ÜSTÜn yetenekli Çocuklar biLDİRİler kitabi



Yüklə 2,17 Mb.
səhifə24/37
tarix20.09.2017
ölçüsü2,17 Mb.
1   ...   20   21   22   23   24   25   26   27   ...   37

Super meslekî gelişimi bireyin gelişiminin bir boyutu olarak tarif ederek, meslekî olgunluk kavramını da (vocational maturity) aşağı yukarı zihinsel olgunlukla (mental maturity) aynı biçimde tanımlamıştır.

Meslekî olgunluğun beş ölçütü vardır. Bunlar: Meslek seçimine yönelme, tercih edilen meslekler hakkında bilgi edinme ve plân yapma, meslekî tercihlerde tutarlılık, özelliklerin kristalleşmesi ve de meslekî tercihlerin yerleşmesidir (Super ve diğerleri,1965, s.70-71).


Amaç

Araştırmanın genel amacı; düz lise ve fen liselerinde öğrenim görmekte olan öğrencilerinin mesleki olgunluk düzeylerini saptamaktır.

Araştırmanın genel amacı çerçevesinde, şu sorulara yanıt aranmaya çalışılacaktır. Örneklemi oluşturan öğrencilerinin

1. Demografik özellikler açısından (yaş, sınıf, cinsiyet, algılanan ekonomik düzey, babanın eğitim durumu, annenin eğitim durumu, kardeş sayısı, kaçıncı kardeş olunduğu, algılanan ebeveyn tutumu, daha önce sınıf tekrarı yapıp yapmama, okul türü, disiplin cezası alıp almama, okuduğu okuldan memnun olup olmama, hangi alanda okuduğu veya hangi alanı seçmeyi düşündüğü, seçmek istenilen yüksekögrenim programına karar verip vermeme, seçmek istediği mesleğe karar verip vermeme, şimdiye kadar bir işte çalışıp çalışmama daha önce bir işte çalışanların çalışma süresi, değişkenlerine göre dağılımı nedir?

2. Örneklemi oluşturan lise öğrencilerinin mesleki olgunluk düzeyleri demografik özellikler açısından anlamlı bir farklılık göstermekte midir?
Önem

Bu araştırmanın;

1. Bakanlık düzeyinde gençlerin sağlıklı bir meslek gelişimi süreci yaşamaları için yeni ve farklı düzenlemeler yapılabilmesi konusunda,

2. Okul düzeyinde, öğrenci kişilik hizmetleri bağlamında yapılacak rehberlik programlarının organizasyonunda,

3. Araştırmacılara mesleki olgunluk konusunda yeni bilgiler sağlayarak konu ile ilgili farklı araştırmalara ilgi çekmesi noktasında katkı sağlayacağı umulmaktadır.
Sayıltılar

1. Anket ve ölçeklere deneklerin verdikleri cevaplar onların gerçek görüş ve düşüncelerini yansıtmaktadır.


Sınırlılıklar

Bu araştırma;

1. 2003-2004 Eğitim Öğretim yılı ile,

2. İstanbul İli Anadolu yakasındaki fen liseleri ve normal liselerle

3. Öğrencilerin benlik saygısı düzeylerinin ölçülmesi Mesleki Olgunluk Ölçeği ile sınırlıdır.
Veriler ve Toplanması

Araştırmada bir anket ve Meslekî Olgunluk Ölçeği (MOÖ) kullanılmıştır. Bunlar;


Anket

Araştırmanın bağımsız değişkenleri hakkında veri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen anket, öğrencilerin yaş, sınıf, cinsiyet, algılanan ekonomik düzey, babanın eğitim durumu, annenin eğitim durumu, kardeş sayısı, gibi bazı demografik özellikleri belirlemeye yönelik sorulardan oluşmaktadır.

Meslekî Olgunluk Ölçeği (MOÖ)

Meslekî Olgunluk Ölçeği (MOÖ), Prof.Dr.Yıldız Kuzgun ve Dr. Feride Bacanlı tarafından 1996 yılında geliştirilmiş likert türü bir ölçektir. 40 itemden oluşmaktadır ve bu 40 item 8 ayrı meslekî tutum ve davranışı ölçmektedir.

Meslekî Olgunluk Ölçeği’nin güvenirliği için yapılan çalışmalarda iç tutarlılık katsayısı .80 , kararlılık katsayısı .82 bulunmuştur. Bu veriler ölçeğin son derece güvenilir olduğunu göstermektedir (Kuzgun ve Bacanlı, 1996).
YÖNTEM

Araştırmanın Modeli

Araştırma, İstanbul’da iki farklı lise türünde eğitim görmekte olan öğrencilerin özsaygı yönünden karşılaştırılması için yapılan ilişkisel tarama modellerinden karşılaştırma türü tarama modelinde bir çalışmadır.
Evren ve Örneklem

Araştırma evreni İstanbul ili Anadolu yakasıyla sınırlanmıştır. Örneklem için küme örnekleme kullanılmıştır. Her iki okul türü (Normal liseler, fen liseleri) birer küme olarak kabul edilmiş, bu okul türlerinden küme örnekleme ile random olarak Anadolu yakasından birer tane okul seçilmiş ve ölçekler ilgili okullardaki tüm öğrencilere uygulanmıştır.


Verilerin Çözümü ve Yorumlanması

İstatistiksel çözümlemeler geçmeden önce, demografik değişkenler gruplandırılmış ardından öğrencilere uygulanan ölçek (Mesleki Olgunluk Ölçeği) puanlanmıştır.

Daha sonra elde edilen verilerin istatistiksel çözümlemeleri bilgisayar ortamında gerçekleştirilmiştir.

Bu aşamada, araştırma grubunu oluşturan öğrencilerin demografik özelliklerini betimleyici frekans ve yüzde dağılımları çıkarılmış, sonra ölçeğin toplam puanları için –x, ss ve Shx değerleri saptanmıştır. Gruplar içerisinde normal dağılım özelliği göstermeyen gruplar için non-parametrik teknikler, normal dağılım özelliği gösteren dağılımlar için parametrik analiz teknikleri kullanılmıştır.

BULGULAR

Bu bölümde araştırmada ele alınan amaçlar doğrultusunda toplanan verilerin istatistiksel çözümlemeleri sonucunda elde edilen bulgular ve yorumları yer almaktadır.

Bulgular bölümünde önce örneklem grubunun genel yapısını tanıtıcı frekans ve yüzde dağılımlarına yer verilmiştir. Diğer bulgular; araştırmanın amaçları ve bu amaçların sunuluş sırasına göre değerlendirilmiştir.
Grubun Genel Yapısına İlişkin Frekans ve Yüzdeler

Araştırma sürecinde elde edilen demografik verilere göre örneklem grubunu oluşturan öğrencilerin belirlenen değişkenlerine ait dağılımların bir kısmı; ayrıca örneklemi oluşturan öğrencilere uygulanan en son bitirilen okuldaki başarı notu, Mesleki Olgunluk Ölçeği puanlarını; –x, ss ve SHx değerleri tablolar halinde verilmiştir. Fiziksel sınırlılıklar nedeniyle frekans dağılımları tablolarının tamamı metin içinde ayrı olarak sunulmamış, yapılan analiz tablolarıyla beraber verilmiştir.

Mesleki Olgunluk Ölçeği’nden Elde Edilen Puanlara İlişkin olarak Gerçekleştirilen Analizler

Bu bölümde örneklemi oluşturan öğrencilerin Mesleki Olgunluk Ölçeği’nden aldıkları puanların bazı bağımsız değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek üzere yapılan analizlere yer verilmiştir.

Analiz sonuçlarına ilişkin tablolar amaç sırasına göre aşağıda sunulmuştur:
TARTIŞMA VE YORUM

Mesleğe yöneltme ve mesleki rehberlik hizmeti, öğrencilerin gelecekteki yaşamlarını düzenlemelerine ve kendileri için en uygun gelen mesleki tercihleri yapmalarına yardım sürecidir. Mesleki rehberliğin bir boyutu da bireylerin kendilerini tanımalarına, ilgi, yetenek ve değerleri ile meslekleri ilişkilendirmelerine yardımdır.

Örgün eğitimin her basamağında derslerle meslekler dünyasının ilişkilendirilmesi, okulun öğrenciyi iş dünyasında çalışmak üzere eğittiğinin bilincinde olması gerekir. Oysa milli eğitim sistemimizde okulun iş ve meslek dünyası ile dirsek teması yeterince yoktur. İlköğretimde ve ortaöğretimde öğrenciler örgün eğitimden sonra bir mesleğe hazırlandıklarının farkında değilmiş gibi görünmektedir.

Rehberlik hizmeti verilen okullarda okula ve mesleğe yöneltme hizmetinden daha çok öğrencilerin psikolojik ve eğitimle ilgili ihtiyaçlarına yönelik hizmetler ağır basmaktadır.

“Araştırma bulgularına göre erkeklerin kızlara göre mesleki olgunluk düzeylerinin yüksek olması beklenen bir sonuçtur. Kızların erkeklere göre bazı mesleklerde daha çok ikincil konumda olmaları, erkeklerin toplumsal olarak mesleki bakımdan yetişmelerine verilen önem, aile geçindirme sorumluluğunun erkeklere ait olduğuna dair düşünceler erkeklerin mesleki bakımdan kızlardan daha olgun olmasının sebeplerinden sayılabilir.

Mesleki olgunluk bakımından 10. sınıf fen lisesi öğrencilerinin akranları genel lise öğrencilerinden daha yüksek puan almaları da beklenen bir sonuçtur.

Mesleki olgunluk bilişsel, zihinsel, keşfetme, öğrenme arzusu, başarı arzusu, olgunluk, bugünü ve geleceğini planlama, doğru ve ulaşılabilir mesleki hedefler belirleme, çalışkanlık, sebatkârlık, gerçekçi olma, olasılıkların farkına varma ve en uygun olanı değerlendirme kişisel ve toplumsal sorumluluk gibi bileşenlerle de ilgilidir. Bunlar aynı zamanda üstün yeteneklilerin sahip olduğu niteliklerdir. Fen lisesi öğrencilerinin yukarıdaki nitelikler bakımından genel lise öğrencilerine kıyasla daha avantajlı olması onların mesleki olgunluğu üzerinde artırıcı etkilerde bulunmuş olabilir.

Üstün yetenekliler arasında zor beğenir olma, mükemmeliyetçilik, yüksek standartlar taşıma, rekabet arzusu, çok yönlülük, karar verme becerilerinin eksikliği (Grene, 2003, s.66), zor ve zaman alan konulara yönelme, statülü ve kazancı yüksek meslek alanına yönelme gibi meslek seçimini zorlaştıran özelliklere sahip olanlar da mevcuttur. Toplumsal sorumluluğu ve sosyal adalet duygusunun yüksekliğinden dolayı bazı üstün yetenekli ergenlerin mesleğin kazancını ve statüsünü ikinci plana atıp hizmet odaklı mesleklere yöneldikleri görülebilir. Üstün yeteneklilere yönelik mesleki rehberlikte onların bu özellikleri dikkate alınmalıdır.

Üstün yetenekli gençler kendi kapasitesini kullanabileceği, kendini gerçekleştirebileceği, üstün yetenekli bir birey olarak tatmin duyacağı mesleki uğraşlara sahip olmalıdır. Merak duygusunun ve araştırma arzusunun yüksekliği onları araştırmaya ve bilgi üretmeye yönlendirir. Kurumların araştırma geliştirme birimleri (AR-GE) gibi çalışma alanları üstün yetenekliler için uygun çalışma alanlarıdır. Üstün yeteneklilerin uygun şekilde mesleki rehberlik hizmetinden yararlanmaları aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur. Üstün yetenekliler, toplumun gelişmesi ve refahı için en üretken bireylerdir ve özenle ele alınmalıdırlar.

Bu nedenle üstün yeteneklilere yönelik meslek rehberliği onların özelliklerine göre bireyselleştirilmelidir. Üstün yeteneklileri ilgi, yetenek ve kişilik özellikleri konusunda aydınlatmanın yanında, kendileri için en uygun yükseköğretim programlarının ve mesleklerin neler olduğu konusunda bilgilendirmek de üstün yeteneklilere yapılacak mesleki rehberliğin bir diğer boyutudur.

KAYNAKÇA

Çakar, Murat., Lise Son Sınıf Öğrencilerinin Mesleki Olgunluk Düzeyleri ile Denetim Odağı Düzeylerinin Karşılaştırılması. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 1997.

Grene, M.J., Reoper Review, Winter 2003, 25, 2., 2003.

Kepçeoğlu, Muharrem. Psikolojik Danışma ve Rehberlik. 6. Basım, Ankara: Gül Yayınevi, 1992.

Kulaksızoğlu, Adnan., Kulaksızoğlu, Nur. Meslekler Rehberi. İstanbul: Kavram Yayınları, 1997.

Kuzgun, Yıldız ve Feride Bacanlı. Meslekî Olgunluk Ölçeği El Kitabı. M.E.B. Ankara: Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı Yay. 1996.

Kuzgun, Yıldız. Meslekî Rehberliğin Bireylerin Yetenek ve İlgilerine Uygun Meslekleri Tanımalarna Etkisi. Doçentlik Tezi. Ankara: Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Yayın No: 118, 1982.

Otrar, Mustafa., Endüstri Meslek Liselerinde ve Çıraklık Eğitim Merkezlerinde Öğrenim Görmekte Olan 16-18 Yaş Grubundaki Ergenlerin Mesleki Olgunluk Düzeyleri ile Bazı Kişilik Özelliklerinin Karşılaştırılması. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, 1997.

Özoğlu, Ç.S. Rehberlik, Ankara: Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yayınları, 1977.

Super, Donald E. ve John O. Crites, Raymond C. Hummel, Helen P. Moser, Phoebe L. Overstreet, Charles F. Warnath. Vocational Development: A Framework for Research. New York: Teachers College Press, USA, 1965.

Tolbert, E.L. Counselling For Career Development. Boston: Houghton Mifflin Company, 1974.

Üstün Yetenekli Çocuklarda Mükemmeliyetçilik, Sınav Kaygısı, Benlik Saygısı, Kontrol Odağı, Öz-Yeterlik ve Problem Çözme Becerileri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

Özlem MISIRLI-TAŞDEMİR*

Yaşar ÖZBAY**

ÖZET

Bu çalışmanın amacı, üstün yetenekli çocuklarda sınav kaygısının duyuşsallık ve kuruntu boyutları üzerinde mükemmeliyetçilik, benlik saygısı, kontrol odağı, öz-yeterlik ve problem çözme becerilerinin yordayıcılığını incelemektir.



Araştırma grubu 489 Fen Lisesi öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri Sınav Kaygısı Envanteri (Öner,1986), Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (Özbay & Mısırlı-Taşdemir, 2003), Rotter İç Dış Kontrol Odağı Ölçeği (Dağ, 1991), Rosenberg Benlik Saygısı Envanteri’nin benlik saygısı alt ölçeği, Öz-Yeterlilik İnançlarını Değerlendirme Ölçeği, Problem Çözme Becerileri Envanteri (Şahin, Şahin & Heppner, 1993) ile toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde Çok Yönlü Regresyon Analizi ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu teknikleri kullanılmıştır.

Üstün yetenekli öğrencilerde sınav kaygısının mükemmeliyetçilik tutumlarından yordanmasında sonuçlar duyuşsallık boyutu için problem çözme becerilerinden aceleci ve kaçınan yaklaşım, kontrol odağı, öz-yeterlilik inançları ve hatalara aşırı ilgi ve davranışlardan şüphe mükemmeliyetçilik boyutları için istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Kuruntu boyutu için ise problem çözme becerilerinden aceleci, kaçınan, kendine güvenli ve planlı yaklaşım, benlik saygısı, dışsal kontrol odağı, düşük öz-yeterlilik inançları ve hatalara aşırı ilgi, davranışlardan şüphe, ailesel eleştiri ve kişisel standartlar mükemmeliyetçilik boyutları için istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Sonuçlar üstün yetenekli öğrenciler açısından tartışılmıştır.


GİRİŞ

“Üstün Yeteneklilik” sınıflandırması bilişsel, duyuşsal, sosyal ve fiziksel yüklemelerle ilgili üstün yetenekli bireyler ve normal akran gruplarını ayırmayı beraberinde getirmektedir. Özel yetenekleri olan çocukların akran gruplarına göre bazı üstün özellikleri bulunmaktadır.

Renzulli ve arkadaşları (1981) üstün yetenekli çocukların: (1) yüksek yetenek (yüksek zekâyı içeren), (2) yüksek yaratıcılık (yüksek fikirler oluşturma ve bu fikirleri problemlerinin çözümü için kullanabilme yeteneği), (3) yüksek görev sorumluluğu (Yüksek motivasyon düzeyi ve projenin sonunu görme becerisi) potansiyellerine sahip olmaları gerektiği görüşünü desteklemişlerdir. Çoklu kriter tanımlamasında kullanılan bu üç özellik –yüksek yetenek, yüksek yaratıcılık, yüksek görev sorumluluğu- bir çok alanda gerçek üstün yeteneklilik performansı için gerekli görülmektedir. Üstün yeteneklilik birey bu üç özelliği özel bir çaba ile performans için uyguladığında bu üç özelliğin birleşimi olarak tanımlanır (Hallahan-Kaufmann, 1991, s.405).

Mükemmeliyetçiliğin bir çok psikolojik ve fiziksel bozukluklarla ilişkili bir kişilik değişkeni olduğu bulunmuştur (Burns, 1980, s.34; Pacht, 1984, s.387; Frost ve diğ., 1990, s.475; Hewıtt-Flett, 1991, s.1369; Hewıtt-Flett, 1993, s.63). Son zamanlarda mükemmeliyetçilik kişisel ve sosyal unsurlar içeren çok boyutlu bir yapı olarak kabul edilmektedir. Mükemmeliyetçiliğin son kavramsallaştırılmaları yapının çok boyutlu doğasını vurgulamış ve bu boyutları ölçmek için ölçme araçları sağlamıştır (Frost ve diğ., 1990, s.478; Hewıtt-Flett, 1991, s.1371).

Mükemmeliyetçiliğin tam bir tanımı olmamasına rağmen, literatürde birçok önemli özelliği tanımlanmıştır. Bunlar arasında en çok göze çarpan özellik, performans üzerinde aşırı derecede yüksek kişisel standartlar oluşturmadır (Frost ve diğ., 1990, s. 480). Yapı ile ilgili yazılan yazılarda kavramın merkezi olarak aşırı derecede yüksek kişisel standartlar vurgulanmıştır (Burns, 1980, s.34; Hamachek, 1978, s.28; Hollender, 1965, s.100; Pacht, 1984, s.389). Mükemmeliyetçiliğin tanımlaması ile ilgili en önemli problem yüksek düzeyde başarılı ve yetenekli bireylerden mükemmeliyetçi insanların ayrılmamasıdır. Yüksek standartlar için çaba göstermenin patolojik olup olmadığı belirgin değildir. Zıt olarak bazı bulgular yaşamın pozitif bir yönünü yansıttığını göstermiştir (Blatt ve diğ., 1976, s.285).

Frost ve arkadaşları (1990) mükemmeliyetçiliği aşırı derecede eleştirel kendilik değerlendirmeleriyle ilgili ve aşırı derecede yüksek standartlar oluşturma eğilimi olarak tanımlamışlardır. Frost ve arkadaşları (1990) mükemmeliyetçiliği hata yapmaya aşırı dikkat etme, yüksek kişisel standartlara sahip olma, yüksek ailesel beklentiler ve ailesel eleştiri algılama, davranışlardan şüphe etme, düzen ve temizlik boyutları ile olarak tanımlanmıştır.

Mükemmeliyetçilik Hollingworth (1926)’un üstün zekâlı çocuklar üzerinde çalıştığı 1920’lerden beri üstün yetenekliliğin bir özelliği olarak bilinmektedir (Schuler, 2000, s. 185). Literatürde bilinen zihinsel ve duygusal alanların gelişiminin eşit olmaması, yüksek hassasiyet, farklı hissetme ve duygusal yoğunluk gibi diğer özelliklere rağmen (Roeper, 1982, s.15) mükemmeliyetçilik üstün yetenekliliğin en önemli özelliği olarak görülmeye devam etmektedir (Sılverman, 1995, s.5).

Sınav kaygısı bireyin değerlendirildiğini hissettiği durumlarda istenilmeyen kuruntu ve duyuşsallık yaşantısını içerir (Dusek, 1980, s.98). Yapılan testlerin ve sınavların akademik başarıyı değerlendirmesi en iyi örnektir. Ball (1995)’a göre sınav kaygısının etkileri kaygının seviyesi, görevin zorluğu ve öğrencinin yapabilirliğini içeren birçok değişken ile azaltılabilir. Düşük düzeyde sınav kaygısı öğrenciyi motive edebilir ve öğrencinin çabasını cesaretlendirme ile performansını artırabilir. Zıt olarak, öğrencinin iyi bir performans ihtiyacı zihinsel ilerlemeyi engelleyebilir. Bu durum özellikle başarı değerlendirmesinde öğrenme görevi istenildiğinde ortaya çıkmaktadır .

Sınav kaygısı duyuşsallık ve kuruntu olmak üzere iki boyutta ele alınmaktadır. Sınav kaygısının duyuşsallık boyutunun yüksek seviyeleri değerlendirici durumlar süresince yaşanan fizyolojik tepkileri içerir. Fizyolojik tepkiler (a) hızlı kalp atışları, artan cilt tepkileri, (b) baş dönmesi, (c) mide bulantısı, (d) panik, sinirlilik, gerginlik (Deffenbacher, 1980, s.223; Hembree, 1988, s.48). Duyuşsallık sınav kaygısının farklı bir boyutu olmasına rağmen, birey yüksek düzeyde kuruntu yaşadığında yüksek duyuşsallığın azalan performansla ilişkili olduğunu gösteren bulgular bulunmaktadır (Schwarzer, 1984, s.207).

Bilişsel sınav kaygısı değerlendirici durumlara bireylerin tepkilerinden ya da değerlendirici görevler öncesinde, değerlendirici görevler süresince ya da sonrasında değerlendirici durumlarla ilgili içsel diyalogdan meydana gelir. Yüksek düzeyde bilişsel sınav kaygısına sahip bireylerde ortak bir şekilde var olan düşünceler (a) akranları ile kendi performansını karşılaştırma, (b) başarısızlığın sonuçlarını düşünme, (c) performansta düşük düzeyde yeterlilik, (d) değerlendirme üzerinde aşırı kuruntu, (e) ebeveynleri için üzüntüye sebep olma, (f) test için hazır olmadığını hissetme, (g) öz-değer kaybı (Deffenbacher, 1980, s.225; Hembree, 1988, s.48).

Üstün yetenekli çocuklar ve ergenlerde mükemmeliyetçiliği açıklayan bir çok çalışma bulunmaktadır (Orange, 1997, s.40; Parker, 1997, s.560; Parker-Mılls, 1996, s.190; Parker-Stumpf, 1995, s.380; Schuler, 2000, s.190). Mükemmeliyetçilerin özelliklerini araştıran son girişimcilerden biri Wayne Parker ve arkadaşlarıdır. Araştırmalarında Frost ve arkadaşları (1990) tarafından geliştirilen çok boyutlu mükemmeliyetçilik ölçeğini kullanmıştır.

Üstün yetenekli öğrencilerle yapılan çalışmalarda mükemmeliyetçilik çeşitlerinin belirlenmesi yoluna gidilmektedir. Çalışmalar benzer olarak akademik olarak üstün yetenekli çocuklarda mükemmeliyetçiliği sağlıklı (uyumlu), sağlıksız (uyumsuz) mükemmeliyetçiler ve mükemmeliyetçi olmayanlar olarak sınıflandırmışlardır. Parker (1997), üstün yetenekli öğrencilerde sağlıklı mükemmeliyetçiler, sağlıksız mükemmeliyetçiler ve mükemmeliyetçi olmayanlar arasındaki farklılıkları tanımlamıştır. Siegle ve Schuler (2000)’nın üstün yetenekli çocuklar ve üstün yetenekli olmayan çocuklar arasında uyumlu ve uyumlu olmayan mükemmeliyetçilik farlılıklarını incelemeyi amaçlayan çalışmalarının sonuçları da diğer bulguları desteklemiştir.

Eğitim sürecinde önemli diğerleri ile sosyal karşılaştırma süreci öğrencilerin yetenek algılamalarına karar vermelerini belirlediği gibi akademik benlik kavramlarını, sınav kaygılarını ve yeterli performanslarını da belirlemektedir (Schwarzer-Lange, 1983, s.99). Zeidner ve Schleyer (1999) özel sınıflarda okuyan üstün yetenekli öğrencilerin daha düşük akademik benlik kavramı, daha yüksek değerlendirme kaygısı yaşadıklarını ve üstün yeteneklilik statülerini daha az memnuniyet verici olarak algıladıklarını bulmuşlardır.

Alpert ve Haber (1990) sınav kaygısının bazı insanlar için negatif, zorlaştırıcı bir etkisi olabilirken, bazıları için performans üzerinde pozitif, kolaylaştırıcı bir etkiye sahip olabildiğini incelemişlerdir. Araştırma sonucunda kendine yönelik ve sosyal düzene yönelik mükemmeliyetçilik performans anksiyetesi ile ilişkili bulunmuştur.

Boxtel ve Mosks (1992) üstün yeteneklilerin genel, akademik ve sosyal benlik kavramlarını incelemişlerdir. Araştırmanın bulguları üstün yetenekli başarılılar ve üstün yetenekli başaramayanlar arasında farklılık olduğu göstermiştir. Üstün yetenekli olup başarma düzeyi daha düşük olan öğrenciler çok düşük akademik benlik kavramı, yüksek sınav kaygısı puanları, dışsal kontrol odağı, düşük okulda iyi olma ve motivasyon puanları almışlardır.

Son yıllarda araştırmacıların mükemmeliyetçilik ile ilgili yaptıkları çalışmalar mükemmeliyetçiliği ölçmek için hazırlanan ölçekleri ve mükemmeliyetçilik ve duygusal-fiziksel problemler arasındaki ilişkileri ve teşhis araştırmalarını içermektedir. Mükemmeliyetçiliğin düşük benlik saygısı ile ilişkili olduğu ve mükemmeliyetçiliğin patolojik bir durum olduğunu belirten bulgular önceki teorik bilgilerle tutarlıdır (Ashby-Rıce, 2002, s. 200). Mükemmeliyetçilik ve benlik saygısı ile ilgili yapılmış araştırmalar bu ilişkiyi daha çok mükemmeliyetçiliğin uyumlu ve uyumsuz özellikleri ya da boyutları açısından ele almışlardır. Ashby ve Rice (1999) uyumlu olmayan mükemmeliyetçiliğin düşük benlik saygısı, uyumlu mükemmeliyetçiliğin yüksek benlik saygısı ile ilişkili olduğunu bulmuşlardır.

Karnes ve D’Illo (1991) üstün yetenekli çocukların kontrol odaklarını araştırmışlardır. Araştırmanın bulguları yaşı büyük olanların ve kız öğrencilerin daha çok içsel kontrol odağına sahip olma eğiliminde olduklarını göstermiştir.

Öz-yeterlilik inançları bireyin bilişsel, motivasyonel, duygusal ve karar verme sürecinde bireyin fonksiyonlarını düzenler (Bandura-Locke, 2003, s.90). Yüksek öz-yeterliliğe sahip bireyler performans için pozitif alternatifler sağlayan başarı senaryolarını gözlerinde canlandırırlar ve potansiyel problemleri için en iyi çözüm yollarını belirlerler. Kendilerini yetersiz olarak algılayan bireyler ise başarısızlık senaryolarını canlandırma eğilimindedirler ve bir şeylerin nasıl yanlış gideceğini düşünürler (Bandura, 1989, s.730). Literatürde öz yeterlilik duyguları uyumlu mükemmeliyetçilerin bir özelliği olarak görülmektedir. Ashby ve Rice (2002) uyumlu mükemmeliyetçilerin uyumsuz ya da mükemmeliyetçi olmayanlardan daha yüksek öz-yeterlilik puanlarına sahip olduklarını bulmuşlardır.

Uyumlu mükemmeliyetçilerin akademik performans için yüksek standartlar oluşturdukları ve yüksek seviyelerde genel ve sosyal öz-yeterliliğe sahip oldukları görülmüştür. Bununla birlikte standartları ve performansları arasındaki zıtlığa daha az ilgilidirler (Locıcero-Ashby, 2000). Uyumsuz mükemmeliyetçiler ise standartları ve performansları arasındaki zıtlıklarla ilgili olma (Locıcero-Ashby, 2000, s.183); düşük benlik saygısına sahip olma (Rıce ve diğ., 1998, s.310); düşük öz-yeterlilik algılama (Locıcero-Ashby, 2000, s.183); daha erteleyici ve depresif olma (Saddler Ve Buckland, 1995, s.489) ve yüksek seviyelerde stres yaşamalarına rağmen resmi kaynaklardan yardım almama (Ey ve diğ., 2000, s.28) eğilimlerindedirler.

Problem çözme becerileri amaç yönelimli dört basamaktan oluşmaktadır: (a) problemin tanımı ve formülasyonu (b) alternatif çözümler oluşturma (c) karar verme ve (d) çözümü yürütme ve doğrulama (çözüm sonucunun değerlendirilmesi ve gözlenmesi) (D’zurılla-Nezu, 1990, s.159). D’Zurilla ve Nezu (1990)’nun modeline göre bu beceriler özel bir problemin etkili bir şekilde çözümlenmesini gerektirir. Her beceri basamağının etkili ve uyumlu çözümlemeyi keşfetmeye önemli ve farklı katkıları bulunmaktadır.

Mükemmeliyetçiliğin sınav kaygısını yordayıcı rolü üzerinde benlik saygısı, kontrol odağı, öz-yeterlilik inançları ve problem çözme becerilerinin belirleyiciliğini ortaya koymanın üstün yetenekli öğrencilerin sahip oldukları özellikler, karşılaştıkları güçlükler, kendilerini olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilen faktörlerin belirlenmesi ve üstün yeteneklilerin özellik ve ihtiyaçlarına uygun, yeteneklerini geliştirebilecekleri eğitim programlarının oluşturulmasına katkı sağlayacağı düşüncesi etkili olmuştur.



Dostları ilə paylaş:
1   ...   20   21   22   23   24   25   26   27   ...   37


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©genderi.org 2019
rəhbərliyinə müraciət

    Ana səhifə