Devlet kýtaplari üÇÜNCÜ baski



Yüklə 25,89 Kb.

səhifə61/72
tarix25.07.2018
ölçüsü25,89 Kb.
1   ...   57   58   59   60   61   62   63   64   ...   72

175
b. Korku ütopyaları: Bilim ve teknolojinin hızlı gelişmesinin yarattığı endişe ve gelecekte
devletlerin bloklaşarak despotik yönetimlere dönüşeceği korkusu bazı düşünürleri toplumu uyarmak
amacıyla korkutucu nitelikte ütopyaları tasarlamaya yöneltmiştir. "Ters ütopya" da denilen ve aşağıda
örneklerini verdiğimiz bu devlet tasarımlarında, yöneticiler insanların mutluluğu için çalıştıklarını ileri
sürerler. Ancak, insanların düzene uymalarını sağlamak için de her türlü yöntemi kullanırlar ve
gerektiğinde zora başvururlar.
Aldous Huxley (Aldus Haksliy, 1894-1963) “Yeni Dünya”: HuxIey'in
"Yeni Dünya" adlı eserinde, bilim ve teknoloji yönünden çok gelişmiş bir toplum
anlatılır. Toplumun ihtiyacına göre insanlar, önceden saptanan nitelik ve ölçülere
göre fabrikalarda üretilir ve özel merkezlerde büyütülürler. Genetik yöntemlerle
aynı işte çalışacak çok sayıda özdeş insan üretilebilmektedir. Tüp bebeklerin
kalıtımları, çalıştırılacakları işlere göre önceden belirlenmiştir. Belli bir şartlandırma
ve "soma" adı verilen zevk verici bir içecek vasıtasıyla, bireylerin kendi konumların-
dan memnun olmaları sağlanmıştır. Çocuklar fabrikalarda üretildiği ve devlet
tarafından yetiştirildiği için evlilik ve aile ortadan kalkmıştır. İnsanın kültürel varlığı
ve tarih bilinci de yok edilmiştir. Romanın kahramanı, normal ana babadan doğan
bir melezdir. Yaşadığı topluma uyum sağlayamaz ve kurtuluşu intihar etmede bulur.
George Orwell (Corc Orvel, 1903-1950)
1984 :
Ocania
Eurasia
Eastasia
Orwell'in yazdığı
"1984" adlı eserde tasarlanan devlet anlayışında insan benliğini yok edecek
ölçüde zora ve kaba güce dayalı baskıcı bir yönetim egemendir. Dünya Okya-
nusya (
-Amerika, İngiltere ve Batı Avrupa), Avrasya (
-Rusya,
Doğu Avrupa) ve Doğu Asya (
-Çin, Japonya) olmak üzere üç büyük
devlet şeklinde bloklaşmıştır. Her üçünün de yönetim biçimleri ve yaşam
koşulları yaklaşık olarak birbirine benzemektedir. "1984"te anlatılan bu düzende
devrimle iktidara gelmiş parti denilen bir örgüt yönetimdedir. Bu parti, iktidarını
sürdürebilmek için insanları ezici bir baskı altında tutmakta ve düzene aykırı
davrananlara işkence etmektedir. Birey, en doğal hakkı olan yaşama güvencesinden bile yoksundur.
Böylece insanlar sindirilmiş; özgürlükleri, ahlaki ve insani duyguları yok edilmiştir. Herkesin düşünce ve
davranışı “Büyük ağabey size gözlüyor.” tehdidi altındadır.


1. İstenilen ütopyaların ortak özellikleri nelerdir?
2. Korku ütopyalarının ortak özellikleri nelerdir?
3. Korku ütopyalarını ortaya çıkaran nedir?
4. Günümüzde bu ütopyaların öngörülerinden
hangileri gerçekleşmiştir?


Uygulayalım
1. Aşağıdaki metni okuyunuz.
2. Metni dikkate alarak konunun sonundaki kontrol tablosunda bulunan önermeleri ve eserleri,
filozoflarla ilişkilendirerek uygun kutucuğa “X” işareti koyunuz.
Hazırlanalım
A
görsel ve özdeyi
şağıdaki
şleri inceleyerek soruları cevaplayınız.
D. BİREY-DEVLET İLİŞKİSİ
Siyaset felsefesi açısından birey ve devlet ilişkileri çok önemlidir. Çünkü bu ilişki, hem toplumun
yapısını hem de yönetim biçimini belirler. Eski çağlardan günümüze bu ilişki oldukça farklılık göstermiştir.
Demokratik toplumlardan önce, devletle birey arasındaki ilişki bir efendi-kul ilişkisidir. Tarihin seyri
içinde devlet yönetimi, monarşiden demokrasiye doğru bir gelişim ve değişim göstermiştir. Günümüzdeki
demokratik toplumlarda, bireysel özgürlük, eşitlik, adalet fikirlerine dayalı bir yönetim söz konusudur. Bu
yönetimlerde, insanların eşit oldukları; yaşama, çalışma, mülk edinme, düşünme, inanç ve vicdan özgürlüğü
gibi temel hakları olduğu kabul edilir.
Bu haklar yasalarla da güvence altına alınmıştır. Yönetilenler kadar yönetenler de yasalara uymakla
yükümlüdürler. Yöneticilerin görevi, kendi tercihleri ve doğrularını halka zorla kabul ettirmek değil,
yönetilenlerin mutlu bir şekilde birlikte yaşamalarını mümkün kılacak önlemleri almaktır. Devletin tanıdığı bu
haklara karşılık bireye düşen ödev de bir yurttaş olarak devletine karşı vergi vermek, askere gitmek, yasalara
uymak gibi sorumluluklarını yerine getirmektir.
Görüldüğü üzere günümüzdeki demokratik hukuk devleti anlayışında birey-devlet ilişkisi, akılcı ve
gerçekci bir şekilde dengelenmiştir. Karşılıklı hak ve ödevlere bağlı olarak temellenen bu denge hem bireyin
haklarının hem de devletin varlığının önemli olduğu, birinin diğerine feda edilemeyeceği gerçeğine dayanır.
- İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.
Şeyh Edebali)
-Yasa ancak toplum için zararlı
fiilleri yasaklayabilir. Yasanın
yasaklamadığı bir şey engellenemez ve
hiç kimse yasanın emretmediği bir şeyi
yapmaya zorlanamaz.
-İnsan ve yurttaş haklarının
güvenliği bir kamu gücünü gerektirir,
bu nedenle bu güç herkesin yararı için
kurulmuştur, yoksa bu gücün emanet
edildiği kişilerin özel çıkarları için
değil.
(Fransız İnsan ve Yurttaş Bildirisi)
(
SORULAR
“Göl damlalardan oluştuğu gibi devlet de bireylerden oluşur.” Bu sözden hareketle birey devlet
ilişkisini tartışınız.
“Devlet adına olsa bile bireyin temel haklarından vazgeçmesi beklenemez; bireyin hakları için
de devlet feda edilemez.” Bu görüş yukarıdaki sözlerden hangisiyle ilişkilendirilebilir? Niçin?
Güveni sağlama almak için mutlak bir krala boyun eğmek, tilki ya da kokarca dan kaçmak
için aslan a sığınmak gibi çılgınca bir şeydir.” J. Locke' un bu sözünü yukarıdaki sözlerden
hangisiyle ilişkilendirilebilir? Niçin?
l
l
l

'
'
'
'
'
'
176




Dostları ilə paylaş:
1   ...   57   58   59   60   61   62   63   64   ...   72


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə