Issn: 2148-6026. Yakın Doğu Üniversitesi Adına Sahibi Owner on Behalf of Near East University



Yüklə 3,32 Kb.

səhifə56/92
tarix17.09.2017
ölçüsü3,32 Kb.
1   ...   52   53   54   55   56   57   58   59   ...   92

Klasik Tefsir Mukaddimelerinde Yedi Harf Meselesi ve Yorumları
 
123
Harf’in müşkil olduğunu ve bunun müteşabihattan sayılmasının gerek-
liliğini söylemek de bir çözüm sunmamaktadır. Ancak Yedi Harf üzerin-
de yapılan bir sürü yorumun varlığı bu görüşün daha mutedil olduğunu 
da gösterebilir. Zira bu konuda meseleyle uzaktan yakından ilgisi olma-
yan birçok yorumun yapılması, en azından yanlış bir değerlendirmenin 
önüne geçer kanaatindeyiz. Zaten ahruf’s-seb’a ile ilgili Hz. Peygamber 
tarafından bir bilgi olsaydı bu değerlendirmelerin hiçbirisi olmayacak ve 
kimse de zoraki yorumlara girerek kafa karışıklığına sebep olmayacaktı. 
Müsteşriklerin “mana ile kıraat, İslâmî hayatta en önemli nazariyedir; 
Çünkü  bu,  Kur’an  nassını,  her  şahsın  arzusuna  teslim  edilmiş,  her-
kes dilediği şekilde onu tespit etmiştir”
41
 iddialarına mahal kalmazdı. 
Oryantalistlerin  Kur’ân  üzerine  yaptıkları  tenkit  ve  açıklamaların  en 
önemli malzemesi maalesef sıhhat derecesine bakılmaksızın gelişigüzel 
İslamî kaynaklarda geçen bilgi ve yorumlar olmuştur. 
Yedi Harf’ten maksat, Arap kabilelerinin yedisinin dilidir ki, bu konu 
en çok taraftarı olan görüşü teşkil eder. Ebû Ubeyde Kâsım b. Sellâm 
(224/838),  Muhammed  es-Sicistânî  (255/689),  Ahmed  b.  Yahya  b. 
Sa’leb  (291/903)el  Beyhakî  Ebu  Bekr  Ahmed  b.  el  Hasen  (458/1065 
gibi âlimler, sahih ve muhtar olan görüşün bu olduğunu öne sürerler.
42
 
Fakat bu görüşü savunanlar arasında da görüş birliği yoktur. Belirli bir 
dayanakları olmadığı için dilin tespitinde “fasih”lik ölçüsünü baz almış-
lar ve tabii olarak bunların belirlenmesinde ittifak edememişlerdir.
43
 Bu 
konuda ileri sürülen fikirlerden bazıları şunlardır:
ba- Kureyş, Hüzeyl, Temîm, Ezd, Rabia, Hevâzin ve Sa’d b. Bekr lügatleri-
dir.
44
bc- Kinâne, Esed, Hüzeyl, Temîm, Dabbe, Sakif, Huza’a lügatleridir.
45
bd- Kureyş, Yemen, Curhûm, Hevâzin, Kudaa, Temîm, Tay lügatleridir.
46
 
be- Herbiri meşhur bir kabileye ait bütün Araplara dağılmış yerdi lügattir.
47
bf- Beşi Hevâzin, ikisi de Kureyş ve Huzâa lügatleridir.
48
bg- Hüzeyl, Kinâne, Kays, Dabbe, Teymu’r-Ribâb, Esed b. Huzeyme ve Ku-
reyş lügatleridir.
49
 
Görüldüğü gibi Yedi Harfin yedi lügat olduğunu söyleyenler de ara-
larında ittifak edememişlerdir. Diğer yandan Arap lügatlerinin yedi ile 
41  Çetin, Abdurrahmana.g.e., s. 132.
42  Zerkeşî, a.g.e., I, 276-277; Süyûtî, a.g.e., I, 150; Alyûsî, a.g.e., I, 39.
43  Çetin, Abdurrahman, a.g.e., s. 125.
44  Süyûtî, a.g.e., I, 150; 
45  Zerkeşî, a.g.e., I, 278
46  Süyûtî, a.g.e., I, 155.
47  Bu konuda geniş bilgi için bkz. Süyûtî, a.g.e., I, 155
48  Taberî, Muhammed b. Cerîr, Câmiu’l-Beyân an Te’vîli Âyi’l-Kur’ân, Dâru’l-A’lâm, Beyrut, 
2002, I, 36.
49  Alûsî, a.g.e., I, 40.


124
 
Y
akın
 D
oğu
 Ü
nİversİtesİ
 İ
lahİYat
 F
akÜltesİ
 D
ergİsİ
sınırlandırılmayacağı ve sayılmayacak kadar çok olduğu da ifade edil-
miştir ve bu görüşe itiraz edilmiştir.
50
Bu görüş sahiplerine göre; Yedi Harfin yedi Arap lügati olduğu söy-
lenmiştir. Ancak bundan Kur’ân’ın tamamının yedi lügat ile indirildi-
ği manası çıkarılmaz. Bir harfte yedi vecih yoktur. Bunlar Kur’ân’da 
dağınık olarak bulunmaktadır. Kur’ân’ın bir kısmı Kureyş, bir kısmı 
Hüzeyl, bir kısmı Hevâzin, bir kısmı Temîm, bir kısmı Ezd ve Rabia, 
bir  kısmı  Sa’d  b.  Bekr  lügatleri  ile  indirilmiştir.  Bu  konuda  onların 
hepsinin manası birdir.
51
 Burada “lügat” kelimesi ile “lehçe” nin murat 
edildiği anlaşılmaktadır.
İbn Kuteybe (276/889),Taberi(310/922) ve İbn Abdilber (463/1070) 
gibi âlimler tarafından bu görüş tenkit edilmiş, Kur’ân’ın Kureyş lügati 
ile indirildiğini söylemişlerdir. Şayet Yedi Harf’ten maksat yedi lügat 
olsaydı bir kısım insan, birbirinin okuyuşunu reddetmezdi. Hz. Ömer 
ile Hişâm b. Hakîm’in ikisi de Kureyşli olmalarına rağmen, kıraatlerin-
de ihtilaf etmişlerdir. Hz. Ömer’in Hişamın dilini veya lehçesini bilme-
mesi imkânsızdır.
52
 
Abdurrahman  Çetin’e  göre  buradaki  ihtilafın  dilde  değil,  lehçe 
veya  şive  üzerinde  olduğu  söylenebilir.  Zira  aynı  kabileye  mensup 
iki  kişinin  dili  değişik  olamaz.  Ancak  lehçelerinde  veya  şivelerinde 
değişiklik söz konusudur. Arapça pek çok lehçeye sahip zengin bir 
dildir. Bu lehçeler arasında da, tabii olarak birçok farklılıklar mev-
cuttur. Hareke ve telaffuz farklılığından, harf ve anlam farklılıklarına 
kadar uzanan geniş bir alana yayılan bu konu, tabiî ki kıraatleri de 
ilgilendirmektedir.
53
 
Hz. Ömer ile Hişam’ın aynı kabileden olduğu göz önünde tutulursa 
onların arasındaki okuyuş farkının şiveden kaynaklandığını söylemek 
zordur ve meseleyi çözmemektedir. Zira aynı kabileye mensup iki kişi-
nin birbirinin okuyuşlarını anlamamaları düşünülemez. Ayrıca o gün-
kü toplum yapısı, yerleşim biriminin dar bir alanda kurulması ve nüfus 
yoğunluğunun azlığı da dikkate alınırsa Hz. Ömer ile Hişam arasında 
geçen anlaşmazlığın lehçeye veya şiveye bağlanmasının da zorluğu or-
tadadır. Kanaatimize göre bu ihtilaf, çeşitli vecihlere hamledilebilir ki, 
ileride açıklanacağı üzere bu yorumu destekleyen âlimler de vardır.
Hz.  Osman,  Kur’ân’ı  çoğaltılması  için  kurulan  komisyon  üyeleri 
Zeyd b. Sabit, Said b. el-As, Abdullah b. Zübeyr ve Abdurrahman b. 
el-Haris b. Hişâm’a, Kur’ân’ı yazarlarken Zeyd b Sabit ile Arapça bir 
50  Taberî, a.g.e., I, 25; Alûsî, a.g.e., I, 39.
51  Zerkeşî, Burhanuddin, a.g.e., I, 276.
52  Taberî, a.g.e., I, 31-32; Zerkeşî, a.g.e., I, 277-278.
53  Çetin, Abdurrahman, a.g.e., s. 27.




Dostları ilə paylaş:
1   ...   52   53   54   55   56   57   58   59   ...   92


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə