzeyinin yanı sıra çocuğun yaş düzeyinin ve olgunluk düzeyinin artmasını da gerektiren bir beceridir. Bu nedenle duyguları ifade etme ile zekâ düzeyi arasındaki ilişki anlamlı çıkmamış olabilir.


ÖNERİLER

Araştırmadan elde edilen bulgulara dayanarak, bu alanda inceleme yapmayı düşünen araştırmacılara aşağıdaki önerilerde bulunulabilir:

• “İletişim Becerileri Eğitimi Programı” alan üstün zekâlı ve normal zekâlı çocukların davranış sorunlarında azalma olup olmadığı incelenebilir.

• “İletişim Becerileri Eğitimi Programı” alan üstün zekâlı ve normal zekâya sahip çocukların duygusal sorunlar ile başa çıkma becerileri incelenebilir.

• Çocuklarda dikkat becerilerinin geliştirilmesinin, dinleme becerilerine olan etkisi araştırılabilir.

• İletişim becerileri ile zihinsel süreçler arasındaki ilişkiler araştırılabilir.

Zihinsel engelli, normal ve üstün zekâlı çocukların iletişim beceri düzeyleri karşılaştırılabilir.

• Üstün çocuklar ile normal zekâya sahip çocukların kaç oturumda iletişim becerilerini kazandıklarını ortaya koyabilecek araştırmalar yapılabilir.


KAYNAKÇA

Bilir, Ş., Arı, M., Gönen, M., Üstün, E. ve Pekçağlayan, N. (1998). Okul Öncesi Eğitimcisinin Rehber Kitabı. Ankara:Aşama Ltd. Şti.

Bohnert, A.M., Crnic, K.A. & Lim, K.G. (2003). Emotional Competence and Aggressive Behavior in School-Age Children. Journal of Abnormal Child Psychology, 31(1), 79-91.

Çağdaş, A. (1997). İletişim Dilinin 4-5 Yaş Çocuklarının Sosyal Gelişimine Etkileri. Yayınlanmamış Doktora Tezi, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya.

Ergin A. ve Birol, C. (2000). Eğitimde İletişim. Ankara: Anı Yayıncılık.

Gander M. & Gardiner, H (1998). Çocuk ve Ergen Gelişimi. (Çev. A. Dönmez, N. Çelen ve B. Onur) 3. Basım. Ankara:İmge Kitabevi.

Güneysu, S. (2003). Çoklu Zekâ Teorisi ve Uygulama. Yer aldığı eser İ. Erdoğan (Ed.). Okul Öncesi Eğitim Sorunlar ve Çözümler Sempozyumu Bildiri Metinleri (ss.13-26). İstanbul:Özel Okullar Derneği.

Oktay, A. (1999). Yaşamın Sihirli Yılları: Okul Öncesi Dönem. İstanbul:Epsilon Yayıncılık

Yavuz, K. E. (2001). Eğitim-Öğretimde Çoklu Zekâ Teorisi ve Uygulamaları. Ankara: Özel Ceceli Okulları Yayınları.

Yavuzer, H. (1998). Çocuk Psikolojisi (16. Basım). İstanbul:Remzi Kitabevi.

Yıldırım-Doğru, S.S. (1999). Zihin Engelli Çocukların Duygusal Yüz İfadelerini Tanıma Durumlarının Değerlendirilmesi. Yayınlanmamış Doktora Tezi, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Eskişehir.

Bireysel Dosyalama Tekniği (Potfolio) ve Üstün Yeteneklilerin Eğitimi

Murat GÖKDERE*

ÖZET


Eğitim programları öğrenci özellikleri ve seviyeleri dikkate alınarak hazırlanmaları ve uygulandıkları sürece amaçlarına ulaşabilir. Normal eğitim programları yetenek yönünden normal seviyedeki bireyler esas alınarak hazırlanmış programlardır. Dolayısı ile bu programlar bireysel olarak akranlarından üst ve alt seviyede olan bireylere yeterince hitap etmektedir. Bu bireyler için özel eğitim programları gerekmektedir. Bu programların çeşitli uygulamalarına literatürde rastlamak mümkündür. Ülkemizde ise üstün yetenekli çocuklar MEB na bağlı Bilim Sanat Merkezlerinde (BSM) lerin de gruplama yöntemine uygun olarak haftanın bir veya birkaç günü eğitim görmektedirler. Bu konu ile ilgili ulusal literatürde yapılan çalışmalar incelendiği zaman öğretmenlerin özellikle bireysel değerlendirme hususunda yeterli bilgi alt yapısına sahip olmadıkları görülmektedir. Üstün yeteneklilerin eğitiminde bireysel eğitim ve bu eğitimin çocukta meydana getirdiği değişimlerin belirlenmesi ve kaydedilmesi önemli yer tutmaktadır.
Bu çalışmada öğretmenlerin bireysel değerlendirme tekniklerinden birisi olan Portfolio değerlendirme tekniği ile ilgili teorik bilgi alt yapılarını güçlendirilmesi amaçlanmıştır. Literatür taraması yardımı ile gerçekleştirilen bu çalışmada ilgili değerlendirme tekniğinin teorik alt yapısının yanı sıra ve üstün yeteneklilerin eğitiminde bu tekniğin kullanıldığı çalışma örneklerinden bahsedilmiştir. Bu çalışmanın ülkemizde üstün yeteneklilerin eğitimine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Anahtar Kelimeler: Üstün yetenekli çocuklar, portfolio, ölçme değerlendirme


1. GİRİŞ

Toplumları oluşturan bütün fertlerin eğitim ve öğretim hakları, kanunlar çerçevesinde garanti altına alınmıştır. Dolayısıyla, bir çok ülke vatandaşlarının eğitimi için çeşitli kademelerde eğitim programları geliştirmek için yoğun çabalar harcamaktadır. Eğitim programı, çocukların karşılaşacakları öğrenme deneyimlerinin okul denetimi altında, bir plan ve içerikle açıkça ortaya konulan bir dökümandır. Fakat, hazırlanan bir çok eğitim programının sadece normal zekâ seviyesindeki bireyleri hedef aldığı bilinmektedir (Olszewski, 2003). Toplumların yaklaşık olarak yüzde beşi yetenek yönünden normal seviyenin altında ve üstündeki bireylerden oluşmaktadır (Marland, 1972; Enç,1979). Bu bağlamda, bu yüzde beşlik grup içindeki üstün yetenekli bireylere dönük eğitim programlarının hazırlanması ve uygulanmasına ihtiyaç olduğu ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte, toplum içindeki bireylerin yetenek seviyeleri dikkate alınarak uygun eğitim programlarından geçirilmeleri ve bu yolla hayata hazırlanmaları bir ülkenin geleceği için son derece önemlidir.

Ekonomik ve sosyal yönden ileri düzeyde bulunan sanayileşmiş bir çok ülke yetenek seviyelerine dayalı eğitim programları hazırlayıp etkin bir şekilde uygulamaktadır. Normal yetenek seviyesine sahip olan bireyler normal eğitim kurumlarında eğitilirken, yetenek yönünden normal seviyenin altında olan bireyler ise özel eğitim programlarının uygulandığı kurumlarda eğitim almaktadır (Betts, 1986; Gallagher ve Gallagher, 1994). Bu ülkelerde, zekâ seviyesi düşük olan ve normal işlevlerini yerine getiremeyen bireylerin eğitimleri için her yıl büyük miktarlarda maddi kaynaklar ayrılmaktadır. Bu eğitim sürecinin temel amacı, diğer insanların sahip oldukları niteliklerin kendilerine kazandırılması ve bu bireylerin yaşantılarının daha fazla kolaylaştırılmasıdır (Gallagher, 1983). Benzer şekilde, normal insan grubunun dışında kabul edilen üstün yetenekli bireylerin, yetenek yönünden normal seviyenin altındaki bireyler gibi özel eğitime ihtiyaç duydukları açıktır (Marland, 1972; Renzulli, 1999).

Mili Eğitim Bakanlığı 1993 yılında, üstün yetenekli çocukların eğitimiyle ilgili bir proje çalışmasına başlamıştır. Bu çalışmaların bir sonucu olarak, gruplama yöntemine dayalı eğitim programına uygun olacak şekilde, üstün yetenekli çocukların haftanın bir kaç günü eğitim alacakları ve bu yolla, mevcut yeteneklerini geliştirebilecekleri eğitim merkezleri açılmıştır. Bu eğitim merkezlerinde, hem bilim alanında hem de sanat alanında üstün yetenekli çocuklar eğitim almaktadırlar. Bu nedenle, bu kurumların isimleri Bilim Sanat Merkezleri olarak kabul edilmiştir (Tebliğler Dergisi, 2001).

Ülkemizde, üstün yetenekli çocukların eğitimi çalışmalarının hız kazandığı günümüzde, üstün yetenekli çocukların fen eğitimi ile fen öğretmenlerinin eğitimine çok fazla önem verilememektedir. Bu alanda çalışan öğretmenler, hizmet öncesi eğitimleri boyunca, üstün yeteneklilerin eğitimi ve özellikleriyle ilgili hiç bir ders almadan mezun olmaktadırlar. Bunun yanında, hem bu alanda öğretmen seçimine hem de seçilen öğretmenlerin mesleki gelişimlerinin sağlanmasına yönelik sistemli ve programlı faaliyetin mevcut olmaması dikkat çekmektedir (Gökdere ve Küçük, 2003). Öğretmenlerin gerek hizmet öncesi gerekse hizmet içi eğitim dönemlerindeki bu eğitim eksikliği kendisini eğitim sürecinin çeşitli kademelerinde göstermektedir. Nitekim ülkemizde üstün yeteneklilerin eğitimindeki durum ve bu alanda görev yapan fen bilimleri öğretmenlerinin problemlerini belirlemek amacı ile yürütülen çalışmalarda (Gökdere&Küçük, 2003; Gökdere&Küçük ve Çepni, 2003) BSM’ lerinde görev yapan öğretmenlerin ölçme değerlendirme boyutunda önemli problemlerin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu çalışmalarda öğretmenlerin ders içi değerlendirme hususlarında birbirlerinden oldukça farklı teknikler kullandıkları ve bu teknikler arasında bir standardın bulunmadığı açık bir şekilde görülmektedir.
2. AMAÇ

Bu çalışmada öğretmenlerin bireysel değerlendirme tekniklerinden birisi olan Portfolio değerlendirme tekniği ile ilgili teorik bilgi alt yapılarını güçlendirilmesi amaçlanmıştır.


3. YÖNTEM

Çalışmada literatür taraması yöntemi kullanılarak bireysel değerlendirme tekniklerinden olan Bireysel Gelişim Dosyalama Tekniği olarak bilinen Portflio değerlendirme tekniği ile ilgili literatür bilgileri derlenerek bu yöntemin tanıtımı ve üstün yeteneklilerin eğitiminde kullanımına yönelik değerlendirmelerde bulunulmuştur.


4. BİREYSEL GELİŞİM DOSYALAMA TEKNİĞİ

Bireysel gelişim dosyasını (portfolio) tek bir tanım ile sınırlamak doğru olmayacaktır. Bu tekniğin tanımı kullanım amacına ve kullanım biçimine göre değişmektedir. Genel anlamda bireysel gelişim dosyası öğrencinin çabasını, ilerleyişini ve başarısını gösteren çalışma örneklerinin amaçlı olarak toplanmasıdır. Bu konuda literatürde bir birinden küçük farklılıklar içeren tanımlar olsa da bu tanımlarda eğitim sürecinde öğrencide meydana gelen değişikliklerin değerlendirilmesinde bir süreç değerlendirilmesi ve birden fazla değerlendirme aracı ile derlenen verilerin toplanması hususlarına vurgu yapılmaktadır. Örneğin Birgin (2002, s.3) bireysel gelişim dosyaları ile yapılan değerlendirmeyi (portflio assesment) “ öğrencinin belli bir süreç içerisindeki bir veya birkaç alandaki becerilerinin, yapmış olduğu çalışmaların veya gösterdiği davranışların düzenli ve birikimli olarak toplanması ile ilgili elde edilen verilerin önceden belirlenen kriterlere göre değerlendirilmesi” olarak tanımlamaktadır. Bu ve buna benzer tanımlardan da anlaşılacağı üzere bu değerlendirme tekniğinde verilerin sistemli bir şekilde toplanması ve bu verilerin önceden belirlenen değerlendirme kriterlerine göre değerlendirmesi oldukça önemlidir. Çalışmanın bundan sonraki bölümlerinde; bu değerlendirme tekniğinin diğer değerlendirme tekniklerinde farkları, avantaj ve dezavantajları, Bireysel Gelişim dosyası hazırlamada dikkat edilecek hususlar, Bireysel kullanım alanları, Bireysel Gelişim Dosyasının (BGD) düzenlenmesi ve elde edilen verilerin değerlendirmesi gibi konular üzerinde kısaca durulacaktır.


Bu değerlendirme tekniğinin diğer değerlendirme tekniklerinden farkları;

Bireysel gelişim dosyaları diğer değerlendirme yöntemlerinden bir çok yönden farklılık arz etmektedir. Bununla ilgili literatürde bir çalışma olmasına rağmen bu konuda en sistematik karşılaştırma De Fina (1992) tarafından yapılmıştır. Bu karşılaştırma Tablo 1’de ayrıntılı olarak verilmiştir.


Tablo 1: Bireysel gelişim dosyası ile standart çoktan seçmeli testlerle yapılan değerlendirme arasındaki farklar.
Tablo 1’ detaylı olarak incelediği zaman bu değerlendirme tekniğinin üstün yeteneklilerin eğitimi için oldukça uygun olduğu görülecektir. Örneğin süreç değerlendirmesi olması, değerlendirmenin sayısal verilerden ziyade gözlem sonuçları şeklinde verilmesi, öğrenci merkezli olması, velileri ve öğrencileri de değerlendirme sürecine katması en göze çarpan özeliklerdir.
Bireysel Gelişim dosyalama tekniğinin avantaj ve dezavantajları;

Çalışmanın bu bölümüne kadar bu değerlendirme tekniğinin bazı özelliklerinden bahsedildi. Acaba bu değerlendirme tekniğinin avantaj ve dezavantajları nelerdir? Bu yöntemin avantaj ve dezavantajları karşılaştırıldığı zaman avantajlarının daha fazla olduğu görülmektedir.


Avantajlar;

1. Hem bireysel hem de grup değerlendirmesine fırsat tanır (Birgin, 2003)

2. Velinin de öğrenme sürecine etkin olmasını sağlar (Norman, 1998)

3. Öğretmeninin öğretimi planlamasına kılavuzluk eder (De Fina, 1992)

4. Öğrencilerin kendi kendilerine öğrenmelerine ve değerlendirmelerine teşvik eder (Barton ve Colins, 1997)

5. Birden fazla ve değişik veri toplandığı içi öğrencinin daha sağlıklı değerlendirilmesine olanak sağlar (DE fina, 1992)

6. Öğrencinin kendini değerlendirmesine olanak sağlar (Birgin, 2003)
Dezavantajları

1. Puanlama yapmak oldukça güçtür.

2. Amaçların ve değerlendirme kriterlerinin hazırlanması zahmetlidir

3. Uzun zaman gerektirir (Birgin, 2003)

4. Veriler daha çok nitel olduğu için toplanan verilerin analizleri oldukça zordur (Lankes, 1995).

Bu yöntemin dezavantajlarına bakıldığı zaman Bilim Sanat merkezlerindeki eğitim sürecinde bu faktörlerin çok fazla engelleyici olmadıkları görülecektir.


Bireysel Gelişim dosyası hazırlamada dikkat edilecek hususlar;

– Bu süreçte öğrencilere sorumluluk verilmeli ve takibi yapılmalıdır,

– Süreç değerlendirmesinde kullanılmalıdır,

– Bu dosyalar kayıt dosyaları olmaktan ziyade değerlendirme araçları olarak öğretim sürecine yansıtılmalıdır.

– Öğrencilere çalışmalarının değerlendirileceği kriterler açıklanmalıdır.

– Hazırlanan dosyalara öğrencilerde rahatlıkla ulaşabilmelidirler.


Bireysel Gelişim Dosyalarının kullanım alanları;

İlgili literatür incelendiği zaman Bireysel gelişim dosyalama yönteminin dokuz farklı kullanım şeklinin olduğu görülmektedir. Bunlar kişisel dosya, çalışma dosyası, kayıt tutma dosyası, grup dosyası, konuya bağımlı gelişim dosyası, bütünleştirilmiş gelişim dosyası, gösteri dosyası, elektronik gelişim dosyası, yıllık gelişim dosyasıdır (Birgin, 2003). Bu dosya türleri ayrı ayrı kullanılabileceği gibi birkaç dosya türü ile birlikte kullanılabilir.


Bireysel Gelişim Dosyasının (BGD) düzenlenmesi;

Bu değerlendirme tekniği daha çok bireysel değerlendirmede kullanılması nedeni ile bireyin özellikleri dikkate alınarak planlama ve düzenleme yapılmalıdır. BGD düzenlenmesi ve içeriğin hazırlanmasında en önemli nokta hazırlanan dosyanın hangi amaca hizmet edeceğidir. Bir başka deyiş ile amaca göre dosya hazırlanmalıdır. Barton ve Collins (1997) BGD hazırlanmasında;

– Amacın açık bir şekilde belirlenmesi

– BGD’da bulunacak çalışmaların seçiminin yapılması

– Seçilecek çalışmaların, değerlendirme kriterlerinin net bir şeklide belirlenmesi
Bireysel Gelişim Dosyasının değerlendirmesi;

BGD larının değerlendirmesine ilişkin kesin bir yaklaşım mevcut değildir. Fakat değerlendirme biçiminde amacın oldukça etkili olduğu söylenilebilir (Mumme, 1990). Bununla birlikte dosyalarda bulunan çalışmalarının puanlamasının yapılarak değerlendirilmesi en sık kullanılan teknik olarak göze çarpmaktadır. Puanlamada üç temel yaklaşım göze çarpmaktadır. İlk olarak BGD içerisindeki her bir dosya ayrı ayrı puanlanır ve bu puanların aritmetik ortalaması alınır. İkinci yaklaşımda ise farklı performanslara farklı puanlar verilir. Üçüncü yaklaşımda ise BGD içerindeki çalışmaların tümüne birkaç boyut dikkate alınarak tekbir puanın verildiği yaklaşımdır.


5. ÖNERİLER

Bireysel değerlendirme tekniklerinden olan BGD tekniği üstün yeteneklilerin eğitiminde oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Yapılan literatür çalışmasında ülkemizde üstün yeteneklilerin eğitiminde Portfolio Değerlendirme tekniğinin (BGD) kullanıldığına dair bir bulguya rastlanılamamıştır. BSM lerinde görev yapan fen bilimleri öğretmenlerinin problemlerini belirlemek amacı ile gerçekleştirilen bir çalışmada Örneklem de yer alan öğretmenlerin hiç birinin ilgili değerlendirme tekniğinden haberdar olmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Üstün yeteneklilerin eğitiminde dünyada bir çok ülkede kullanılan bu yöntem ülkemizde özellikle BSM’lerinde niçin kullanılmamaktadır? Öğretmenlerimizin ve MEB Özel Eğitim Daire Başkanlığı yetkilerinin bu konu üzerinde önemle durmaları gerektiği düşünülmektedir.

Bu çalışmada kısaca Bireysel Gelişim Dosyalama tekniği (portfolio) ile ilgili kısaca bilgi verilmeye çalışılmıştır. Bu bilgiler BGD tekniğinin üstün yeteneklilerin eğitimi için uygunluk derecesini ortaya koyarak bu alanda çalışan öğretmen ve idarecilerin bu tekniğe ilgilerini toplamak amacı bu çalışmada verilmiştir. Bu çalışmada verilen bilgiler elbetteki bu tekniğin tam olarak tanınmasında yeterli olmayacaktır. Bu sebepten dolayı okuyuculara bu konuda daha detaylı bilgi alabilecekleri kaynakları okumaları önerilmektedir. Bunlar;

– Birgin, O., (2003) Bilgisayar destekli bireysel gelişim dosyasının uygulanabilirliğinin araştırılması, Yayımlanmamış Yüksek lisans Tezi Trabzon.

– Kaptan, F., Korkmaz, F., (2000), Fen öğretiminde Tümel (Portfolio) değerlendirme, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 19, 212-219

– Adams, T.L., 1998. Alternative Assesment in Elementary School Mathematics, Childhood Education 74(4), 220-224

– Barton, C. ve Collins A., 1997. Portfolio Assesment; A Handbook for Educators. Dale Seymour Publications, Newyork.
KAYNAKLAR

1. Barton, C. ve Collins A., 1997. Portfolio Assesment; A Handbook for Educators. Dale Seymour publications, Newyork.

2. Betts, G., 1986. The Autonomous Learner for The Gifted and Talented, System and Models for Developing Programs for The Gifted And Talented, Mansfield Center, CT: Creative Learning Press, 27-56.

3. Birgin, O., 2003. Bilgisayar destekli bireysel gelişim dosyasının uygulanabilirliğinin araştırılması, Yayımlanmamış Yüksek lisans Tezi Trabzon.

4. De Fina, A., 1992. Portfolio Assesment:Getting Started. New York, NY 1003

5. Enç, M., 1979. Üstün Beyin Gücü, Ankara Ünv. Yayınları, Ankara.

6. Gallagher, J., 1983. Teaching the Gifted Child, Boston MA; Ally and Bacon, Inc.

7. Gallagher, J.J. ve Gallagher, S., 1994. Teaching the Gifted Children, Fourth Edition, Prentical Hall.

8. Gökdere, M. ve Küçük, M., 2003. Üstün Yetenekli Çocukların Fen Eğitimindeki Durum: Türkiye Örneklemi, Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimleri Dergisi, 3, 1, 101-124.

9. Gökdere, M., Küçük, M., ve Çepni, S., 2003. Gifted Science Education in Turkey: Gifted Teachers’ Selection, Perspectives and Needs, Asia-Pacific Forum on Science Learning and Teaching, 4, 2, 5.

10. Lankes, A.M.D., 1995. Electronic Portfolios: A New Idea in Assessment Eric Digest, ED390377

11. Maryland, S.P., 1972. Education of Gifted and Talented, Washington D.C: US Office of Education.

12. Mumme, J., 1990. POrtfolio Assesment in Mathematics, California Mathematics Project, Universty of California, Santa Barbara.

13. Norman, K. M., 1998. Investigation of the Portfolios As An Alternative Assesment Procedure . Yayımlanmamış Doktora Tezi, The Universty Memphis.

14. Olszewski, P.K., 2003. Special Summer And Saturday Programs For Gifted Students, Handbook of Gifted Education Third Edition, Boston: Allyn ve Bacon, 219-228,

15. Renzulli, J.S., 1999. What Is Thing Called Giftedness and How Do We Develop it? A Twenty- Five Year Perspective, Journal for the Education of Gifted, 23, 1, 3-54.

16. Tebliğler Dergisi, 2001. Bilim Sanat Merkezleri Yönergesi, Sayı: 2530, Cilt: 64.

Üstün Yetenekli Çocukların Karakter Özellikleri ve Değerler Eğitimi

Hayati HÖKELEKLİ*

Turgay GÜNDÜZ**

ÖZET

Üstün yetenekli çocuklar, fiziksel, duygusal ve entelektüel gelişimleri yanında ahlaki gelişimleri ile de yaşıtlarına göre üstünlük gösterirler; küçük yaşlarda iken yüksek ahlaki duyarlık sergilerler. Üstün yeteneklilerin zihinsel gelişimleri ile ahlaki gelişimleri arasında doğru orantılı bir paralellik gözlenmiştir. Bilişsel ve duygusal gelişimlerindeki bütünlük ve giriftlik, potansiyel yüksek ahlaki değerlerin kaynağı olarak kabul edilmektedir. Diğer gelişim alanlarının olduğu gibi, duygusal ve ahlaki alanın da sağlıklı ve istikrarlı bir gelişim gösterebilmesi için eğitim ve rehberliğe ihtiyaç duyacağı bir gerçektir. Üstün yetenekliler, toplumsal definedeki değerli bir maden misali insanlığa hizmet etmeye aday, dünyamızı daha yaşanılır kılmak için içtenlikle çalışacak gönüllülerdir. Fakat, olumsuz siyasal ve sosyal şartların karşı konulmaz gücü karşısında doğuştan getirdikleri üstün yeteneklerini kaybetme veya yanlış yöne kanalize etmek suretiyle zararlı sonuçlar doğurma gibi tehlikelerle de karşı karşıyadırlar. Bu gibi olumsuz durumların ortaya çıkmaması için üstün yetenekli çocukların ahlâkî ve manevi eğilimlerinin de eğitim ve rehberlikle geliştirilmesi, kişi ve toplumların huzur ve refahına hizmet eder hale getirilmesi önem arz etmektedir.



GİRİŞ

Sürekli olarak kayda değer bir insan davranışı sergileyen ve düzenli bir başarı gösteren çocuklar üstün yetenekli çocuklar olarak adlandırılmaktadır (Cutts, 2001). Üstün yetenekli çocuklar, bir grup olarak, fiziksel, duygusal ve sosyal uyum sağlama konusunda yaşıtlarına göre üstünlük gösterirler (Cutts, 2001). Genel olarak üstün zekâlı ve üstün yetenekli çocuklar; sözcük hazinelerinin zenginliği ve sözcükleri tam anlamlarıyla kullanabilme yeteneği, genelleştirme yapabilme ve soyut düşünme kabiliyeti, problemler konusunda içgörü sahibi olma, uslamlama, problem çözebilme, öğrenme hızı gibi özellikleri yanında, entelektüel amaçları gerçekleştirme hızı, ısrarlı olma, sebat gösterme, ileri hafıza gücü, önsezide bulunabilme, mizah ve nükte yapabilme yeteneği ile kendilerini belli ederler. Ayrıca, ilgi ve meraklarının zenginliği, farkındalıkları ve gözlemlemeye doğal olarak eğilimli oluşları, insiyatif gösterme, teşebbüs etme ve yaratma yeteneğine sahip olma, eleştirici muhakeme, hizmet etme arzusunda bulunma gibi özellikleri ile tanınırlar (Cutts, 2001). Toplumsal definedeki bir maden” olarak ifade edilen (Silverman, 1994) üstün yetenekliler duygusallıkları, doğal yetenekleri, ilgileri ve duyarlılıkları ilk yaşlarda iken keşfedilirse toplum ve bilimin kazançlı çıkacağı açık bir gerçektir.



Dostları ilə paylaş:
1   ...   6   7   8   9   10   11   12   13   ...   37


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə