Devlet kýtaplari üÇÜNCÜ baski



Yüklə 25.89 Kb.

səhifə32/72
tarix25.07.2018
ölçüsü25.89 Kb.
1   ...   28   29   30   31   32   33   34   35   ...   72

89
Her sabah kahvaltı sonrası, günlük bir gazete okumak.
Trafikte önceliğin kendisinde olmasına rağmen sürücünün bir başka sürücüye yolvermesi.
Öğrencinin Hak etmediği halde kendisine yanlışlıkla yüksek not veren öğretmenini uyarması.
Bir esnafın; müşterisini, henüz hiç satış yapmamış komşu esnafa yönlendirmesi.
Okula sürekli otobüsle giden öğrencinin, biletini kaybettiği için yürüyerek gitmesi.
Öğrencinin  paraya ihtiyacı olmasına rağmen bulduğu cüzdanı polise teslim etmesi.
Yani kişi başka bir eylemi değil de niçin bu eylemi yapmayı seçmiştir? Bu, özgür iradesinin hareketini
sağlayan, etkileyen bir noktadır. Kişi sorumluluğu üzerine alarak iyi ya da kötü olanı tercih eder. İyiyi seçmesi
erdemdir ki ahlak felsefesinin yücelttiği, övdüğü, arzuladığı bir tercihtir.
C. ERDEM-YAŞAM İLİŞKİSİ
Hazırlanalım
Aşağıdaki metni inceleyerek soruları cevaplayınız.
Erdem Nedir Testi
Bu test, ahlaki değerlerinizin ne kadar erdemli olduğunu ölçmek için hazırlanmıştır. Testi etkili
kılmak için aşağıya doğru mümkün olduğunca yavaş gidin. Test sadece bir sorudan ibaret. Haydi
başlayalım:
Çok okunan bir gazetenin foto muhabirisiniz. Yaşadığınız bölgede fırtına sonrası sel baskınları
yaşanıyor. Siz yüksekçe bir köprüden bu korkunç afetin fotoğraflarını çekmektesiniz. Çevrenizdeki her


90
şeyi sel suları sürükleyip götürüyor. Birdenbire yolda sularla boğuşan bir otomobil görüyorsunuz.
Fotoğraf makinesini otomobili sürmeye çabalayan adama tutup görüntüyü yaklaştırdığınızda onu
tanıyorsunuz. Bu adamın ünlü bir kişi olduğunu görüyorsunuz. Ünlü bir kişiyi fark etmekle aynı anda
suların onu yutmak üzere olduğunu da fark ediyorsunuz.
İki seçeneğiniz var: 1.Tedbir olarak yanınızda getirdiğiniz dağcı ipini atarak onu kurtarmayı
denemek: Böylece ünlü kişiyi kurtarmış olduğunuz için bir kahramanlık madalyası alabilirsiniz. 2. Yılın
fotoğrafçısı seçilmenizi sağlayacak bir “O An” fotoğrafı çekebilirsiniz: Bu yüzden bir anda mesleğinizin
zirvesine çıkabilirsiniz. Eğer bu ikilemden birini seçmek için sonuçta kazanacağınız çıkarları
karşılaştırmışsanız, sizin ancak adınız “Erdem” olabilir.
SORULAR
Siz olsaydınız hangisini tercih ederdiniz? Niçin?
Aşağıdaki görüşlere katılıyor musunuz? Niçin?
a. Ahlak ve erdem ilgisiz, ayrı şeyler değil tam tersine iç içeler. Ahlak olarak iyi olmayan hiçbir
şey erdem de değildir. Yani erdemin kapısı, ahlaktan geçer. Sen de haklısın bir yerde çünkü
dünyada henüz bilimsel ahlak ve felsefe yok.
b. Erdem zaten içselleştirilmedikçe uygulanabilir bir meziyet değildir. Bu yüzden dediğiniz gibi
ipi atıp atmamayı düşünen insan henüz erdemli sayılmaz. Duruma göre ya atar, ya atmaz.
Fakat asla atsa ne çıkarı olur atmasa ne olur hesapları yapmaz. Erdem içselleştirilmiş yani
temel bir yaşantı ilkesi yapılabilmişse doğru eylemin kararını şıp diye verdirtir.
l
l
Uygulayalım-1
Aşağıdaki metni ve hikâyeyi  okuyarak, metnin sonundaki soruları cevaplayınız.
Değerler ve Doğrular

erdem
Ne yapmalıyım?”sorusuna verilen cevap genellikle “Doğru olanı yapmalısın.” olmuştur. Doğru olanı
yapmak, doğru eylemde bulunmaktır. Doğru eylemde bulunmak için bir insanın sahip olması gereken niteliklere ise
adı verilir. Bu tanım aynı zamanda erdemin, bir amacın gerçekleştirilmesinde kişinin belirli tarzlarda
eylemde bulunabilme kapasitesi olduğuna da işaret eder. Bu bakımdan erdem sadece ahlaksal alanda ortaya çıkmaz.
Örneğin; bir güreşçi için erdem, öncelikle güçlü, kuvvetli ve çevik olmaktır. Bu tür erdemler ahlaksal erdem
sayılmazlar. Bunlara meziyet denmesi daha uygundur. Ahlaksal erdemler, bir “iyi”nin gerçekleştirilmesi için kişinin
sahip olması gereken beceri, yetenek ve yeterliliklerdir. Bunlara erdem yanında fazilet de denir. Örneğin; Platon
mutlu olmak için dört erdem sayar: Kendine hâkim olma, cesaret, adalet, bilgelik. Bunların gerçekleştirilmesi, iyi
olanı ortaya çıkaracağından erdemli eylem olarak adlandırılır. İnsanı hayvandan ayıran en önemli yanı da budur.
Çünkü insan sorumlu bir varlıktır. Hayvanların sorumlu tutulamadığı yerde, kişi, eylemlerinden sorumlu tutulur. Bu
bağlamda insan varlığı, istek ve arzularını şekillendirerek, kendisine amaçlar koyarak erdemli bir karakter haline
gelir. İnsan hayvansal doğasını yok sayamaz. Fakat onu akıl yolu ile denetim altına alabilir ve almalıdır. O arzu ve
isteklerini yok saymak yerine bunları eğitip düzene sokmalıdır. Bu yüzden ahlaksal erdemler, aşırı uçlardan
uzaklaşarak “doğru orta”yı bulmaya hizmet eden erdemlerdir. Koşullar değiştiği ölçüde, doğru orta her insana göre
değişir. Fakat hep bir doğru orta vardır. Buna göre cesaret erdemi, korkaklık ile hesapsız atılganlık, cömertlik erdemi
müsriflik ile cimrilik, adalet erdemi haksızlık yapma ile haksızlığa maruz kalma arasındaki doğru ortadır. Bunların
gerçekleştirilmesi birer erdemli eylemdir.


91
Kendine hâkim olma, cesaret, adalet, bilgelik, çalışkanlık, doğruluk, ölçülülük gibi erdemler insanlar
tarafından yaşamda uygulandığında ortaya çıkar. Çünkü erdemi ifade eden sözler, erdemli olmak için yeterli
değildir. Çünkü erdem alanı bilgisel bir alan değil, pratik bir alandır. Erdemler kişi tarafından gerçekleştirildiği anda
erdem hâline gelir. Bu sebeple zor zamanda dahi doğruyu söyleyebilme cesareti erdem iken, cesaret hakkında
binlerce ciltlik bilgi birikimi olan kişinin durumu erdem olarak adlandırılamaz. Bu yüzden adalet, cesaret, doğruluk
gibi vasıflara erdem denilebilmesi için pratik olarak hayat içerisinde gerçekleşmiş olması gerekir. Ahlak konusunda
çok bilgili olmak ile ahlaklı olmak aynı şey olmadığı gibi, hukuk alanında ihtisası olmak ile adil olmak her zaman
aynı şey olmaz.
Yanlış ve Değerler
Sizin hayatınızda da hikâyedekine benzer örnekler var mı? Bunları arkadaşlarınızla paylaşın.
Kararlarınızda neler etkili olmuştu? Tahtaya yazarak üzerinde tartışınız.
On bir yaşındaydı ve ne zaman eline bir fırsat
geçse hemen evlerinin yakınındaki göle
balığa giderdi. Levrek avı yasağının
kalkmasından bir gün önce, babasıyla
akşamın ilk saatlerinde küçük güneş
balıklarından yakaladı. Sonra oltasına yem
takıp, oltayı fırlatma talimi yaptı. Gün
batımında yem suya değdiği zaman suda
altın haleler oluşturdu, daha sonra gölün
üzerinden ay doğmuştu. Oltasının hızla
çekildiğini hissedince, oltaya büyük bir
balık geldiğini anladı. Babası oğlunun balığı
çekişini hayranlıkla izledi.
Çocuk sonunda yorgun düşen balığı sudan çıkardı. O güne kadar gördüğü en büyük balıktı, bir levrek; ama
av yasağının kalkmasına sadece saatler kalmıştı. Baba-oğul güzelim balığa baktılar, pulları ay ışığında ışıl
ışıl parlıyordu. Babası bir kibrit yakıp saatine baktı. Saat on olmuştu. Av yasağının bitmesine daha iki saat
vardı. Önce balığa, sonra oğluna baktı.
- Suya geri bırakman gerekiyor, oğlum, dedi.
- Baba, diye itiraz etti çocuk ağlamaklı bir sesle.
- Başka balıklar da var, dedi babası.
- Ama hiçbiri bunun kadar büyük değil, dedi çocuk.
Göle şöyle bir göz attı. Gölde hiçbir balıkçı teknesi yoktu. Bir de babasına baktı bu kez. Ne kendilerini ne de
yakaladıkları levreği kimsenin görmediğinden emindi. Ancak babasının sesinden bu konuda hiçbir ödün
vermeyeceğini de anlamıştı. Oltanın ucunu balığın ağzından çekti ve balığı gölün karanlık sularına bıraktı.
Balık suya düşer düşmez, şöyle bir çırpındı ve gözden kayboldu. Çocuk bir daha bu kadar büyük bir balık
tutamayacağından emindi. Bu olay bundan tam otuz dört yıl önce oldu. Çocuk haklıydı. Bir daha o kadar
büyük bir balık tutamadı. Ne zaman değerler konusunda bir ikilem yaşasa hep o büyük balık gözünün önüne
gelirdi. Babasından öğrendiği gibi değerler, doğru ile yanlışın ne olduğu konusunda bize yol gösterirler.
Doğru olanı yapma kararı belleklerimizdeki canlılığını hiçbir zaman yitirmez. Fırsatlardan yararlanmak
değil, doğru olanı yapmaktır önemli olan.




Dostları ilə paylaş:
1   ...   28   29   30   31   32   33   34   35   ...   72


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2017
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə