Yazi takip ahmet Dede Secretary yayin tüRÜ Üç Aylık, Uluslararası, Süreli Yayın Type of Publication



Yüklə 175,97 Kb.

səhifə26/106
tarix17.11.2018
ölçüsü175,97 Kb.
növüYazi
1   ...   22   23   24   25   26   27   28   29   ...   106

KİNDÎ METAFİZİĞİ
63
onda kesinlikle çokluk yoktur. Zira o, mübdîdir, yaratıklar ise
mübdadır. Ve çünkü o, süreklidir, onlar sürekli değildir. Çün-
kü hareket edenin halleri değişir, halleri değişen ise sürekli
değildir.
21
 
Bu pasaj, Kindî’nin bütün metafizik iddialarını özetler. Öncelikle Kindî,
açık bir şekilde âlemin ezelîliğini reddederek hâdis olduğunu iddia eder.
Daha  önce  ele  aldığımız  “hak”  ve  “birlik”  kavramlarına  ilişkin  tahliller,
âlemin yaratılmışlığını veya varlığını bir başkasından almış olması gerek-
tiğini ortaya koymakla birlikte gerçekte hudûsa ilişkin bir sonuç vermemiş-
ti. Ama cisim, hareket, zaman, nicelik ve sonluluk kavramları ekseninde
yaptığı tahliller sayesinde Kindî âlemin sadece yaratılmış olduğuna değil,
aynı zamanda hâdis olduğu sonucuna da ulaşmaktadır. Kindî hudûs iddia-
sını vazettiği metinlerinde kozmik akıllar meselesine değinmez ve aklî bir
varlığın da hâdis olması gerektiği sonucuna nasıl ulaştığını açıklamaz. Fa-
kat bu sonuca nasıl ulaştığını anlamak güç değildir: Hak ve vahdet kavram-
ları ekseninde yapılan tahliller, akıllar ve nefslerin de gerçeklik ve birliğini
nihai bir gerçeklik ve birlik ilkesinden yani İlk Gerçek ve İlk Bir’den aldık-
larını ortaya koymaktadır. Bu akıllar ve nefslerin hareket ilkesi olduğu ci-
simler dünyası ise bütün durum ve yüklemleriyle hâdis olduğuna göre akıl-
lar ve nefslerin de hâdis olması gerekir. Çünkü daha önce belirtildiği gibi
akıllar ve nefsler, bu âlemin bir parçası olarak var olmaktadır.
Fârâbî’nin illet-malûl ayrımıyla ve İbn Sînâ’nın varlık-mahiyet ayrımıy-
la yaptığı çözümleme Kindî’nin pasajda âlemin fâiline ilişkin değerlendir-
melerinin neredeyse aynısını içerir. Çünkü bütün bu ayrımların tamamı, bir
anlamda  ortak  olan  şeylerden  her  birinin  kendisine  özgü  bir  hususiyetle
diğerlerinden ayrışabileceği düşüncesine dayanır. Bu bağlamda hâdis olan
âlemin birden fazla faili varsa bu fâiller fâillikte ortak olacak ama kendisi-
ne özgü bir vasıfla diğerlerinden ayrışacaklardır. Bu ise birden fazla şeyden
birleşik olmalarını gerektirir. Birleşik bir nesnedeki birlik zorunlu olarak
saf olamayacak ve gerçekliğini bir başkasından alacaktır. Dolayısıyla da
hâdis olan nesnelerin ilkesi olamayacağından ezelî olmayacak ve hâdisler
grubuna dâhil olacaktır. Bu sebeple Kindî’nin âlemin sonluluğuna ilişkin
tahlilleri, hiçbir şekilde çokluk barındırmayan ve mutlak birliğe sahip bir
ilkeye ulaşır. Gerçeklik, birlik ve ezelîlikte ortağı bulunmayan bu ilke, âle-
min aksine mutlak olarak yokluğu kabul etmez, hüviyetini ve varlığını baş-
kasından  almaz.  Dolayısıyla  onun  herhangi  bir  türden  illeti  yoktur.  Fâili
yoktur, çünkü kendisi nihai fâildir. Gayesi yoktur, çünkü herhangi bir şeye
yönelerek yetkinleşmez. Madde ve sûreti yoktur, çünkü birleşik değildir.
Madde ve suretinin bulunmaması, onun konu, yüklem, cins ve türünün de
olmaması demektir. Bütün illetlerden müstağni oluşu, onun hareket ve za-
21 
Kindî, “Fî vahdâniyyetillah ve tenâhî cirmi’l-âlem”, 206-207.


DİYANET İLMÎ DERGİ  
· 
 CİLT: 54  
· 
 SAYI: 2  
· 
 NİSAN-MAYIS-HAZİRAN 2018
64
mana konu olmamasını, dolayısıyla da ezelî olmasını gerektirir. Diğer de-
yişle ilk illet, hiçbir şekilde ve hiçbir bakımından fesâda konu olamaz.
22
 
. Sonuç  Metafiziği Bilen  Neyi Bilir?
Şimdiye kadar anlatıların gösterdiği üzere Kindî felsefesinde Tanrı mut-
lak bir ve birliktir, bütün gerçeklerin gerçekliğini veya bütün mevcutların
hüviyetini kendisinden aldığı İlk Gerçek ve mutlak hüviyettir, ezelîdir ve
hiçbir şekilde değişime konu olmaz. Kindî’nin âlemin hâdisliğine ilişkin
tahlilleri,  Tanrı’nın  fâil  olma  keyfiyetini  yoruma  mahal  bırakmayan  bir
açıklıkla ortaya koyar: Varlığını ve birliğini Tanrı’dan alan bütün mevcut-
lar,  hâdis  olduğuna  göre  ilk  ilkenin  fiili,  yoktan  yaratmadır.  Bu  sebeple
Kindî Tanrı’yı “İlk İllet” olarak nitelese de günümüze ulaşan eserlerinden
anlaşıldığı kadarıyla, Tanrı’nın “mûcib bizzât” olması anlamında bir neden
değil, âlemin fâil sebebi olması anlamında bir “neden” olduğunu düşün-
mektedir. Bu bakımdan onun felsefesinde nedensellik, bir kısım Mu‘tezilî
düşünürlerin  doğal  olaylar  arasında  nedensellik  bulunduğu  düşüncesinin
Meşşâî kozmolojiye uyarlanarak âlemin kendi içindeki nedensel düzenini
ifade edecek şekilde genişletilmesi olarak yorumlanmaya elverişlidir. Bu-
nunla birlikte ona göre Tanrı, âlemdeki bütün nesnelerin ilk illetidir ama
bu, kelamcıların düşündüğü gibi her şeyin vasıtasız şekilde nedeni anla-
mında değildir. Tanrı, sadece ilk münfailin yakın illetidir, diğerlerinin ise
ilk münfail aracılığıyla illetidir.
23
 
Baştan beri anlatılanlardan anlaşılacağı üzere Kindî’ye göre “ilk felse-
fe” tabiri, her bir nesnede bulunan “hakkın” yani varlık anlamının kaynağı
olan ilk gerçeğe ilişkin bilgiyi ifade eder. Tanrı’nın ilk sebep ve ilk gerçek
(hakk) olması, felsefede incelenen şeylerin tamamının ilk sebebin bilgisin-
de dürülü olduğunu gösterir. Dolayısıyla ilk sebebin bilgisi, en değerlidir,
en kapsamlıdır ve kesin olarak bilinme sıralamasında en öndedir yani hiç-
bir şey Tanrı kadar kesin bir şekilde bilinemez. İşte tam ve en değerli filo-
zofun, bu en şerefli ilmi kuşatan kimse olması gerekir. Zira sebebin bilgisi,
sonucun bilgisinden daha şereflidir.
24
Bu bakımdan Kindî’ye göre metafizi-
ğin konusu Tanrı’dır. Metafiziğin bir diğer ismi “ilk felsefe” olduğundan
Tanrı’ya ilişkin bilgiye, diğer deyişle ilk sebebin bilgisine “ilk felsefe” adı
da verilir. Bu bağlamda Tanrı’yı bilmek sadece metafiziğin değil, bir bütün
olarak felsefenin amacıdır. Zira felsefî çaba, metafiziğe ulaştığında amacı-
na erer. Bu sebeple Kindî’nin metafizik kavrayışı, ilk sebep olan Tanrı’nın
ispatı  ve  bütün  mevcutların  O’nunla  ilişkisini  açıklama  üzerine  kurulur.
22 
Bkz. Kindî, “Fî’l-felsefeti’l-ûlâ”, 135-136.
23 
Kindî, “Fî’l-fâili’l-hak el-evvel et-tâm ve’l-fâili’n-nâkıs ellezî hüve bi’l-mecâz”, Kin-
dî  Felsefî Risâleler içinde (İstanbul: Küre Yayınları, 2014), 190-91.
24 
Kindî, “Fî’l-felsefeti’l-ûlâ, 126-7.




Dostları ilə paylaş:
1   ...   22   23   24   25   26   27   28   29   ...   106


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə